Her şey bıraktığım yerde fakat maskeler artık çene altlarında değil, tam da olması gerektiği yerde, ağızlarda.
Her şey bıraktığım yerde fakat maskeler artık çene altlarında değil, tam da olması gerektiği yerde, ağızlarda. Bu açıdan çok sevindim. Artık işleri ciddiye almaya başladılar yeniden. Umarım vaka sayılarına da yansır bu durum ve düşmeye başlar sayılar…
Dün uzun süreden sonra ilk iş günümü geçirdim. Benim için değişik bir an oldu. Neredeyse 9 gündür kimseyi görmeden süren yaşam, sonunda arkadaşlarıma, ortamıma kavuşunca biraz afallamama sebep oldu açıkçası. Ama çalışma ortamımı o kadar çok özlemişim ki, hemen bitti afallama. Yerini büyük bir özlemi telafi etmek kaldı.
Eski günlere geri döndük artık... Haber koşturmaya devam. Ne var ki dikkatleri daha çok toparlamamız gerekiyor. Daha çok tedbirlere uyarak devam ediyoruz haberlerimizde de… Bir musibet bin nasihatten iyidir diyoruz ve herkese bu yaşanılan olayın örnek olmasını diliyoruz.
Peki, şimdi ne olacak?
Ben yine kaldığım yerden devam edeceğim aslında. Yine hayatımın ufak ayrıntılarını sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Farklı konularda buluşacağız. Belki tartışacağız belki de anlaşacağız. Ama yazmak her zaman olduğu gibi bugün de benim elimden tutan en güzel eylem olarak karşımda duruyor.
Yazmak.
Kimisi için bir anlam ifade etmez belki ama kimisinin ise hayatıdır yazmak. Kimisinin sırdaşıdır kimisinin en büyük düşmanı…
Yazı öyle kudretlidir ki, ne derler bilirsiniz; ‘kalem kılıçtan keskindir.’
Bu yüzden ne olursa olsun yazmak, benim için çok özel bir yeri var. Yazı yazmak, şiir yazmak, not tutmak… Hatta alışveriş listesi yapmak bile.
Bence siz de denemelisin. Yazı yazmanın rahatlatıcı gücünü keşfetmelisiniz.