İzolasyonun son günlerindeyiz.
İzolasyonun son günlerindeyiz. Kötü haberler almadan bu dönemi atlatmak, en sevindirici durum. Kıymetini daha çok anlıyor insan sahil kenarında yürümenin. Tabi bu dönemde ‘maskenizi’ takarak yürümenin… Maskeyle olsun da yeter ki olsun! Eğer giderseniz deniz görmeye, benim içinde bakın o maviliğe…Gün kavramı evde durdukça kayboluyor. Bunu normalleşme sürecinden önce evde kaldığımız dönemde de fark etmiştim. Günler birbirine geçiyor sanki. Bugün Cuma mı Salı mı anlamıyorsunuz. Tek takip ettiğiniz şey, saatler oluyor. Şu an saat kaç?
Zamanın nasıl ilerlediğini görmek ve onu kontrollü bir şekilde harcaman, insanoğlunun en büyük gayesi. Günü, belli zamanlara ayırarak onu kullanma ihtiyacı çok eski tarihlere dayanıyor. Tarihin içerisinde büyük yer kaplıyor aslında bu saat kavramı. Her şehirde bulunan ‘tarihi saat kuleleri’ belki de bunun en somut örneği. Kolumuzda, cebimizde bulunan bu saatin atasına bakar gibi bakıyoruz bu yapılara.
Bu konuda çok güzel bir araştırma yaparak hazırladığı ve bizlere sunduğu çok güzel bir anlatısı var. Youtube’da kendi sayfasında ‘Zihnimin Kıvrımları’ bölümünde Zamanın Keşfi isimli videosunu izlemenizi tavsiye ederim. Hatta tek bu videosunu değil, bu serinin diğer videolarını dinlemenizi, ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
Fakat şimdilik zamanda kalalım.
Şimdide kalmak… İhtiyaçlarımızdan biri de bu aslında. ‘Anda kalabilmek’.
Özellikle meditasyon terimlerinde bolca duyarız bunu. Geçmiş ve geleceği düşünmeden, şimdiye odaklanmak.
Peki, neden bunun bizi rahatlatacağını düşünüyoruz? Şimdide kalabilmek bize ne fayda sağlıyor?
Kimi zaman geçmişi düşünmek pişmanlık, kimi zaman geleceği düşünmek ise olmayan endişeleri bize getirebiliyor ve bu da istemsizce insanın duygularını daha da derinleştirebiliyor. Ne geçmişimizde yaşadığımı anları ne de gelecekte henüz yaşanmamış olan olaylara müdahale edebiliriz.
Yani geçmişi ve geleceğe takılı kalmak, asla kontrolümüzde olmayan bir duruma karşı bizi olduğumuz yerde koşmaya davet ediyor. Bu durum ise çok yorucu bir hal alıyor.
Fakat kontrol edebildiğimiz bir an var; bu da şimdi.
Şimdiye odaklanarak geçmişin bitmiş, geleceğin henüz gerçekleşmemiş olaylarını düşünmekten çok daha verimli olabiliyor. Çünkü şimdiyi kontrol edebiliriz. Bu da bize güç, denge ve motivasyon sağlıyor.
Anda kalmak zor, sadece şimdi de yaşamak çaba istiyor. Zihnimiz bazen geleceğe gidebiliyor bazen ise geçmişe dönebiliyor… Bu durumları ise kaynak yaratarak olumluya çevirmek ve şu ana harmanlamak bizim elimizde. Geçmişte pişmanlık duyduğumuz olaylardan tecrübemizi almak ve geleceğe karşı duyduğumuz endişelerin gerçekleşmemesi için şimdiden eyleme geçmek gibi pratiğe dökebiliriz. Şimdi hakkında düşünmek, elimize çok daha fazla olumlu seçenek sunuyor gibi gözüküyor.
Zamanı derinlemesine düşünün, şimdiye odaklanın.