Güncel hayatımızda CAMİ veya KİLİSE çıkışlarında el açıp “Allah rızası için paraya isteyenler” yıllardan beri hep vardır…

Güncel hayatımızda CAMİ veya KİLİSE çıkışlarında el açıp “Allah rızası için paraya isteyenler” yıllardan beri hep vardır…

Dilenme ihtiyaçtan doğarsa da ihtiyacı bitse bile, “dilenmek meslekleşir…”

Bu gelenekte dilenmek Allah adına yapılır,

“dilenmek> dil-e-n-mek kendi adına olur; bunlar ihtiyaçlarını gidermek için bir nevi Allah’ı kullanırlar, Allah ile aldatmayı âdet haline koyanlardır…

Çalışmadan hazır kazanç yolu, işin en kolay, zahmetsiz, camiden veya gayr-i müslüm olan her toplumda bu EL açarak gerekeni istemedir…

İslâm dini, üretmeyi ve üretmeyi esas alarak dilenmeyi, izzet-i nefsi zedelediği ve tembelliğe yol açmak için hoş karşılanmaz; ihtiyaç olmadığı halde dilenmek haram sayılmıştır. Sadece açlıktan ölme riski, ağır borç veya büyük bir musibet gibi eksikliğin mevcut olduğu, ihtiyaç miktarınca istenmesi görülür. (Diyanet TV +5)

İslâm'da Dilenme Konusundaki Temel Yaklaşımlar:

“Çalışmaya Teşvik: İslâm, kişinin kendi emeğiyle geçimini esas alır. Hz. Muhammed (sav), bir kişinin odun toplayıp satmasının, dilenmesinden daha hayırlı olduğunu vurgulamıştır.

Haram ve Zillet: İhtiyacı olmadığı halde zenginleşmek veya malını arttırmak için dillenmek haramdır ve kıyamet günü bünyesinde tırnak izi (yara) olarak sıcaklık bir cehennem azabına vesile olur.

Dilencilik Yapmak: Dilenmeyi meslek edinenler, İslâm'ın tevekkül anlayışını yanlış yorumlayarak çalışmadan insanlardan sırtından geçinmeye çalışan kişiler olarak görülür.

Yardım Ahlâkı: Müslümanların sadaka, zekât ve fitre-fidye gibi yardımlar yapılırken, gerçekten yüksek maliyetli kişilerin araştırmaları ve yardıma öncelikle kaydolandan (ihtiyacı olanlardan) başlamaları tavsiye edilir.

Özetle, İslâm insanının onuruna, izzet-i nefsine (öz saygı) ve şerefine (onuruna) büyük önem verir; dilencilik ise bu onuru ayaklar tabanında alan bir eylem olarak verildi.

https://www.google.com/search?q=Dilenmek+ve+%C4%B0sl%C3%A2m&rlz=1C1CHBD_trTR1126TR1126&oq=Dilenmek+ve+%C4%B0sl%C3%A2m&gs_lcrp

TASAVVUF.

“Dilencilik bir meslek, dilenmek de bir geçim yolu olarak kabul edilmemekle beraber başlangıçtan beri İslâm toplumunda çeşitli sebeplerle dilenenler ve bu yolla geçimlerini sağlayan zümreler görülmüştür. Bunların başında bazı mutasavvıflar ve dervişler gelir.

Dünyayı terkeden, var olan mal ve servetlerini elden çıkardıktan sonra fakir bir hayat yaşayan bazı sûfîler geçinebilmek için zaman zaman dilenmek zorunda kalırlardı. İlk sûfîlerden Ebü’l-Hüseyin en-Nûrî’nin dilendiği, Ebû Saîd el-Harrâz’ın “şey’en lillâh” deyip halka avuç açtığı bilinmektedir (Ebû Tâlib el-Mekkî, II, 206; Gazzâlî, IV, 216).

Büyük sûfîler (tasavvuf sahibi) de müridlerin (öğrenci) kibrini kırmak ve mütevazi olmalarını sağlamak maksadıyla onları dilendirir, melâmet (hor görülme) ehli ise kınanmak için hem dilenir hem de çevrelerinde toplananlara dilencilik yapmalarını emrederlerdi. Bu yüzden Bağdatlı bir sûfî, nefsine dilencilik zilletini tattırmadan ağzına bir lokma koymazdı (Serrâc, s. 253).

Çalışıp kazanmayı terkederek bütün zamanı ibadete ayırmanın ve rızık konusunda Allah’a tevekkül etmenin dinî bir tavır olduğuna inanan dervişler geçim sıkıntısı çekince dilenmek zorunda kaldıklarından (Ebû Tâlib el-Mekkî, I, 29; II, 192) Cüneyd-i Bağdâdî gibi ünlü sûfîler sadakalarını dervişlere veren servet sahiplerini övmüşlerdir (Serrâc, s. 466). Şeyhler, tasavvuf yoluna girmek isteyenleri odun taşıtmak, abdesthane temizletmek ve dilencilik yaptırmak suretiyle dener, çile çektirir ve bu şekilde benliklerini kırarlardı.

İlk sûfîler arasında yaygın olmayan dilencilik sonraki asırlarda yaygınlaşmış ve birtakım dilenci derviş zümreleri ortaya çıkmıştır. Uzun saçlı, sakallı, yırtık ve yamalı cübbeli, derbeder görünümlü dervişler dualar ve ilâhiler okuyarak, bazan halkın keramet saydığı acayip hareketler yaparak özellikle üç aylarda ve hasat zamanlarında dolaşır ve bu yoldan geçimlerini sağlamaya çalışırlardı. Esasen sözlükte derviş kelimesi “dilenci” anlamına gelir (Dihhudâ, XIII, 520).

Bazı medrese öğrencileriyle hocalarının bilhassa üç aylarda ve hasat mevsimlerinde halkı irşad amacıyla dolaşıp vaaz ve nasihat etmelerini, buna karşılık halkın onlara aynî veya nakdî hediyeler vermesini dilencilik şeklinde yorumlamak isabetli değildir. Zira İslâmî bilgi ve kültürün halk arasında yayılmasında önemli payı olan bu uygulamanın istismarı neticesinde ortaya çıkan ve dilenciliğe varan tutum ve davranışlara karşı bizzat ulemâ ve vâizler de mücadele etmişlerdir (bk. CER).

İslâm’da dilenmek hoş karşılanmamakla beraber Kur’ân-ı Kerîm varlıklı kişileri isteyene yardımda bulunmaya teşvik eder (bk. el-Bakara 2/177; ez-Zâriyât 51/19; el-Meâric 70/25; ed-Duhâ 93/10; Fahreddin er-Râzî, V, 42; XXVIII, 205-220; XXXII, 219). At üstünde bile gelse dilencinin elinin boş çevrilmemesini tavsiye eden bir hadis de rivayet edilir (el-Muvaṭṭaʾ, “Ṣadaḳa”, 3; Ebû Dâvûd, “Zekat”, 33).

İslâm âleminde çaresiz kaldıklarından dilenenler olduğu gibi dilenciliği meslek edinenler de mevcuttur. Yollarda, kavşaklarda, cami kapılarında avuç açıp dilenenler arasında, bu yoldan kazandıkları paralarla büyük servet sahibi olanlar bulunduğu gibi sakat insanları ve özellikle çocukları dilenmeye zorlayanlar, hatta sırf dilencilik yaptırmak için çocukları sakat hale getirenler de vardır.

Geçinmek için yüzsuyu dökerek zaruret ölçüsünde dilenenlerle para kazanmak için dilenenlerin eşit tutulamayacağı açıktır. https://islamansiklopedisi.org.tr/dilencilik

Ukrayna / Odessa’daki bir ANIMLA bitiriyorum…

“13 Nisan 2007 yılı Ukrayna’nın Pasha günlerinden biri olan Cuma namazı kılmak için bir İslâmî bir topluluğun düzenlediği mescit olan eve gittik, namazı kıldıktan sonra Fakültede dersimiz yaptık, vakit erdendi, gezme güzergahı olarak bilinen semtinde gezerken Pasha yumurtası almak için Odessa'nın ünlü Deribasovskaya Caddesi'ne çok yakın bir yerde bulunan en büyük ve en önemli katedrali ve en büyük Ortadoks Kilisesi olan Gezimanya'ya girdim…

İçerideki ayini izledim, siyah takım elbiseli gençlerin “ilâhilerini” dinleyip-izledim;. kırmızıya boyanmış, haşlanmış yumurtalarımı da aldım, dışarı çıktım…

Kilise kapısında gördüklerim beni şaşırtmadı, CUMA namazından sonra camiden çıkışlarımız geldi, gözümün önüne 😊 el açan kadın-erkek, çocuklar yanıma yanaşınca, cami kapılarında aynı hareketle PARA isteyenleri bizdekileri anımsadım…

Kiliseden çıktığımı gören, beni tanıyan arkadaşlardan biri “hayırdır hocam, Cumada beraberdik, “kilisede ne geziyorsun” demez mi 😊)) ?!..

“dil-e-mek” güzel, “dil-e-n-mek” onur kırıcı, “dil-l-en-mek” iyi değil-dedi-kodu malzemesi olur, kişilik zedelenir…

Hristiyanlar olarak dilencilere BAKIŞI !..

“Güney Afrika'da yaşıyorum ama eminim durum ABD'nin bazı bölgelerinde de aynıdır.

Burada, neredeyse gittiğiniz her yerde dilenen çok sayıda evsiz insan var.

Sorum şu: Onlara karşı bir Hristiyan olarak nasıl davranmalıyım?

İncil'de, açlarsa kapımızdan yiyecek isteyen birini geri çevirmememiz gerektiğini söyleyen birçok yer var.

Ama İncil ayrıca yemek yemek istiyorsanız çalışmanız gerektiğini de söylüyor.

Yeni Ahit'teki İnciller'e bakarsanız, tüm dilenciler ya çalışamayacak kadar engelliydi (eğer erkeklerse) ya da çocuklu dul kadınlardı.

Ülkemde çalışabilecek birçok insan var, ancak uyuşturucu kullanıyorlar ve dilenmeyi tercih ediyorlar. Okulu bırakan ve okula gitmek yerine dilenmeyi ve uyuşturucu kullanmayı seçen birçok çocuk da var.

Ayrıca İncil'de şu anki kadar çok dilenci olmadığını hissediyorum (ayrıca uyuşturucu kullanmıyorlardı ve çalışabiliyorlardı).

Evime düzenli olarak dilenmeye gelen bazı insanlara, okula geri dönmeleri veya iş bulmaları için yardım teklif ettim ve sonra ilgilenmediklerini söylediler. Bundan sonra, aynı insanlara yardımımı istemedikleri için benden bir daha dilenmemelerini söyledim.

Bu insanlara nasıl cevap vermeliyim? (İncil'e göre ve bir Hristiyan olarak)https://www.reddit.com/r/Christian/comments/yurbo5/how_should_we_as_christians_act_towards_beggars/?tl=tr

DİLENMEK dünyada gelenekleşmiş, ama İslâm dünyasındaki TASAVVUF gibi değildir; Tasavvufun bu yönü güncel olarak tartışılabilir

Çanakkale’den SEVGİLERLE !...

25.03.2026

Dr. Hayrettin Parlakyıldız

Akademisyen. E. Öğretim Üyesi