Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Sönmezer, kanser tedavisi gören hastaların doğurganlığını korumaya yönelik geliştirdiği yöntemlerle yalnızca Türkiye'de değil, dünyada da tıp literatürüne yön veren çalışmalara imza attı. Yumurtalık dokusunun dondurulmasından kanser hastalarında geliştirilen yeni tedavi protokollerine kadar birçok bilimsel yeniliğin öncüsü olan Sönmezer, yıllar süren araştırmaların ardından binlerce hastaya yeniden çocuk sahibi olma umudu kazandırırken, Türk bilim insanlarının uluslararası alandaki başarısını da gözler önüne serdi.

“Kanserli Hastaların Doğuganlığını Korumaya Yönelik Proje Hazırladık”

Ankara Üniversitesi Tıp fakültesi kadın hastalıkları ve doğum anabilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Sönmezer, kanser tedavisi gören hastaların doğurganlığını korumaya yönelik geliştirdiği yöntem ile hastaların çocuk sahibi olabilme şansını yükseltiyor. Uyguladığı yöntem ile birçok kanser hastasının gebe kalarak çocuk sahibi olmasını sağlayan Profesör doktor Murat Sönmezer çalışması ile kemoterapi ve radyoterabi tedavisi gören hastalara yeniden çocuk sahibi yeteneğini geri kazandırıyor. Uyguladığı yöntem ile ilgili açıklamalar yapan Sönmezer bu yöntem ile çok sayıda kanser tedavisi görmüş ve kurtulmuş hastaların yenişen doğurgan olmalarını sağladıklarını ifade ederek şunları söyledi. “Çalışmalarıma 2004 yılından başladım. 2003 yılında Amerika'dan dönmüştüm. Orada doğurganlığın korunmasıyla ilgili özel teknikler üzerinde çalışmıştım. Özellikle yumurtalık dokusunun dondurulması konusunda 2004 yılında devlet planlama teşkilatının hala çalıştığı dönemde bu konu üzerine bir proje aldık ve kanserli hasta doğurganlığın korunması açısından yumurtalık dokusunun dondurulması ile ilgili bir proje hazırladık ve projeyi kazandık. Bu ne anlama geliyordu? Kanserli hastalarda tedavi için uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi protokoller yumurtalıkları tamamen öldürüyor ve bu hastalar kanser tedavi olmuş oluyorlar ama ileride bu hastalar uygulanan tedavi yöntemi nedeni ile kısır oluyorlar. Yani çocuk sahibi olamaz hale geliyorlar. Biz de ne yapıyoruz? Biz bu hastaların kanser tedavisi öncesinde yumurtalık dokusunu donduruyoruz. Tabii bu yumurtalık dondurmak yöntemi zannedildiği gibi çok basit işlem değil. Bu gerçekten yüksek teknoloji gerektiren bir işlem. Yüksek teknoloji gerektiren bu işlemde yumurtalık dokusu, küçük parçalara ayrılarak nitrojen tanklarında ve yaklaşık eksi 200 derecede donduruluyor. Bu işlemden sonra kanserli hatanın tedavisi başlıyor. Hasta kanserden tedavi oluyor. Kanserden kurtuluyor, aradan Yıllar geçiyor. Bu hastanın yumurtalık fonksiyonları bitiyor. Veya erkekse sperm fonksiyonları bitiyor. Yani hasta kanserden kurtulmuş oluyor, ancak doğurganlığını kaybetmiş bir halde yaşama devam ediyor. Bu hasta aslında bir noktadan baktığınız zaman hayatını bir alamda eksik olarak sürdürüyor. İşte biz bu hastalara, yani kanser nedeniyle kemoterapi alan ve aldığı kemoterapi ve radyoterapi nedeni ile doğurganlık yeteneğini kaybeden hastaların bu yeteneğini uyguladığımız yöntem ile yeniden doğurgan olmasını sağlıyoruz.”

“Türkiye’de İlk Kez Uyguladık”

Yöntemin Türkiye’de ilk kez uygulandığını ve çok başarılı sonuçlar elde edildiğinin de altını çizen Sönmezer “Yöntem sadece kanser tedavisi görmesi gereken hastalar için uygulanmıyor. Son yıllarda doğurganlık durumu için tehlikeli olan ameliyat ve hastalıklar içinde uyguluyoruz. Mesela, yumurtalıklarla ilgili bir ameliyat geçiren hastalar biz geliyorlar ve “Acaba bu ameliyat gelecekte doğurganlık riski oluşturur mu?, biz doğurganlığımızı nasıl koruyabiliriz?” diye soruyorlar. Bu hastalarımıza da bu yöntemi uyguluyoruz. İşte biz hatalarımızın Doğurganlığını korumak için, bu nedenle yumurtalık dokusunun dondurması projesini geliştirdik ve Türkiye'de ilk defa bu yöntemi uyguladık. Yumurtalık dondurma işlemi gören çok sayıda hastamızda işlem yapıldıktan uzun yıllar sonra yumurtalıkları çözerek uygulanan yöntem ile gebelikler elde ettik. Bu Dünyada çok önemli bir teknoloji ve bu teknoloji sayısı çok az olan ülkeler kullanıyor. Bu çok kasıtlı ülkelerde dondurulmuş yumurtalık dokusunun sonradan hastaya nakledilmesi sonra gebelikler elde ediyor ki biz bunu elde ettik. Yani bizi, Türkiye'de şu anda kanser tedavisi veya bazı hastalıklar nedeni ile tedavi öncesi yumurtaları dondurulmuş ve hastalık tedavi olduktan sonra çözülmüş yumurtalar yeniden hastaya nakledilmiş, hatta menopoz’a girmiş hastalara çözülmüş yumurtalar nakledildikten sonra tüp bebek yöntemi ve doğal yollar ile çok sayıda gebelik elde ettik.” dedi.

“Sonuçlar İçin Uzun Yıllar Bekledik”

Bu tür çok önemli uygulamaların sonuçlarını almak için çok uzun yıllar beklenmesi gerektiği bilgisini de veren Sönmezer, bu yöntem konusunda Türkiye olarak dünyada önemli bir konuma geldik dedi. Sönmezer şunları söyledi. “Bizim Türkiye'ye getirdiğimiz bu çok önemli teknolojiyle 2004 yılında başladık ve 2019 yılında yumurta dondurma yöntemi ile hastalarımızda gebelikler elde etmeye başladık. Niye bunu söylüyorum? Çünkü bazı noktalarda bir başarı elde etmeniz için veya yaptığınız bir işlemin sonucunu elde etmeniz için yıllar çalışmanız gerekiyor. 2004 yılında başladığım projede 15 yıl sonra ilk gebeliği elde ettim. Bu aslında yumurtalık dondurma tekniğinin son derece büyük emek yoğun bir eşik olduğunu gösteriyor. Bu bizim Türkiye'ye getirdiğimiz bir ilkti ve dünya çapında da şu anda bu alanda önemli bir noktaya geldik.”

“Bekar Bayanlarda ve Kız Çocuklarında Yöntemi Farklı Bir Şekilde Uyguluyoruz”

Dikkat kalp krizi riskini arttırıyor!
Dikkat kalp krizi riskini arttırıyor!
İçeriği Görüntüle

Kanserli hastaların tekrar doğurganlıkları kazanmasını sağlayan yöntem ile ilgili çok sayıda yayınlarının da olduğu bilgisini veren Sönmezer bu yayınlara çok sayıda atıf yapıldığını da söyledi. Kansreli bekar bayan yada kız çocuklarının tedavi sonrası gece kalabilmesi ile ilgili yine kendi bulduğu yöntemi uygulayarak çok sayıda gecelik elde ettiğinin de altını çizen Sönmezer “Çok başarılı yöntem Yumurtalık dondurma yöntemi ile doğurganlığın korunması ile ilgili çalışmamızda birçok yayınımız var. Proje başlamasından yıllar sonra yumurta hücresinin dondurulması da Türkiye'de yasal hale geldi. Kimlerde yasal örneğin? On beş yaşında bir hasta ve yirmi yaşında bekar hastalar geldi. Bu hastaların yumurtalık rezervi azalmış. Veya bu hastalar kanser tedavisi alacak. Ya başka nedenlerden ya da cerrahiye gidecek. Mesela, yumurtalık kisti var. Bu hastalarda da Yumurta hücresinin dondurulması Sağlık Bakanlığı tarafından yönetmelikle yasal hale getirildi. Yalnız şimdi bu hastalar şöyle bir problem var. Doğurganlığın korunması için yumurtalık dondurma işlemini biz tüp bebek yöntemi ile yapıyoruz. Ama tüp bebek yöntemini kullanırken biz hastanın yumurtalarını vajinal yol ile topluyoruz. Ama bekar bir hastada bunu yapamazsınız. Vajinal yolu nasıl kullanacaksınız? Yani hastanın bekaretini açmanız gerekecek kızlık zarını. Şimdi eskiden bu raporla hallediyorduk. Yani rapor veriyorduk hastaya ama sonra ben daha önce 2011 yılında normal tüp bebek yapmış olduğum bir hastada daha önce ameliyat geçirdiği için vajinal yolla yumurtalara ulaşamadım. Yumurtaları, vajinanın içerisinden geçirdiğimiz bir iğne ile topluyoruz. Ancak hastanın geçirmiş olduğu ameliyattan dolayı yumurtaları çok yukarıya yerleşmişti ve toplayamadık. Ben bunu karından toplamayı denedim. Ama Normalde karından kullandığımız prob değil vajinal probla yumurtaları topladım. Bunun daha uygun olacağını düşündüm. Ve o yöntemi denediğimiz hastayı bu şekilde gebe bıraktık ve bu hastamız doğum yaptı. Sonra yumurta dondurma işlemi yasal hale gelince “Ben Bunu Bekar Hastalarda da Yapabilirim.” dedim Bekar hastalarda yumurta dondurmak için yumurtalıkların alınmasını karından ve vajinal probla yapılabildiğini gösterdim. Etik kurulu raporu aldım. Bekar hastaların doğurganlığını korumak için kullandığım yumurta dondurma yöntemi ile ilgili üç tane yayın yaptım bu. Ve yaklaşık olarak şu anda bine yakın hastada bunlar ki son zamanlarda çocuk hastalarda biz bunu ekledik. Çünkü çocuklarda da birçok hastalık, tümör veya yumurtalık ilgili hastalıklar oluşuyor. Bu hastalarda karından vajinal prob kullanarak yumurtaların alınarak dondurabileceğini gösterdik. Hatta karından toplamış olduğumuz ve dondurduğumuz yumurtalarla daha sonra evlenen ve gebe kalan hastalarımız da var. Yani bu yöntemin etkinliğini gösterdik ki bu da dünyada ilk defa benim adıma yayınlandı ve üç tane farklı bu konuda yayınımız var. Bu da hastalar adına önemli bir yöntemdi.” dedi.

“Türkiye Adına Bilimsel Bir Yeniliği Dünyaya Sunduk”

Yeni bilimsel yöntemleri Türkiye adına duyurmaktan büyük bir gurur duyduğunuda ifade eden Sönmez “Biz yine bu alanla uğraşırken tabi birçok hasta bize yönlendiriliyor. Örneğin hasta kanser tedavisi alıyor. Ve hastaya kemoterapi başlanacak. Ama doktor diyor ki senin işte yumurtalarını doldurman lazım veya embriyo dondurman lazım. Bu hastalar bize geliyor. Biz tüp bebek tedavilerine adetin ikinci gününde başlarız. Klasik yöntem budur. Niye? Çünkü yumurtalıkların gelişimi, adetli ikinci gününde hormonların yavaş yavaş yükselmesiyle oluşur. Ama bu hastalar on beşinci günde geldi. On beş gün bekle, adet görünce gel dediğin zaman kemoterapi gecikmiş oluyor. Bu da hastalara ciddi bir kayıp oluyor ve bunu kabul etmiyorlar. Biz bu işin biyolojisini iyice araştırdıktan sonra yumurtaları adetin ikinci gün değil, adetin herhangi bir gününde yumurtaların toplanabilineceğini ve tedaviye başlanabileceğini gösterdik. 2011 yılında üç adet meme kanseri hastaya uyguladığımız yöntemi, Amerika'nın bu alandaki en üst dergisinde ”Ovaryan Stimülasyon Protokolü” adı altında yayınladık. Bu yayın, kanserli hastalarda veya daha sonra diğer tüp bebek hastalarında ikinci günde başlanması gereken protokolün tamamen değiştirdi. Kanser hastalarında veya diğer hastalarda artık protokolüyle adet gecikmesi olmadan herhangi bir günde tedaviye başlayabiliyoruz ki son yıllarda bununla ilgili yapılan bütün çalışmaların derlemesi olan meta analizini de yayınlayarak bunun diğer tedavilerden farklı olmadığını gösterdik. Türkiye adına dünyaya sunmuş olduğumuz bu bilimsel yenilik gerçekten önemli.” dedi.

“Bizim Tanımladığımız Protokol Olarak Dünyaya Yerleşti”

Sönmezer kendi tanımladıkları protokolün dünya kabul edildiğini ve bunun çok önemli ve guru verici olduğunu belirterek “Yurt dışında bilimsel bir çalışma eğer gerçekten önemli noktada ise bu çalışmaya buna benzer yayınlar tarafından atıflar yapılır. Murat Sönmezer ve arkadaşları bu yöntemi kullanmıştır. Yayınına çok sayıda atıf aldık. Ve bu kullanılan yöntem bizim tanımladığımız protokol olarak dünyaya yerleşti. Bu yayına yapılan atıflarda Türkiye ve Sönmezer arkadaşları diye atıf yapılıyor. Bu da ülkem adına benim için çok onur verici bir durum ve bundan mutluluk duyuyorum.”

“Kistler Doğurganlık Açısından Büyük Risk Oluşturuyor”

Kadınlara yönelik önemli uyarılarda da bulunan Sönmezer özellikle kist ameliyatı gerektiren durumlarda mutlaka yumurta dondurma uygulaması yapılmasında çok büyük önem olduğunun altını çizerek kadınlara şu önemli bilgileri verdi. “Doğurganlık çağında kistler çok görünüyor. Ve kistlerde çok cerrahi uygulamaya gidiliyor. Şimdi bu da çok önemli. Çünkü artık doğurganlığı korumak için birçok yöntemimiz var. Ne bunlar? Embriyo dondurma, yumurta dondurma, yumurta hücresi osit dondurma ve erkeklerde sperm dondurma gibi. Şimdi hasta geldiği zaman kist görülüyor. Hasta ameliyata alınıyor. Yumurtalıklara yapılan her türlü cerrahi müdahale yumurtalık rezervini azaltıyor. Yani yumurtalıkları cerrahi müdahale ile azaltıyorsunuz. Hatta özellikle çikolata kistleri var. Çikolata kistlerinde kistin kendisi zaten yumurtalık rezervini azaltıyor. Bir de cerrahi yapıyorsunuz, yumurtalık rezervi iyice azalıyor. Hasta bir Evleniyor sonra menopozda. Ya da menopoza değil ama yumurtalık rezervi çok düşüyor. Şimdi çok önemli bir noktaya daha değinmek istiyorum. Burada şöyle bir önemli nokta var. Şimdi hastalar düzenli adet gördükleri zaman gebe kalabileceklerini düşünüyorlar. Düzenli adet gören her kadın gebe kalamayabilir. Bakın bu çok önemli nokta. Niye? Çünkü yumurtalıkların fonksiyonlarını şöyle bir baktığımız zaman düzenli adet görme ve gebelik diyelim. Gebelik en komplike fonksiyon, yumurtalıklar azalmaya başladığı zaman hasta hala düzenli adet görebilir ama gebe kalamayabilir. Menopozdan on sene önce doğurganlık problemleri başlıyor. Yani hasta düzenli adet görmeye devam ediyor ama öyle 38 – 40 yaşında tıkır tıkır düzenli adet görüyor ama yumurtalıkları kötü yumurtlamaya başlıyor. Hala düzenli adet görebiliyor. O yüzden düzenli adet görmek gebe kalabilmekle eşit değil. Eş değer değil. O yüzden baktığımız zaman biz bütün kadınlara çok basit bir test ile o yumurtalık tezlerinizi test ettirin. Genç yaşta ileri yaşta. Eğer yumurtalık düşük gelirse kandan alınan bir AMH (Anti-Müllerian Hormon) testine bakılması gerekiyor. Siz kist ameliyatı olacak olabilirsiniz, geç evlenecek olabilirsiniz. Merak ediyorsunuzdur AMH değerinize Baktırın. Yumurtalık rezerv değeri eğer düşük geliyorsa test değerinizde o zaman yumurtalıklarınızı doldurabilirsiniz. Çünkü yumurtalık değerlerinin sürekli azalacak olması demek. Kadınlarda kadınların fizyolojisi erkeklerden farklı. Erkekler her yaşta sperm üretebiliyor. Kadınlar doğdukları yaşta nasıl bir yumurtalık rezervle doğuyorsa ve rezerv azalıyor. Yani sürekli azalan bir yumurta sayısı var. O yüzden eğer bu rezerv örneğin yirmi yaşlarda tesadüfen az ise otuz yaşa geldiğinde belki gebe kalamaz hale gelebiliyor hasta. Bu hasta çok düzenli adet görüyor ama baktığım zaman AMH değer düşük oluyor ve bu hasta gebe kalamaz hale geliyor. İşte kistleri de bu durum çok daha önemli. Niye? Eğer hastanın çikolata kisti varsa çikolata kisti kendisi etrafındaki sağlam dokuya zarar vererek zaten yumurtalık rezervini azaltıyor. Bir de yaptığınız cerrahiyle siz bunu daha da azaltıyorsunuz. Hasta cerrahi geçiriyor. Önümüze geliyor. Bir bakıyoruz hastanın rezervi azalmış. Doğurganlık oranı bitmiş. O yüzden bu hastalara çok önemli bir notum var. Uyarım var. Mutlaka özellikle kist tedavileri öncesinde yumurtalık rezervinizi test ettirin. Ve az ise mutlaka yumurtalıklarınızı yumurta hücrenizi, embriyonuzu dondurun. Bu son derece önemli. Bunu bütün bıçağındaki altına yatacak hastalara söylüyorum, uyarıyorum, altını çiziyorum.”

“Dondurduğumuz Yumurtayı 20 Yıl Sonra Kullanabiliyoruz”

Uyguladıkları yumurta dondurma yöntemi ile 20 yıl sonra gebelikler oluşturdukları bilgisini de veren Sönmezer ”Çok karşılaştığımız bir soruda dondurulan yumurtalar ne kadar zamana kadar kullanılabiliyor? Bu aslında hastalar için çok doğru bir soru. Hocam geldi benim kızım on beş yaşında. Tamam dondurdunuz da ne olacak yani? Şimdi biz hastadan toplandığımız yumurtaları eksi 196 derecede nitrojen tanklarında bir takım maddelerle muamele ettikten sonra saklıyoruz. Eksi 196 derecede hücresel fonksiyonlar tamamen duruyor. Ne demek duruyor? Bu sonsuz süre demek. Ya bunu bir limiti yok. Biz bunu sonsuz süre saklayabiliriz. Yirmi yıla kadar saklamış ve daha sonra yirmi yıldan sonra gebe kalan hastalarımız var. Bunun bir limiti yok yani. O yüzden hastalar son derece rahat olabilirler. Çocukluk yaşta dondurulup ileri yaşta dondurulmuş yumurtalar kullanılabilir.

“Lösemili Hastaların Yumurtalarını Da Dondurduk”

Kanser çeşitleri arasında en ölümcül olan lösemi hastalarında da yumurta dondurarak ileriki dönemde hastanın gebe kalmasını sağladıklarını ifade eden Sönmezer, uyguladıkları yöntemin ardından da hastada lösemi hastalığı tekrarlanmadığını söyledi. Bu çalışmaları ilede Dünyada bir ilki başardıklarını ifade eden Sönmezer “Bizim de yapmış olduğumuz en önemli ve dünyadaki ilk çalışmalardan biri kan kanserli hastalar. Gençlik çağında ve çocukluk çağında çok sayıda kan kanseri hasta geliyor. Kan kanseri yani lösemi bir de lenfoma grubu var. Lösemi ne demek? Kanda her yerde kanser var demek. Biz bu hasta Örneğin kemoterapi yapılmadan önce yumurtanın dondurduğunu zaman yumurtalıkta da aslında kanser hücreleri var demek. O zaman şöyle bir soru ortaya çıkıyor. Siz yumurtaları donduruyorsunuz ama yumurtalık içerisindeki kanserli hücreleri de dondurmuş oluyorsunuz. Hasta kemoterapi alıyor ya da kök hücre nakli oluyor. Sonra siz bu yumurtalığı alıyorsunuz naklediyorsunuz. Böylelikle yumurtalık içerisinde bulunan lösemi hücreleri de naklediyorsunuz. O zaman hastalığın yenilenmesine neden olabilirsiniz. Şimdi biz bu Dünyada lösemi nedeniyle yumurtalık doku nakli yapılamaz olarak kabul ediliyor. Bu durumun hastanın hayatını riske atacağı kabul ediliyordu. 2025 yılında Altı senelik bir vaka yayınladık. Sonra bu vakaya 12 hasta daha ekledik. Ve lösemili hastaların dondurulmuş yumurtalarının tekrar hastaya nakledilmesi sonrasında lösemi hastalığının nüksetmediğini ve beklenen durumun gerçekleşmediğini gösterdik. Lösemi nedeniyle yumurtalık doku nakli yaptığımız hastaların sağlıklı takipleriyle gösterdik. Bunu da Amerika'nın adı verilen Amerika'nın en üst dergilerinden birinde yayınladık. Burada da bu yayınımıza çok fazla atıf yapılmaya başlandı. Ve bu da lösemili hastalarda kan kanserinin yumurtalık doku nakli sonrası tetiklenmeyeceğini göstermiş olup dünyada bu konuda da ilk çalışmayı biz yaptığımız için son derece fazla atıf alıp referans ediliyoruz. Yumurtalık dondurma yöntemi ile doğurganlığın korunması ile ilgili çalışmamızda birçok yayınımız var.” dedi.

Muhabir: Ogün İnal