.
Günlerdir ülkenin gündemini meşgul eden bir konu var:Kanal İstanbul…
Önde gelen isimler tartışıp duruyor konuyu. İmamoğlu ‘bu bir ihanet değil, cinayettir’ diyor. Erdoğan ise “çılgın projesi ”ne 2011’den beri sahip çıkıyor.
Nedir bu proje peki? Karadeniz ve Marmara'yı birbirine yapay bir boğaz ile bağlamak.
Üstelik bu fikir yeni de değildir. Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan’ı Sakarya Nehri ve Sapanca Gölü’nü birbirine bağlama projesi için harekete geçirmiştir. 1994 yılında Bülent Ecevit, İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz’le Marmara arasında bir kanal açılmasını önermişti. Ve proje "Boğaz ve DSP’nin Kanal Projesi" ismiyle DSP'nin seçim broşürlerinde yer almıştı.
“Kanalın uzunluğu 40–45 km; genişliği yüzeyde 145–150 m, tabanda ise yaklaşık 125 m olacak. Suyun derinliği 25 m olacak. Bu kanalla birlikte İstanbul Boğazı tanker trafiğine tümüyle kapanacak, İstanbul'da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacaktır.”
Konu ile ilgili pek çok STK ve Profesör açıklama yaptı. Projenin su kanallarını kurutacağına, pek çok canlının ölümüne sebep olacağına ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı olabileceği söylendi. Bu konuda yetkin biri olmadığım ve yazılıp söylenen şeylerin çokluğundan dolayı burada yer veremiyorum. Ancak projenin çılgın olduğu konusunda hem fikrim.
Projenin birden ortaya çıkmasının sebebinin bir olta olduğunu ve ana muhalefet partisinin ağa takıldığını söyleyenler de oldu. Projenin imkânsızlığından bahsettiler. Elbette daha güzelinin de yapılabileceğini çünkü projenin kendisini finanse edebileceğini belirtenler de oldu.