Çanakkale’de yer alan Truva Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkan yangın katmanları, sur izleri ve bronz çağ silahları, Truva Savaşı’nın yalnızca bir destan olmadığını gösteren somut veriler sunuyor. UNESCO kayıtları ve resmi kazı raporları, tarihin en büyük efsanelerinden birine yeni bir pencere açıyor. Çanakkale, yalnızca destanların değil, belgelerin ve bilimsel verilerin de konuştuğu bir tarihe ev sahipliği yapıyor. Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılan Truva Savaşı yüzyıllar boyunca bir efsane olarak görülürken, Hisarlık Tepesi’nde yürütülen arkeolojik kazılar bu anlatının izlerini somut bulgularla destekliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji ekiplerinin yayımladığı resmi kazı raporlarında, MÖ 12. yüzyıla tarihlenen yangın tabakaları, yıkılmış savunma duvarları ve savaş izleri taşıyan yerleşim katmanları dikkat çekiyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Truva Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan bronz ok uçları, taş sapan mühimmatları ve aceleyle terk edildiği anlaşılan ev kalıntıları, bölgenin ani ve şiddetli bir çatışma yaşadığına işaret ediyor. Uzmanlar, bu bulguların Truva VI ve Truva VIIa olarak adlandırılan katmanlarda yoğunlaştığını ve tarihsel bir kuşatma ihtimalini güçlendirdiğini belirtiyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve yabancı araştırma ekiplerinin ortak yürüttüğü çalışmalarda elde edilen veriler, savaşın birebir Homeros’un anlattığı şekilde yaşanıp yaşanmadığı sorusunu açık bıraksa da, bölgede büyük ölçekli bir yıkım ve toplumsal çöküşün yaşandığını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Yetkililer, her yeni kazı sezonunda elde edilen belgelerin hem Türkiye’nin kültürel mirasına hem de dünya tarihine ışık tuttuğunu vurguluyor.

Çanakkale’de çay taştı, her yeri sular kapladı
Çanakkale’de çay taştı, her yeri sular kapladı
İçeriği Görüntüle

Bugün Truva Ören Yeri’ni ziyaret edenler, yalnızca bir destanın değil, kazılarla belgelenmiş binlerce yıllık bir geçmişin izlerini görüyor. Çanakkale’nin bu eşsiz tarihi mirası, efsane ile gerçeğin kesiştiği noktada ziyaretçileri ve araştırmacıları cezbetmeye devam ediyor.

Muhabir: Coşkun Balcı