Ezine’de Tarihe Işık Tutan Antik Granit Ocağı
Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Çağrı Dağı Yahyaçavuş (Koçali) köyü sınırlarında yer alan Antik Granit Ocağı’nın, Roma döneminin en önemli taş ocaklarından biri olduğunu belirtti.
“Kestanbol Granit Ocağı” ya da halk arasında bilinen adıyla “Yedi Taşlar”, yaklaşık 2 bin yıllık geçmişiyle bölgenin kültürel mirasında önemli bir yer tutuyor. Ocaktan çıkarılan dev sütunların, antik dönemde Alexandria Troas limanı üzerinden Akdeniz’deki birçok kente gönderildiği ifade ediliyor.
50-55 Tonluk Dev Sütunlar
Bölgede halen görülebilen ve “Yedi Sütunlar” olarak anılan granit blokların her biri yaklaşık:
10–12 metre uzunluğunda, 1.87 metre çapında, 50–55 ton ağırlığında.
Toplamda 7 adet dev sütunun bilinmeyen bir nedenle sevk edilemediği ve ocak alanında kaldığı belirtiliyor. Bu yönüyle alan, hem arkeoloji hem de endüstriyel miras açısından büyük önem taşıyor.
Roma’dan Efes’e Uzanan Bir Taş Yolculuğu
Antik çağda el emeğiyle çıkarılan granit sütunların yuvarlanarak ya da özel düzenekli araçlarla denize indirildiği, ardından gemilerle başta Roma olmak üzere imparatorluğun önemli şehirlerine taşındığı biliniyor.
Bu sütunların; Kolezyum, Roma Forumu, Efes Antik Kenti, Ayasofya gibi önemli yapılarda kullanıldığı ifade ediliyor. Ayrıca İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, Kıbrıs, Libya ve Suriye’deki çeşitli antik yapılarda da bu ocaktan çıkarılan granitlerin yer aldığı belirtiliyor.

28 Milyon Yıllık Jeolojik Miras
Uzmanlara göre granit ocağının ana kayacı, yaklaşık 28 milyon yıl önce meydana gelen tektonik yer hareketleri sonucu oluştu. Magmatik kayaç grubunda yer alan granit; kristal yapılı minerallerden oluşuyor ve tane görünüşlü yapısı çıplak gözle dahi fark edilebiliyor.
Granitin tercih edilme sebepleri ise şöyle sıralanıyor:
Nem ve suya karşı yüksek direnç. Ultraviole ışınlardan etkilenmeme. Sert hava koşullarına dayanıklılık. Leke tutmama özelliği. Feldispat minerali sayesinde aşırı dayanım.
Bu özellikleri nedeniyle granit, antik çağlardan günümüze kadar özellikle anıt ve kamusal yapılarda tercih edilen en dayanıklı taş türlerinden biri oldu.
Biga Yarımadası ve Kazdağları’na Jeolojik Işık
Antik Granit Ocağı, yalnızca tarihi değil, jeolojik açıdan da Biga Yarımadası ve Kazdağları’nın oluşum sürecine ışık tutuyor. Bölge, hem doğal miras hem de kültürel miras açısından önemli bir açık hava laboratuvarı niteliği taşıyor.
Yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran dev sütunlar, Çanakkale’nin tarih boyunca Akdeniz dünyasıyla kurduğu güçlü bağın somut bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.




