Çanakkale Belediyesi’nin paydaşları arasında bulunduğu önemli bir çalıştayda, orman yangınları karşısında yerleşim alanlarının güvenliğinin artırılması ele alındı. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), TMMOB Şehir Plancıları Odası ve Türkiye Ormancılar Derneği iş birliğinde düzenlenen “Türkiye Belediyeler Birliği Yapılaşma Standartları Rehberi Orman Yerleşim Arayüzü Çalıştayı”, Çanakkale Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi. İklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda daha sık karşılaşılan ve geniş alanlarda etkili olan orman yangınları, doğal alanların yanı sıra bu bölgelerin çevresindeki yerleşimleri de tehdit ediyor. Çalıştayda, özellikle ormanlarla yerleşim alanlarının birbirine yaklaştığı bölgelerde yangın riskinin azaltılması ve daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasına yönelik planlama anlayışları değerlendirildi.
Uzmanlar Çanakkale’de bir araya geldi
Çalıştaya Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’in yanı sıra TBB bünyesindeki belediyelerin temsilcileri, belediye meclis üyeleri, akademisyenler, mühendisler ve çeşitli meslek odalarından uzmanlar katıldı. Farklı meslek gruplarının aynı platformda buluştuğu programda, orman yangınlarının yalnızca müdahale aşamasında değil, kentlerin planlanması ve yapılaşma süreçlerinde de dikkate alınması gerektiği üzerinde duruldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını, TMMOB Şehir Plancıları Odası Afet Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Dr. Gencay Serter yaptı. Serter konuşmasından şu ifadelere yer verdi.
“Gerçekleşmesi muhtemel risklere karşı önlem alma düşüncesi maalesef ülkemizde uzun yıllarda hep ikinci plana atılmış ve bu yanlışlığın yaşanan her afetle yıkıcı sonuçlar yaratarak kendini acı bir şekilde hatırlatmıştır. Şunu da açıkça belirtmek gerekir ki günümüzde meslek alanımızda da esasen diğer bütün meslek alanlarında maalesef ekonomik getiri odaklı yaklaşım öncelenmiştir. Halbuki türü her ne olursa olsun yaşanan bir afet elde edilen tüm ekonomik getirileri bir anda yukarıya binmekte sebep olduğu can kayıtlarıyla toplumumuzda tarifi mümkün olmayan acılara sebep olmaktadır. Bu yıkımların neticesinde ülkemizde belirli afet türlerine ilişkin ilgili kamu kurumu kuruluşlarının çalışmaları belli yasal ve yönesel olduğuna erişmiştir. Ancak kentleşme süreçleri açısından orman yanılımları hala adeta göz ardı edilmiş bir afet türüdür. Oysa günümüzde orman yangınları yükselen yeni kentsel risk olarak kendini her geçen gün daha şiddetli biçimde hissettirmektedir. Yangınlar tarım alanlarını, yerleşim yerlerini, altyapıyla biyotik şiddeti tehdit ederken, kırsal ekonomiyi zayıflatmakta, turizm gelirlerinde kayıtlara sebep olmakta ve halk sağlığını doğrudan tehlikeye atmaktadır. Artık gelinen noktada risk tamamen görünüm olmuştur. Ve ağaçlardan almayı gerektirmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz iklim kriziyle birlikte orman yangınlarının boyutu ve yakıcılığı henüz seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu yaz İspanya ve Fransa'da çıkan orman yangınlarının kentsel alanlar üzerindeki yararlı yıkıcı etki içinde bulunduğumuz Akdeniz Havzası'nın bu meselede ne kadar kaloriden olduğunu bizlere göstermiştir. Orman yangınlarına ilişkin global seviyede oluşan risk iklim değişikliğine bağlı olarak büyürken ülkemizde bu riski ortadan kaldırmaya ve etkilerini azaltma yönü hamleleri riski büyütecek birçok politika ve pratik hayatı geçirilmiş ve geçirmektedir. Ormanlara dair koruma önceliği uygulamak uygulamaları ve orman kanunu ekon altıncı madde düzenlemeleri de zayıflatılmış durumdadır. Bununla birlikte orman alanlarında tahsis yoluyla turizm, maden ve enerji yatırımlarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu kullanımların ve yapılaşmaların orman alanlarına doğru genişlemesi orman yangınlarına artık kentlerin uzağında gerçekleştiren kırsal bir olgu olmaktan çıkarmış kentlerin ormanları ormanların orman yangınlarının ise kentleri tehdit ettiği karşılıklı bir yıkım seviyesine ulaşmış durumdadır. Ülkemizde giderek sıklaşan ve gelecekte etki alanlarının daha da genişleyeceği öngörülen orman yangınlarının kentsel ve alanlardaki yıkıcı sonuçlarını önlemek veya en aza indirmek için risklerin saptanması ve somut çözüm önerilerinin geliştirilmesi hayat yönden taşımaktadır” dedi.
Kırk Dokuz İklim Elçimiz Var Çanakkale'de
Çanakkale’nin son yıllarda yaşadığı büyük orman yangınları nedeniyle ciddi travmalar geçirdiğini belirten Erkek, “Çanakkale Akdeniz Havzası içerisinde özellikle son yıllarda, son dönemde yaşadığı büyük orman yangınlarıyla aslında büyük travmalar da yaşadı. Büyük acılar da yaşadı. Ciddi ekolojik kayıplar yaşadı. Son yıllarda yaşadığımız orman yangınlarında binlerce hektar tarım arazimizi binlerce hektar ormanımızı maalesef kaybettik. Çanakkale bir tarım ili, bir orman ili aynı zamanda. Müstesna muhteşem bir coğrafya, olağanüstü bir ekosistemi var. Kaz dağları, bin pınarlar, idanın yarattığı o ekosistemi korumak, gelecek nesillere aktarmak çok önemli. Tabi ki bizlerin hem yerel yönetimler olarak hem merkezi yönetim olarak hem meslek odaları ilgili tüm paydaşlar olarak dirençli şehirler yaratmamız lazım. Depremlere, yangınlara, heyelanlara, sellere, taşkınlara karşı dirençli kentler için hepimizin birlikte çalışması çok önemli. Çanakkale geçmişte çok büyük seller taşkınlarla yaşamış bir kent. Zaten bizim içme suyu kaynağımız Atikhisar Barajı'nın bin dokuz yüz altmış sekiz yılında başlayan inşaatında temel amaç taşkın önlemiydi. Sonra tarımsal eklendi. Sonra içme suyu kullanımı eklendi. Çanakkale'de biz iklim değişikliği ve sıfır atık müdürlüğümüz, yönetim arkadaşlarımızla birlikte iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz sonuçlara karşı da ciddi çalışmalar yapıyoruz. Kırk dokuz iklim elçimiz var Çanakkale'de” dedi. Konuşmasının sonunda ise Erkek şu ifadeleri kullandı.
“Çanakkale Belediyesi olarak çevre yatırımları olsun, su yönetimi olsun o konularda da ciddi çalışmalar yapıyoruz ama en başta merkezi yönetim, yerel yönetim ve ilgili tüm odaların, STK'ların uyum içerisinde ve dayanışma içerisinde çalışmasını da çok önemsiyorum. Umarım orman yangınları evet ciddi ekoloji krizler yaratıyor ama orman yangınlarından sonra herhalde o yanan bölgeleri biraz rahat bırakmamız, ekosistemin biraz kendine gelmesini sağlamamız da çok önemli. Bugün maalesef Türkiye’nin birçok yerinde ormanların içerisinde yerleşimler görüyoruz. Bunlara da izin vermemeliyiz. Ormanlarımızı, tarım arazilerimizi mutlaka ve mutlaka korumak zorundayız. Umarım gerekli tedbirleri alırız” şeklinde konuştu. Program açılış konuşmalarının ardından panel bölümüyle devam etti.





