Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Behram köyünde bulunan Assos Antik Kenti, tarihi geçmişi, felsefe mirası ve doğal zenginlikleriyle bölgenin en önemli kültür varlıkları arasında yer alıyor.

Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilen Assos Ören Yeri gezi programına katılan Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, arkeoloji uzmanlarının eşliğinde antik kenti yeniden inceleme fırsatı buldu.

Akkan, Assos’un yalnızca tarihi kalıntılarıyla değil, binlerce yıllık taş duvarlarında yaşamını sürdüren bitkileriyle de dikkat çekici bir özelliğe sahip olduğunu belirtti.

Özellikle Kazdağları Sığırkuyruğu olarak bilinen bitkinin tarihi yapıların taş duvarlarında yaşamını sürdürmesinin, bölgedeki doğa ve tarih arasındaki güçlü bağı ortaya koyduğunu ifade etti.

798315734_18634525204039216_3146490187877031249_n.jpg

Assos: Felsefe, tarih ve doğanın buluştuğu kent

Assos’un tarihinin milattan önce 7. yüzyıla kadar uzandığı aktarılıyor. Antik kentin Midilli Adası’ndan gelen Methymnalılar tarafından sönmüş bir volkanik tepe üzerine kurulduğu belirtiliyor.

Assos’u dünya tarihindeki önemli merkezlerden biri haline getiren unsurların başında ise Aristoteles geliyor.

Antik çağın en önemli filozoflarından Aristoteles’in milattan önce 347 yılında Assos’a geldiği ve burada yaklaşık üç yıl yaşayarak bir felsefe okulu kurduğu biliniyor.

Bu nedenle Assos, yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, aynı zamanda felsefe tarihindeki önemli konumuyla da öne çıkıyor.

Çanakkale’de bugünden itibaren 22 gün kapalı!
Çanakkale’de bugünden itibaren 22 gün kapalı!
İçeriği Görüntüle

Kentin en yüksek noktasında bulunan Athena Tapınağı da Assos’un simge yapıları arasında yer alıyor.

798512942_18634525225039216_7093669571170325414_n.jpg

“Et yiyen taşlar” olarak bilinen Assos taşları

Assos’un dikkat çeken özelliklerinden biri de kentte kullanılan andezit taşı.

Antik dönemde Assos’ta çıkarılan dayanıklı andezit taşından yapılan lahitlerin, içerisindeki cesetlerin hızlı şekilde ayrışmasına neden olduğuna inanılıyordu. Bu nedenle söz konusu taşlar tarih boyunca “insan yiyen taşlar” veya “et yiyen taşlar” olarak anıldı.

798537707_18634525345039216_8308568870119547950_n.jpg

Assos taşı olarak da bilinen andezit, volkanik kökenli, sert ve dayanıklı bir kayaç olarak biliniyor.

Antik dönemde bu taştan yapılan lahitlerin önemli bir ticari değere sahip olduğu ve farklı bölgelere taşındığı aktarılıyor. Yaklaşık üç ton ağırlığındaki bazı lahitlerin taşınmasının önemli maliyet gerektirmesi, bu mezarların aynı zamanda dönemin zengin ve aristokrat kesimleri açısından bir statü göstergesi olarak değerlendirilmesine neden oluyordu.798393124_18634525309039216_6193249636485794165_n.jpg

Kazdağları Sığırkuyruğu Assos’un taş duvarlarında yaşam buluyor

Mehmet Akkan’ın dikkat çektiği bitkilerden biri ise Kazdağları Sığırkuyruğu.

Sığırkuyruğu cinsine ait bitkiler, Türkiye’nin farklı bölgelerinde doğal olarak yetişiyor. Akkan’ın paylaşımında Kazdağları Sığırkuyruğu ve Benli Sığırkuyruğu isimleri üzerinden bitkinin bölgedeki varlığına dikkat çekildi.

Bitkinin tarihi Assos’un taş duvarlarında yaşamını sürdürmesi, Çanakkale’nin biyolojik çeşitliliğinin tarihi mirasla nasıl iç içe geçtiğini de gösteriyor.

Çanakkale ve özellikle Biga Yarımadası ile Kazdağları, farklı iklim ve coğrafi özelliklerin etkisiyle çok sayıda bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

798784743_18634525132039216_6680528999475605540_n.jpg

Sığırkuyruğu halk arasında birçok isimle biliniyor

Sığırkuyruğu bitkisi, Anadolu’nun farklı bölgelerinde çeşitli yöresel isimlerle anılıyor.

Bitkinin halk arasında “yün otu”, “kral mumu”, “mum otu”, “çoban çırası”, “sığır dili”, “bez otu” ve “yalağı otu” gibi isimlerle de bilindiği aktarılıyor.

Bu isimlerin önemli bölümünün bitkinin görünümü, yapısı veya geleneksel kullanım biçimleriyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Özellikle uzun çiçek sapı ve sarı çiçekleri nedeniyle “kral mumu” veya “mum otu” şeklindeki isimlerin kullanıldığı belirtiliyor.

Kuruduğunda kolay yanabilen yapısı ise “çoban çırası” adlandırmasının nedenleri arasında gösteriliyor.

798115203_18634525159039216_7516593431217691689_n.jpg

Geleneksel halk hekimliğinde de kullanılıyor

Sığırkuyruğu bitkisi, Anadolu’da geleneksel halk hekimliği uygulamalarında da kullanılan bitkiler arasında yer alıyor.

Bitkinin özellikle solunum yollarına ilişkin bazı geleneksel uygulamalarda çay, lapa veya yağ şeklinde kullanıldığı aktarılıyor. Halk arasında öksürüğü rahatlatmak ve çeşitli rahatsızlıklarda destekleyici olarak kullanıldığına dair bilgiler bulunuyor.

Ancak bitkisel ürünlerin geleneksel kullanımı, bunların herhangi bir hastalığı kesin olarak tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Özellikle sağlık amacıyla kullanılmadan önce bitkinin doğru türünün belirlenmesi ve uzman görüşü alınması önem taşıyor.

798708725_18634525177039216_835609379952624232_n.jpg

Çanakkale’nin florası büyük bir zenginlik barındırıyor

Çanakkale; Kazdağları, Biga Yarımadası, Troya çevresi, Ayvacık ve Assos gibi farklı ekosistemleriyle önemli bir doğal çeşitliliğe sahip.

Dağlık alanlardan kıyı ekosistemlerine, ormanlardan kayalık yamaçlara kadar farklı yaşam alanlarının bulunması, bölgede çok sayıda bitki türünün yetişmesine imkan sağlıyor.

Kazdağları, sahip olduğu zengin flora nedeniyle bölgenin en önemli doğal alanlarından biri olarak öne çıkarken, Biga Yarımadası da Akdeniz, Ege ve Marmara iklimlerinin geçiş özelliklerini taşıması nedeniyle farklı bitki türlerine ev sahipliği yapıyor.

Assos gibi tarihi alanlarda bitkilerin taş duvarlarda ve doğal alanlarda yaşamını sürdürmesi ise kültürel miras ile biyolojik çeşitliliğin aynı coğrafyada buluştuğunu gösteriyor.

“Biga Yarımadası-Kazdağları; tarihtir, sanattır, biyolojik çeşitliliktir”

Mehmet Akkan, paylaşımında Çanakkale’nin doğal ve kültürel zenginliğine dikkat çekerek Biga Yarımadası ve Kazdağları’nın yalnızca doğal güzelliklerden ibaret olmadığını vurguladı.

Akkan, bölgenin tarih, sanat, mitoloji, biyolojik çeşitlilik, bilim ve doğal güzellikleri bir arada barındırdığına dikkat çekti.

Binlerce yıllık Assos taşlarının arasında yaşamını sürdüren bitkiler de Çanakkale’nin geçmişi ile doğasının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koyuyor.

Assos’un tarihi mirası ile Kazdağları ve Biga Yarımadası’nın zengin florası, Çanakkale’nin sahip olduğu eşsiz doğal ve kültürel değerlerin aynı coğrafyada buluştuğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Muhabir: Selin Ataker