.

Fransızca da bir deyiş vardır, özellikle akademik çevrelerce çokça sarf edilen, “Bon pour l’orient”.
“Şark için iyidir” yahut “Şark için yeter de artar” anlamında kullanılır. Aslında oryantalizm ile bağlantılıdır bu cümle. Oryantalizm, Batı’nın Doğu’yu egzotik bir yer olarak algıladığını ve Batı’ya göre gelişmediği düşüncesini söylemek için kullanılır. Bu kavramın tam tersi de vardır, oksidentalizm. Batı’nın sanıldığı kadar gelişmiş olmadığını, şişirilmiş bir balon olduğunu ifade eder. Oryantalizm, Filistin kökenli Amerikan bir profesör olan Edward Said tarafından ortaya atılmıştır. Etkilendiği pek çok düşünce insanı olan Said, gerçekten inanılmaz entelektüelmiş.

Özellikle Batı’nın habercilikte kullandığı bir kuram vardır: Merkez-Çevre teorisi. Batı’nın merkez; Doğu’nun çevre olduğu bir anlayış barındırır. Gelişmiş ülkeler dünya gündemini belirler, buna karşılık geride kalanlar ise yalnızca olumsuz haberlerle gündeme gelir. Edward Shils’in ortaya attığı bu teori günümüzde uluslararası arenada hatta lokal yönetimlerde bile etkisini sürdürmektedir. Hoş ya, diktatörlüğün çok boyutlusu olmaz.

“Merkez aynı zamanda bir eylem fenomenidir. Merkez, kurumlar içinde bir faaliyetler, roller ve şahsiyetler yapısıdır. Değerlerin ve inançların merkezîliği bu rollerle cisimleşerek doğar.”

Merkez, yöneten azınlıktır aslında. Bir Antonio Gramsci terimi olan ‘hegemonya’nın da sahibi olan azınlıktan bahsediyorum. Hegemonya ise, yöneten azınlığın ideolojilerinin, yönetilen çoğunluğa hâkim olmasıdır.

Yeni yılınızda bol akademik bilgiler diliyorum.