Günlere uğramadan geçiyordun, farkında olduğun kadar fark etmiyordun da.

Günlere uğramadan geçiyordun, farkında olduğun kadar fark etmiyordun da.
Son yolculuğundan beri neredeyse bir sene olmuştu, yeni kaçışlar planlıyordun. Yaşın almış başını gidiyor. Yoruldum bir su içeyim, dinlenirim diyordun ama kalkasın gelmedi. Dünler farklıydı, her şeyi yapabileceğine inancın vardı bir kere, belki tercih etmiyordun ama yapabilirdin. Öyle düşünür ve kandırırdın kendini. Yani kandırıyormuşsun, dönüp baktığında bunu kestirebiliyorsun. Evet, yaş aldıkça sınırların küçüldü. Oturdun, kımıldamadın.

Üretmeyi kestin.
İdealisttin ama ideallerin berrak mıydı, billur muydu?
Ne yapacağını bilemedin, yahu bari ileriye gitseydin, geriye, sağa-sola, yukarıya hiç olmadı dibe inseydin. Hiçbir şey yapmadın. Toyluğunun verdiği özgüven ile orman sandın kendini. Yaprakken sen. Yenilmez sandın kendini. “Dünya” dedin, “dünya bu kadar”. Dünya görmediklerindi, bilmediklerindi. Üzüldüm senin için gecelerce ama elimden başka bir şey gelmedi. Şefkatlerimin de ağır bir kütlesi vardı. Her yere götüremedim.

Dedim ya, üretmeyi kestin.
Ya ne olacaktı? Kimselerin fark edemediği bir parıltı mıydın ki sen? Anlamak için sayfalarca yazacaklar, Andy Warhol’un it girl’ü olacaksın, belki bir gün tanımadığın biri kilometrelerce yol aşıp kapını mı çalacaktı? Hayır, yapraktın ve yenilirdin ki sen.

İşte sonunda söylemeliyim. Üretmeyi kestin sen.
Dünya üzerinde ismini bilen son kişi öldüğünde hiç yaşamamış olacaktın sen. İşte o kadar yaprak, o kadar savunmasızdın. Şeftalileri mi seviyordun? İnan kimse umursamayacaktı. Evet, ne kadar tüylü, ne kadar yumuşak, ne kadar tatlı olsalar bile, ben kimseyi ne seni ne de şeftalileri konuşurken işitmedim. Sen de işitmeyecektin.

Üretecektin, zorundaydın.
Kişi ne için yaşardı ki? Küresel ekonomi, sevdiği adam ya da şeftaliler için mi?
Yoo. Yapraksın demiştim ya, kayıtsızsın sen. Bileklerine yaz bunu, bir sprey al ve şehrin en yüzüne bakılmayan duvarına yaz. Bir duvar bul; tahta olur, beton, taş olur. Malzemesinden işçisine kadar macerasını düşün bakalım. Yüzüne bakılmaması için harcanan tüm o emekleri düşün. Kendin için harcadığın hiçbir şeyi düşün.

Kim bilir ne kadar kımıldamamıştın.
Yapraklar âleminin yüz karasıydın. Savunmasızlığın ile savunuyordun kendini. “Yenilgilerim” demiştin bir keresinde hatırlıyorum, “asıl kazandıklarım onlar”. Sen paradoksal bir meçhuldün.

Üretmeliydin.