İnsanlar eşyalarının değerini bilmiyor bence.

İnsanlar eşyalarının değerini bilmiyor bence.
Yani bu iyi bir anlamda değil, gerçekten bilmiyorlar.
Daha önceki yazımda bahsetmiştim, yeni bir eve geçiş süreci yaşıyorum diye.
Gerçekten zor bir süreç, daha önce insanların hem çalışıp hem de evde dizme sırasında yaşadıkları zorlukları pek anlayamamışım. Kafanı kaşıyacak zamanın olmuyor.
Bir de, her şeyin peşinden koşmak, bulabildiğin en iyi kalite-fiyat oranını tutturmalısın.
Bu da zor.
Bugün değinmek istediğim konu ise birkaç gündür yaşadığım sıkıntı.
Döviz kurları, beyaz eşya fiyatları malum.
Ben de günlerdir ikinci el eşyaları satan dükkânlarda veya kendi eşyalarını uygulama ile satan insanlarla konuşuyorum. Sürekli aktif olmak gerektiren bir işmiş bu. Sınırsın Zincirlikuyu’dan metrobüse biniyorum.
Spotçu dükkânları ürünleri ucuza alıp pahalıya getiriyor.
O da haklı denilebilir, dükkân kirası ödüyor, bozuk mal ile ilgileniyor belki.
Yani haklı diyordum ta ki, kırık dökük bir buzdolabı ve çamaşır makinesi için 1000 TL fiyat verene kadar.
Bir iki sene öncesine kadar bu ürünlerin sıfırları bu fiyata satıyordu.
Tamam bir şeyler pahalandı ama sıfır alıp taksit ile ödesem daha ucuza gelir farkında mısınız?
Dün evini boşaltan iki genç kızın eşyalarına bakmaya gittim.
Üzerine para verseniz evime sokmayacağım bir makine için 600 TL istediklerini belirttiler.
En başta söylemek istediğim şey bu idi.
Eşyalarının değerini bilmiyorlar işte.
Senin eşyanın değeri bu mu sence?
Herkes ne kadar koparabilirsem o kadar iyi diye düşünüyor.