Bilimsel adı "Chrysaora hysoscella" olan bu türün, özellikle kış sonu ve ilkbahar başındaki üreme dönemine bağlı olarak sayısında artış yaşandığı gözlemlendi.
Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, bu canlının 2007 yılından bu yana bölgede görüldüğünü ancak son dönemde popülasyonunun yoğunlaştığını belirtti. Gemilerin balast sularıyla taşınmış olabileceği tahmin edilen bu türün artışında, deniz suyu sıcaklığındaki yükselişin ve doğal avcılarının azalmasının etkili olduğu düşünülüyor.
Pusula Denizanasına Temas Halinde Tatlı Su Kullanmayın
Uzmanlar, pusula denizanasının özellikle "tentakül" adı verilen uzantılarına karşı vatandaşları hayati bir konuda uyarıyor. Bu uzantılarda bulunan yakıcı kapsüllerin, deriyle temas ettiğinde ciddi yanma, kızarıklık ve acı hissine neden olduğu ifade ediliyor.
Olası bir temas durumunda etkilenen bölgenin kesinlikle tatlı su veya musluk suyuyla yıkanmaması gerektiği, tatlı suyun yakıcı hücrelerin patlamasına yol açarak acıyı artırdığı vurgulanıyor. İlk müdahalenin mutlaka deniz suyuyla yapılması, ardından imkan varsa sirkeli veya amonyaklı su uygulanması ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.
Vatandaşlar Farkındalık İçin Gözlemlerini Bildiriyor
Sahilde yürüyüş yaparken bu egzotik görünümlü canlıları fark eden vatandaşlar, özellikle yaz aylarında denize girecek çocuklar ve alerjisi olan bireyler için endişelerini dile getiriyor.
Prof. Dr. Ergül, popülasyonun ekosistemin kendi dinamikleri içinde zamanla dengeleneceğini belirterek, paniğe gerek olmadığını ifade etti. Ayrıca denizlerin sağlığını takip edebilmek adına, bu türle karşılaşan vatandaşların Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın (TÜDAV) veri paylaşım platformlarına bildirimde bulunmalarının bilimsel çalışmalar için büyük önem taşıdığı hatırlatıldı.






