Çanakkale’de emekliler, derinleşen ekonomik sorunlara ve maaşların hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmasına dikkat çekmek amacıyla Cuma Pazarı’nda dikkat çeken bir protesto gerçekleştirdi. Emekli sendikaları, alım gücündeki ciddi düşüşe ve emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığına vurgu yaptı. Tüm Emeklilerin Sendikası, Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın Çanakkale şubeleri tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinlikte, pazar girişinde stant kuruldu. Emekliler, artan fiyatların günlük hayata etkisini görünür kılmak için pazara gelen vatandaşlara sembolik olarak helva dağıttı. Etkinlik boyunca emeklilerin, uzun yıllar verdikleri emeğin karşılığını alamadıkları, maaşların açlık sınırının altında kaldığı ve sosyal yaşamdan giderek dışlandıkları yönündeki tepkileri öne çıktı. Emeklilerin yaşadığı ekonomik dar boğazın sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekildi.
Helva dağıtımının ardından Çanakkale Emekli Sendikaları Platformu adına ortak bir basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada, “Ömrünü bu ülkenin kalkınmasına, fabrikasına, tarlasına, okuluna ve bürokrasisine adamış milyonlarca emeklinin gür sesi olmak için toplandık. Türkiye ekonomisi büyüdüğüne dair rakamlar açıklanırken, ne yazık ki bu büyümeden aslan payı sermayeye akıyor, bu ülkenin asıl sahipleri olan emekliler, açlık sınırının altında bir yaşama mahkum edilmektedir. Sorunumuz yüzdelik zamlar değil, sistematik yoksullaşmadır. Bizler bugün artık yüzde kaç zam alacağız? sorusunu sormak istemiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, enflasyonun gerçek hayattaki karşılığı ile TÜİK rakamları arasındaki uçurum sürdüğü müddetçe, yapılan her yüzdelik zam, daha cebimize girmeden eriyip gitmektedir. Sorunumuz sadece fiyat artışları değil, emeklinin milli gelir dağılımındaki payının her geçen yıl bilinçli bir şekilde düşürülmesidir. Ülke ekonomisi büyürken emeklinin alım gücünün düşmesi, bir hesap hatası değil bir tercihtir” ifadelerine yer verildi.
‘’Eşit Olmayan Gelir Dağılımına İtiraz Ediyoruz’’
Açıklamanın devamında “Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artarken, pastadan alınan payda emeklinin dilimi git gide küçülmektedir. Nüfusun yüzde 10’ u milli gelirin yüzde 55,6 sını alırken, yüzde 50 lik kısım ise sadece yüzde 14,1 ini almaktadır. Bu adaletli bir dağıtım değildir. Harcarken Avrupalı, alırken Afrikalı standartlarına zorlanan emekli, artık torununa harçlık veremez, bakkala borç yazdıramaz hale gelmiştir. Emekliler geçinemiyor ödenen aylıklar açlık sınırının altında tatil yapmaktan geçtik, çarşıya pazara çıkamıyoruz. Yeterli beslenemiyoruz. AKP iktidarı tarafından değersizleştirilmiş durumdayız. Seçim dönemlerinde hatırlanıp sonra unutuluyoruz. Yaşadığımız ekonomik çıkmazların sorumlusu bugünkü iktidardır. Sermayenin vergilerini affederek ekonomik yükü emekçilerin emeklilerin sırtına yüklemeye devam etmektedir. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın sosyal devlet ilkesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve imzacısı olduğumuz Avrupa sosyal şartı emeklilerin refah içinde yaşamasını asıl görev olarak tanımlar. Uluslararası sözleşmeler ve yasalarımız gereği emekliler ve 65 yaş üzerindeki yurttaşların sosyal korunma, barınma gıda ve toplumsal yaşama katılım hakları güvence altındadır Yapılması gereken en kolay yöntemi biz öneriyoruz. Siyasal iktidar ve onun sırtını dayadığı sermaye sınıfı, bu ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetmektedir. Emek, yalnızca bir maliyet kalemi; insan hayatı ise kar hesabından gözden çıkarılabilir bir ayrıntı haline getirilmiştir. Bu anlayış emeğimize bedenimize karşı topyekûn bir savaş yürütmektedir. Bu savaşın hedefinde kadınlar gençler ve henüz oyun çağında olması gereken çocuklarımız da vardır. Devlet, kendi bütçesinden patronlara teşvikler aktarırken çocuklarımızı pres makinelerinin inşaat iskelelerinin, atölye tezgahlarının altına sürmektedir. Bu düzen, yoksulluğu kuşaktan kuşağa devreden, sınıfsal eşitsizliği kalıcılaştıran bir kast sistemidir. Yasa memurlara verilen maaş artışlarından memur emeklileri de faydalanır “ diyor. Ancak, iktidar söz vermesine karşın, memurlara verilen seyyanen ödeneği memur emeklilerine vermemiştir. Emeklilerin hakları olan seyyanen zam ödenmemiştir. Dava konusu olan seyyanen zammın ödenmesini ve tüm emeklilere hak ettikleri maaş karşılığı verilmesini talep ediyoruz. 2026 yılı bütçesi tamda bu sisteme göre düzenlenmiştir. İnsanca onurlu bir yaşam standardı olan emeklilerin en temel gereksinimlerini karşılamamaktadır. Emekçi ve Emekli haklarının ekonomik taleplerini karşılayacak ücret olarak kabul edilemez. Yaşamsal tüm haksızlıklara, adaletsizliğe eşit olmayan gelir dağılımına itiraz ediyoruz. Hakkımızı alıncaya dek de itiraz etmeye devam edeceğiz. Bu düzen yalnızca emeğimizi değil yaşam alanlarımızı ve doğayı da talan etmektedir. Sermayenin sınırsız kar hırsı soframızdan tüm yaşam alanlarımıza kadar vahşice saldırmaktadır. Taleplerimiz açık net ve meşrudur. Yoksulluk sınırı 90.000 TL, açlık sınırı 40.000 TL nin olduğu günümüzde TÜİK in enflasyon oyunları ve yüzledik rakamları artık sefalete işaret etmektedir” dedi.




