.

Ben bir Çanakkaleli sayılmam, hatta köşesinden bile yakalamıyorumdur.
Geldiğim günden beri inanılmaz rahatsız olduğum, sorguladığım birkaç konu var.
.
Öncelikle neden çoğu işyeri pazar günleri kapalı oluyor?
Bir büyükşehir insanı olarak, durumu oldukça garipsedim.
Geldiğimden beri çokça duyduğum bir sözü anımsattı bu durum bana: “Çanakkale yerlileri, yerimiz belli olsun diye işyeri açıyorlar.”
Aksini göremediğimi belirtmek istiyorum.
Dediğim gibi, bir büyükşehirde en yoğun günlerimiz hafta sonudur.
Ancak dışarı çıkıp, hava alabiliriz. Zaten trafikten, yoğunluktan şikâyet etmekle geçer o hafta sonu.
.
Diğer şikâyetim ise, şehir planlamasından uzak, daracık kaldırımlar ve benden yaşlı diyebileceğim binalar.
Çürümeye mi bırakılmış; bir şekilde göz mü yumuluyor bilmiyorum ancak, 5 oranındaki bir deprem ile yerle bir olacağına emin gibiyim.
.
Sorulara devam edelim, kiralar neden bu kadar yüksek, evler neden bu kadar pahalı?
Üstelik bir artı bir olan 30 yaşındaki bir ev için?
Sanki Çanakkale öğrenci ve memur ağırlıklı değil de, yüksek gelir kesimine hitap ediyor.
Buraya taşınan insan, ekonomik olarak stabil ve sakin mizaçlı olmalı.
Yoksa çevrenizi, sosyal hayatın heyecansızlığı ve yürüyüşün kısalması ile değişen mesafe kavramıyla çekilmez insanlar donatıyor.
.
Evet, bir diğer sorun;
Kültür ve turizmin başkenti olmayı hedefleyen bir şehir için, öğrencilere hitap etmek isteyen hatta ekonomisi bunun ile dönen bir şehir için konuşuyorum:
Neden bir kongre merkeziniz, geniş ve ferah salonlarınız yok?
Bir kültür endüstrisinden söz edebilmemiz için imza sayılacak bir binaya, ‘kültür merkezi’ diyebileceğimiz yapıya ihtiyaç duyarız.

Tabii Çanakkale’nin çok güzel bir şehir olduğunu değiştirmiyor bunlar.