Son haftalardaki yağışlarla beraber çok şükür ki Atikhisar Barajı’ndaki su seviyesi yüzde 22’den yüzde 61’e çıkmış ama...

Son haftalardaki yağışlarla beraber çok şükür ki Atikhisar Barajı’ndaki su seviyesi yüzde 22’den yüzde 61’e çıkmış ama bu demek değildir ki suyumuzdan tasarruf etmeyeceğiz.
Edeceğiz arkadaşlar, yüzde 100 olsa bile yapacağız bunu, yapmalıyız. İklim krizinin etkilerini artık çok açık bir şekilde görüyoruz. Şubat ayını ortaladık ama hava sıcaklıkları hafta sonuna kadar 13 derecenin üstünde seyretti hep.
Yani yarın ne olacağını bilmiyoruz…
Tedbirli olmalıyız…
Tasarruflu olmalıyız…
Hatta daha dikkatli olmanın, küresel iklim krizinin önüne geçmek için elimizden geleni yapmalıyız. Herkes kendi evinin önünü süpürse dünyanın tertemiz bir yer olurdu diye bir söz var ve bu çok doğru. Bu yüzden herkes kendi mücadelesini başlatırsa bunun önüne biraz daha geçebilir, hatta farkındalık yaratabiliriz.

Peki neler yapabiliriz? Bu konuyu su kaynaklarını korumak açısından bakarsak şöyle sıralayabiliriz;
Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.
Daha az su tüketen yeni teknoloji klozetler kullanılmalı.
Klozetlere asılan temizleme maddeleri kullanılmamalı.
Çamaşır suyu tüketimi en aza indirilmeli.
Akan tesisatlar onarılmalı.
Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.
Suyu, kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanılmalı.

Hava kirliliği açısından bakarsak ise;
Toplu taşıma araçları tercih edilmeli.
Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürümeli.
Kurşunsuz benzin tüketen araçlar tercih edilmeli.
Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.
Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı.

Umarım hepiniz bu önlemleri uygulayabilirsiniz. Herkese iyi haftalar dilerim…