Kaba hitapla, sataşmanın aynı şey olmadığına dikkat çeken Yüksek Mahkeme; işten çıkartılan işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetti.
Çalıştığı fabrikada iddiaya göre mobinge maruz kalan işçi, mesai arkadaşına gönderdiği elektronik postada 'terbiyesiz' kelimesini kullandığı gerekçesiyle tazminatsız kovuldu. 3. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan mağdur işçi, davalı işverence son zamanlarda işyerinde zorluklar çıkarıldığını, hakkında mesai arkadaşlarına sataştığı iddiasıyla ihtarname düzenlendiğini öne sürdü. İhtardaki tüm ithamların davacı tarafından reddedildiğini, dinî bayramlar hariç resmî bayramlarda çalıştığını, ayrıca 7 günlük yıllık izin hakkının da kullandırılmadığını, 1 aylık ücretinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı patron ise, davacının pek çok defa "benim 15 yıl 3600 gün primim var, tazminatımı alır giderim." diye işi bırakma tehdidinde bulunduğunu, işyerinin orta yerinde "benden başka çalışan yok, en az 2 bin lira ücret istiyorum." gibi agresif ve çalışma ortamını gerici çıkışlarda bulunduğunu dile getirdi. Davacının işyeri çalışanlarından G.Ö.'ye e-posta ile "terbiyesiz" şeklinde hakaret etmesi ve ardından aynı çalışanla işyerindeki çalışma, düzen, saygı ve hoşgörü ortamını temelinden yıkan büyük bir tartışma yaşaması sebebiyle çıkarıldığını vurguladı.
3. İş Mahkemesi, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı işverence ispat edilemediği, diğer alacakların ise işverence ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdi. Taraf avukatlarının temyizi üzerine devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fesih yönünden davalı tanıkları M. ile feshe esas olayın tarafı olduğu iddia edilen G. dinlenmeden davalının savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması hatalı olduğuna hükmederek kararı bozdu. Yeniden yapılan yargılamada Mahkeme; davacının feshe konu eylemlerinin işverenin başka işçisine sataşması niteliğinde olduğu, işverene 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin (II) numaralı bendine göre haklı fesih imkânı tanıdığı, bu kapsamda davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazanamadığı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi. Kararı davacı temyiz edince devreye yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.
Yüksek Mahkeme kararında; davacının "yazdığınız terbiyesizliktir." ibaresinin kaba ve nezaket dışı davranış olarak nitelenebileceğini, hakaret olarak kabul edilemeyeceğini dile getirdiği hatırlatıldı. Kelimenin hangi yazıya karşılık yazıldığının araştırılmadığını, davacının aynı işyerinde 1 yıl sonra yeniden başladığını, haklı nedenle işten çıkartılan bir kişinin durum gerçek olsa yeniden işe başlatılmayacağı vurgulandı. Kararda şöyle denildi: " Somut uyuşmazlıkta Mahkemece davacının çalışma arkadaşı olan G.Ö. ile tartışarak hakaret ettiği, çalışma arkadaşlarının da dâhil olduğu bir e-postada G.Ö. 'e hitaben 'yazdığınız terbiyesizliktir' yazı göndermesi sebebiyle iş sözleşmesinin işveren tarafından kovulduğu ortadadır. Davacının feshe konu eylemlerinin işverenin başka işçisine sataşması niteliğinde olduğu ve feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak haklı feshe konu edilen e-postada kullanılan 'yazdığınız terbiyesizliktir' ibaresinin işverenin başka işçisine sataşma olarak nitelendirilmesi hatalıdır. Bu ibare ancak kaba hitap olarak kabul edilebilir; haklı fesih nedeni olarak kabul edilemez. Davacının haklı fesih nedeni oluşturan başka bir davranışı olduğu ispat edilmemiştir. İşverence iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü yerine reddi isabetsiz olmuştur. Kararın bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir"


Kaynak: İHA