<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Çanakkale Boğaz Gazetesi</title>
    <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr</link>
    <description>Çanakkale'nin haber gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 10:37:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcağında Telefon Patlar mı? İşte Hayati Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaginda-telefon-patlar-mi-iste-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaginda-telefon-patlar-mi-iste-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcak havada cep telefonlarının uzun süreli şarjda bırakılmaması konusunda uyarılarda bulunan telefon tamircileri, sahte bataryalara karşı da vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle cep telefonlarının bataryalarının ısınması bazı problemlere neden olabiliyor. En çok meydana gelen problemlerden biri olarak kaynaklı şarj entegrelerinin bozulması göze çarpıyor. Cep telefonlarının bataryalarını şarj edildikten sonra fazla sürede prizde bırakmak şişmeden kaynaklı cihazın ömrünü kısaltabiliyor. Cep telefon tamircileri sıcak havalarda cep telefonlarının şarjda uzun saatlerde kalmaması gerektiğini tavsiye ederken, sahte bataryalara karşı da uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Erzincan’da cep telefon tamirciliği yapan Murat Koç, sıcak aylarda telefon bataryalarının aşırı ısınmasından dolayı cihazda da ısınma problemi yaşandığına dikkat çekti. Tamirci Koç, telefonlarda sahte bataryaların kullanılmasını önermediklerini belirterek şunları ifade etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Yaz dönemlerinde bataryalar çok fazla ısındığı için aynı zamanda telefonlar da ısınıyor, bunlarla birlikte batarya şişiyor ve bazı problemler oluyor. Yaz döneminde telefonlarda en çok sıcaklıklardan kaynaklı şarj entegreleri bozuluyor. Bu da aynı şekilde bataryayla bağlantılı bir durum. Sahte bataryalarda aslında çok fazla patlama meydana gelmiyor. Ama çabuk şişebiliyorlar, telefon ömrünü kısaltabiliyorlar ve cihaz verimini düşürebiliyorlar. Dolayısıyla sahte bataryalar pek önerilmiyor. Piyasada bazı kaliteli markalar var, daha çok onlar tercih edilebiliyor. Normal esnaf telefoncularda her modelin orijinal telefon bataryası bulunamayabiliyor. Bazı modellerin bataryaları sadece teknik servisinde bulunuyor. Ondan dolayı piyasadaki çeşitli kaliteli markalar kullanılıyor. Bu markaları öneriyoruz, onları kullanıyoruz ama A kalite batarya diye de zaten belirtiyoruz. Kaliteli de olsa yan sanayi olduğunu açıkça söylüyoruz. Bizim gibi esnaflarda vatandaşlar telefonlarını batarya değişimi için verdikleri zaman 1 saat sonra geri alabiliyor. Servislerde her zaman her modelin parçaları bulunamadığı için 1 hafta, 10 gün ya da yasal süreçte 1 ay şeklinde bir zaman verebiliyor. Teknik servisler de bazı işlemler geciktiğinden ve biz daha kolay erişilebilir olduğumuz insanlar yine daha çok bizi tercih ediyor. Vatandaşlar yaz döneminde telefonlarını özellikle fazla şarjda tutmamaya dikkat etmeliler. Çünkü şarj esnasında telefon ısınır. O yüzden batarya dolduğu zaman fiş çekilmeli. Böylelikle hem telefonun hem de pilin ömrü daha uzun olur. Ayrıca hiçbir cihaz güneşe maruz kalmamalı."</p>

<p><br />
 </p>

<p><img alt="Sıcaklarda cep telefonunuzu uzun süre şarjda bırakmayın
" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/images/2026/07/17/20260717aw748437-1.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaginda-telefon-patlar-mi-iste-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/07/20260717aw748437.jpg" type="image/jpeg" length="81174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 milyon yetişmiş insan ihtiyacı var]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/2-milyon-yetismis-insan-ihtiyaci-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/2-milyon-yetismis-insan-ihtiyaci-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekanın bankacılıktan ticarete, savunma sanayinden coğrafi bilgi sitemlerine birçok sektörün kullanmaya başlamasıyla veri güvenliğinin önemi de arttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçeşehir Üniversitesi Bilgi Güvenliği Teknolojisi bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Naci Ünal, yapay zekanın veri güvenliğine hem olumlu hem olumsuz etkisinin olduğu vurgulayarak; siber suçları engellemek için dünyada 2 milyon 800 bin kişinin çalıştığını, bu alanda1 milyon 900 bin yetişmiş insana daha ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>İnternetin hayatımızın her alanına girmesiyle birçok alanda yapılan işler fiziksel alandan dijital ortama aktarıldı. Finanstan, eğitime, tasarımdan sağlığa birçok alanda verinin internet ortamına taşınması yapay zekanın da devreye girmesiyle hızla arttı. Yapay zekayla yönetilen askeri sistemlerin oluşturulması hatta komuta kademesinde yapay zekanın yer alması, internet ortamında kişisel bilgilerin çoğalması, dijital ikizlerin oluşturulması, bankacılık ve yatırım işlemlerinin artması veri güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.</p>

<p></p>

<p>BAU Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgi Güvenliği Teknolojisi Bölümü’nden Siber Güvenlik Araştırmacısı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Naci Ünal, yapay zekanın gelişmesinin veri güvenliği üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yapay zeka güvenliğin arttırılmasına yardımcı olacağını; ancak kötü niyetli kullanıcıların bunu verilere ulaşmak için de kullanabileceğini belirten Ünal şunları söyledi: "Yapay zekâ her alanda olduğu gibi siber güvenlik alanında da pay sahibi olan teknolojilerden biridir. Ancak burada yapay zekâ ile siber güvenlik arasında çift yönlü bir ilişki söz konusudur. Yapay zekâ; siber savunma ve siber saldırıda bir araç olarak kullanılırken siber güvenlik de yapay zekânın etkin bir şekilde korunmasında etkili olmaktadır. Örneğin; yapay zekâ destekli bir siber güvenlik mimarisinde yedi gün yirmi dört saat bir bilgi sistemine yapılan şüpheli girişleri, veri sızıntılarını, arka kapı açabilecek zararlı yazılımların tespitini, sistemde bulunan doğal olmayan anomalileri, kodları daha çabuk tanımlamak, gerekli önlemleri hızlıca alabilmek mümkündür. Bu sayede zararlı yazılım analizleri de daha çabuk ve etkili bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir."</p>

<p></p>

<p>Etkili siber güvenlik ihtiyacı</p>

<p></p>

<p>Bu durumun tersinin de mümkün olabileceğini belirten Ünal "Kötü amaçlı kişiler tarafından da yapay zekâ kullanılarak; daha etkin oltalama (phishing) saldırıları yapılabilmekte, gerçeğe çok yakın ses ve deep fake dosyaları hazırlanabilmekte, parola çözme sistemleri geliştirilebilmekte, uzun süre pusuda yatan zararlı yazılımlarla sistem geneli izlenebilmekte ve etkili siber saldırılarda bulunabilmektedir. Ayrıca yine kötü amaçlı insanlar; yapay zekâ modellerine sızmak, bu modelleri manipüle etmek, prompt injection saldırıları gerçekleştirmek, veri zehirleme (data poisoning) gibi faaliyetleri de gerçekleştirmektedir. Yani doğrudan yapay zekâyı hedef alabilmektedir. Bu faaliyetler stratejik seviyede otonom sistemler, karar destek sistemleri, kritik alt yapı sistemleri gibi alanlarda da zaafiyet sahaları oluşturmaktadır. Yani yapay zekâ doğrudan hedef haline gelebilmekte ve etkili bir siber güvenlik desteğine ihtiyaç duymaktadır. Kısaca özetleyecek olursak siber güvenlik - yapay zekâ ilişkisini; yapay zekâ ile korumak, yapay zekâdan korumak, yapay zekâyı korumak şeklinde özetleyebiliriz." dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Yapay zekâ nitelikli insanların elinde etkili bir destek unsuru olacak"</p>

<p></p>

<p>Yapay zekânın insan kaynağının kullanımını da şekillendirdiğini, uzman insan ihtiyacının ise her zaman devam edeceğini belirten Ünal, "Log analizi, alarm durumuna geçiş, alarm seviyesi belirleme, anomali tespiti, raporlama gibi rutin olarak gerçekleştirilen alanlarda yapay zekâ çok etkili olarak kullanılabilmektedir. Ancak, bu durum insandan tamamen vazgeçileceği anlamına gelmemelidir. Mevcut durum analizinden saldırı senaryosu oluşturabilen, etkili, esnek güvenlik mimarisi kurabilen, sosyolojik ve psikolojik verileri değerlendirerek siber saldırgan profilini tespit edebilen, stratejik kararlar alabilen, etik değerlendirmeleri yapabilen, mevcut durum değerlendirmesiyle etkin kriz yönetimini gerçekleştirebilen uzman insan profiline her zaman ihtiyaç vardır ve olacaktır. Yani konsepte hâkim, teknolojiyi tasarlayıp, etkin kullanabilen analitik insanlara ihtiyaç her zaman bulunmaktadır. Hatta yapay zekâ bu nitelikli insanların elinde etkili bir destek unsuru olacaktır" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>İstihtamda yetişmiş insan gücü açığı var</p>

<p></p>

<p>Siber güvenliğin geleceğin şekillendirilmesinde ve hemen tüm sektörlerin güven içerisinde ve faaliyetlerini istikrarlı bir şekilde sürdürmesinde vaz geçilmez unsurlardan biri, hatta en önemlisi olduğunu belirten Ünal, siber güvenliğin; günümüzde ve gelecekte vazgeçilemeyecek alanlardan olduğunu da ifade etti. Uluslararası verilere de dikkat çeken Ünal, "Çeşitli araştırma şirketlerinin raporlarına göre, küresel anlamda gerçekleştirilen siber suçların yıllık maliyetleri trilyonlarca doları bulmaktadır. Bu maliyetleri azaltmak ve bilişim sistemlerinin güvenliğini sağlamak için dünya genelinde yaklaşık 4,7 milyon yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde bu alanda çalışan sayısı 2,8 milyon kişiyle sınırlıdır. Başka bir şekilde ifade edecek olursak mevcut yetişmiş insan gücü kadar bir istihdama daha ihtiyaç vardır ve bu ihtiyaç miktarı artış eğilimindedir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Bugünde ihtiyaç var gelecekte de olacak"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünal, bulut güvenliğinden siber istihbarata, adli bilişimden sızma test analistliğine kadar siber güvenlik gerektiren birçok alanda istihdam ihtiyacı olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünya üzerinde dijitalleşme ve dijital dönüşüm alanında en hızlı gelişim gösteren ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Ünal, bu gelişimin başta savunma sanayii olmak üzere bankacılık, finans teknolojileri, kritik alt yapı yatırımları, haberleşme ve e-ticaret teknolojileri gibi siber uzay temelli teknolojik yatırımlarıyla da ilgili olduğunu vurguladı. Ünal, "Ülkemizde ve dünyada tüm siber güvenlikle alakalı alanlarda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır, gelecekte de olacaktır" dedi.</p>

<p></p>

<p>Öğrencilere seslendi</p>

<p></p>

<p>Ahmet Naci Ünal siber güvenliğin sosyal mühendislik, siber zorbalık, kritik alt yapılar, gömülü sistemler, kriptoloji, bütünleşik ağ yapıları, biyometrik sensörler, haberleşme teknolojileri gibi çok farklı alt bileşenlerden oluşan disiplinlerarası bir teknoloji olduğunu söyledi. Öğrencilere seslenen Ünal, "Meraklı, problemli sahaları tespit edip, tanımlayabilen, bu problemleri çözme yöntemlerini geliştirebilen, çözebilen, hayat boyu öğrenmeyi önceliklendiren, sabırlı, kendini geliştiren, teknolojilerdeki gelişmeleri takip eden, stratejik ve analitik düşünebilen, etik değerlere sahip, yabancı dil seviyesi yüksek, bağımsız ve disiplinli çalışabilen öğrenciler bölüm farkı gözetmeksizin siber güvenlik alanına yönelebilirler. Çünkü siber güvenlik; mühendislikten sosyal bilimlere, sağlık bilimlerinden temel bilimlere kadar pek çok bilim dalıyla iletişim halindedir ve bu alanlarda çalışmalar yapılabilecek konulara sahiptir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/2-milyon-yetismis-insan-ihtiyaci-var</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/07/dr-ogr-uyesi-ahmet-naci-unal.jpg" type="image/jpeg" length="65522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sesinizi kopyalayıp, ailenizi arıyorlar" (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sesinizi-kopyalayip-ailenizi-ariyorlar-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/sesinizi-kopyalayip-ailenizi-ariyorlar-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle siber tehditlerin yapısının değiştiğini belirterek, vatandaşlara uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişim, siber dolandırıcılık tehditlerini daha önce görülmemiş ve tehlikeli bir boyuta ulaştırdı. Sosyal medyadan elde ettikleri kısa ses ve görüntü kayıtlarını yapay zeka ile kopyalayarak gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte içerikler üreten dolandırıcılar, aile bireylerini taklit ederek vatandaşları tuzağa düşürüyor. Giderek artan bu manipülasyonlara karşı uyarıda bulunan BEUN Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, her dijital içeriğe şüpheyle yaklaşılması ve teyit edilmeden kesinlikle işlem yapılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"İnsanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Siber dolandırıcılık faaliyetlerinin geldiği son noktayı değerlendiren Dr. Öğretim Üyesi Çakır, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>"Son dönemde ’siber dolandırıcılık faaliyetleri’, ’deepfake’ ve ’veri sızıntısı’ gibi kavramlar sıkça duyulur hale geldi. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte siber tehditlerin yapısı da değişti. Eskiden basit e-posta dolandırıcılıklarıyla karşılaşırken, bugün artık insanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor ve birçok gerçekçi sahte, manipüle edilmiş içerikler oluşturulabiliyor. Bu nedenle artık yalnızca teknik sistemler değil, insanların psikolojisi ve güven duygusu da hedef alınıyor. Şu an en kritik tehditlerden biri yapay zeka destekli deepfake dolandırıcılıklarıdır. Çünkü insanlar artık yalnızca yazılı mesajlarla değil, sesli aramalar, görüntülü görüşmeler ve sosyal medya videoları üzerinden de manipüle edilmektedir."</p>

<p><strong>"Şüphe güvenlik refleksi haline gelmiştir"</strong></p>

<p>Dolandırıcıların sosyal medyadan alınan ses kayıtlarıyla kurguladıkları senaryolara dikkat çeken Çakır, "Örneğin dolandırıcılar kısa bir ses kaydınızı sosyal medyadan alıp, sizin sesinizi taklit edebiliyor. Daha sonra aile bireylerinizi arayarak ’Acil para gönder’ gibi senaryolar oluşturabiliyor. Bu durumda klasik dolandırıcılık yöntemlerinden çok daha tehlikeli hale gelmiş oluyor. Öncelikle dijital dünyada şüphe çok önemli bir kavram ve güvenlik refleksi haline gelmiştir. Şüpheyi asıl duymamız gerekiyor. Bir telefon görüşmesi, mesaj veya video ne kadar gerçek görünürse görünsün mutlaka ikinci bir doğrulama yapılması gerekiyor. Örneğin telefonla gelen para talepleri gibi birçok farklı kanaldan bu ifadeleri teyit etmek gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>"En büyük hata fazla veri paylaşımı"</strong></p>

<p><strong>Sosyal medyada aşırı kişisel veri paylaşmanın risklerine değinen Çakır, açıklamasına şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"Bilinmeyen bağlantılara tıklamamak, banka bilgilerini telefonda asla ve asla paylaşmamak, sosyal medyada aşırı kişisel veri paylaşmamak artık temel dijital güvenlik kuralları haline gelmiş durumda. En büyük hata fazla veri paylaşımı. Günümüzde görüyoruz birçok sosyal medya kullanan insan sayısı çok fazla ve bu kullanıcılar, yani bizler doğum tarihlerini, çocuklarının okullarını, yaşadığı şehri, yeri, günlük rutinlerini, hatta ses ve görüntülerini kontrolsüz biçimde paylaşabiliyor. Oysa bu veriler, sosyal mühendislik dediğimiz bir kavram var ve sosyal mühendislik saldırılarında kullanılıyor. Siber suçlular artık teknolojiyi psikolojik manipülasyonla birleştiriyor. Yani saldırılar sadece bilgisayarlara değil, insan davranışlarına yönelik gerçekleştiriliyor."</p>

<p><strong>"Yapay zeka ile saldırılar otomatik hale geldi"</strong></p>

<p>Siber saldırıların yapay zeka ile hızlandığını vurgulayan Çakır, "Yapay zeka oldukça popüler bir alan haline geldi günümüzde, her alanda artık kullanılmakta ve yapay zekayla beraber saldırılar da otomatik hale gelmiş durumda. Eskiden bir dolandırıcının yüzlerce kişiye manuel mesaj göndermesi gerekiyordu, bugün ise yapay zeka sayesinde kişiye özel oltalama dediğimiz mesajlar iletilebiliyor, gerçekçi, sahte e-postalar, otomatik ses klonlamaları, gerçek zamanlı dip fake videoları çok hızlı bir şekilde üretilip bu insanlara ulaştırılabiliyor ve bu ciddi anlamda da tehlike arz etmekte. Bu noktada bazı temel önlemler ciddi aslında fark oluşturuyor. Bunların başında güçlü ve farklı şifreler kullanmak, çok faktörlü kimlik doğrulamalarını aktif hale getirmek, güncellemeleri asla ve asla ertelememek, lisanssız yazılım kullanmamak ve burası çok önemli ortak wi-fi ağlarında hassas işlemleri asla ve asla yapmamak. Hatta şunu söyleyebiliriz bir de dijital her dijital içeriğe sorgulayıcı ve şüpheci yaklaşmak çok önemli. Artık dijital okuryazarlık temel bir yaşam becerisi haline geldi diyebiliriz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Aileler yasaklayıcı değil, bilinçlendirici olmalı"</strong></p>

<p>Gençlerin de büyük bir risk altında olduğunu belirten Çakır, "Gençler özellikle sosyal medya manipülasyonlarına karşı risk altında. Sahte hesaplar, oyun içi dolandırıcılıklar, veri toplama uygulamaları ve kimlik avı saldırıları çocukları hedef alabiliyor. Ailelerin burada yasaklayıcı değil aslında bilinçlendirici şekilde bu genç bireylere yaklaşması gerekiyor. Çünkü teknoloji artık hayatın bir doğal bir parçası. Bundan bir kaçış yok. Ki hayatımızın artık merkezi haline de gelmiş durumda. Buradaki önemli nokta ise güvenli kullanım kültürünü oluşturabilmektir" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"Kişisel bilgilerinizi fiziksel cüzdanınız kadar dikkatli koruyun"</strong></p>

<p><strong>Veri güvenliğinin öneminin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:</strong></p>

<p>"Dijital dünyada artık en değerli şey biliyorsunuz ki veridir. Yapay zeka içerisinde yapay zeka için de en önemli şey veridir. Veri olmazsa yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Bu anlamda insanlar kişisel bilgilerini fiziksel cüzdanları kadar dikkatli korumalı. Şunu unutmamalıyız, her teknolojik gelişme yeni fırsatlar sunarken aynı zamanda yeni riskler de doğurmaktadır. Bu nedenle bilinçli teknoloji kullanımı, dijital farkındalık ve siber güvenlik kültürü geleceğin en önemli toplumsal ihtiyaçlarından biri olacaktır. Dijital güvenlik konusunda bilinçli olmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Herkese güvenli dijital yaşam diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sesinizi-kopyalayip-ailenizi-ariyorlar-video</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/yapay-zeka-1.jpg" type="image/jpeg" length="53204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay'dan sonra Güneş'e gidecek (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/aydan-sonra-gunese-gidecek-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/aydan-sonra-gunese-gidecek-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), yerli ürünü "CHERI" isimli iki gezici keşif aracı (rover) ve girişimcileri ile SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda yerini aldı. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, "Ay'dan sonra şimdi Güneş'e de gitme hedefimiz var. Bunu da ilk kez burada açıklıyorum. Biz ODTÜ olarak yapay zeka kuantum teknolojileri gibi alanlarda geleceğin mühendisliğini tasarlıyoruz. Geleceğin mühendislerini yetiştiriyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ODTÜ geliştirdiği yerli ürünü ve girişimcileriyle birlikte SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda yerini aldı. Yüzde 80 oranında yerliliğe sahip "CHERI" isimli iki gezici keşif aracı (rover), Ay'ın güney kutbundaki zorlu yüzey şartlarında görev yapacak, yapay zeka desteğiyle yüzeyin üç boyutlu haritasını çıkaracak. "CHERI" isimli proje kapsamındaki iki mikro keşif aracı, birbirleriyle etkileşimli şekilde Ay'ın güney kutbunda bilimsel veri toplayacak. Analizler gerçekleştirecek ve yapay zeka desteğiyle kendi rotalarını otonom şekilde belirleyip üç boyutlu haritalandırma yapabilecek. 2029 yılında Çin'den Ay'a gönderilecek. Yüzde 80 oranında yerliliğe sahip "CHERI" isimli iki gezici keşif aracının (rover) sergilendiği stantta açıklamalarda bulunan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, yeni hedeflerinin Güneş'e gitmek olduğunu açıkladı. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, "Evet, gerçekten Türkiye'nin savunma sanayindeki son yıllardaki yaptığı hamle hepimiz için bir gurur kaynağı. Özellikle dünyada gelişen bu çok üzücü hadiseler, savunma sanayinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Burada da SAHA EXPO'da Türkiye'nin en önemli iki etkinliğinden biri savunma alanında. Biz de ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT olarak burada yerimizi aldık. ODTÜ uzay alanındaki birçok projeleriyle var. İşte daha önce de bahsettiğimiz gibi Ay yüzeyinde görev yapacak "CHERI" projesi, Çin Uzay Ajansı iş birliğiyle. Ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin uzay temalı Teknokent'i, bizim uzay alanındaki birçok diğer araştırmalarımızla beraber en önemli faaliyetimiz. Burada da zaten Türkiye'nin uzay pavilyonunun önündeyiz. ODTÜ Teknokent olarak da biz buraya girişimcilerimizi getirdik. ODTÜ TEKNOKENT NATO'nun inovasyon fonunun hızlandırma programı DIANA hızlandırma programının dünyadaki sayılı partnerlerinden, sayılı merkezlerinden biri. Burada da bizim uluslararası alanda hızlandırma programına aldığımız yeni girişimler burada. Ve ODTÜ TEKNOKENT'te de 100'ün üzerinde savunma sanayi ile ilgili firmalar da yine burada temsil ediliyor. Bu şekilde savunma sanayine biz üniversite olarak, ODTÜ olarak ve ODTÜ TEKNOKENT olarak katkı vermeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Ay'dan sonra Güneş'e de gitme hedefimiz var" "CHERI" hakkında bilgi veren Yozgatlıgil, "Bütün ekiple beraber yine Çin'e gittik. Geçen hafta oradaydık. Çin Uzay Ajansı ile teknik doğrulama toplantıları gerçekleştirdik. Bu çok zorlu bir süreç. Yani Ay'ın en zorlu şartlarında görev yapacak 2 adet uzay aracı; yapay zeka destekli, otonom haritalama ve örnekleme yapacak. Bununla ilgili Çin Uzay Ajansı ve Çin'in çok ciddi testleri, doğrulama faaliyetleri var. Biz de çok başarılı bir şekilde ilerliyoruz. Doğrulama faaliyetleri, testlerin sonuçları çok olumlu. Biz bu noktada yeni projeleri konuştuk. İşte Güneş'e gönderecekleri misyona da biz ODTÜ olarak başvuruda bulunacağız. İnşallah burada seçildiğimiz gibi Güneş misyonunda da seçileceğiz. Yani ODTÜ Ay'dan sonra şimdi ODTÜ Güneş'e de gitme hedefimiz var. Bunu da ilk kez burada açıklıyorum. Biz ODTÜ olarak yapay zeka kuantum teknolojileri gibi alanlarda geleceğin mühendisliğini tasarlıyoruz. Geleceğin mühendislerini yetiştiriyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/aydan-sonra-gunese-gidecek-video</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/maxresdefault-1778079822.jpg" type="image/jpeg" length="51614"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
