<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Çanakkale Boğaz Gazetesi</title>
    <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr</link>
    <description>Çanakkale'nin haber gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 21:21:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Önemli Tuz Uyarısı: Her Beyaz Tuz Sağlıklı Değil]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-onemli-tuz-uyarisi-her-beyaz-tuz-saglikli-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-onemli-tuz-uyarisi-her-beyaz-tuz-saglikli-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen tuz üretim merkezlerinden Çankırı’da uzun yıllardır bu sektörde faaliyet gösteren ve araştırmalar yürüten İlyas Ak, tüketicilere tuz tercihi konusunda hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çankırı tuzunun binlerce yıllık madenlerden çıkarılan saflığıyla öne çıktığını belirten Ak, son dönemde piyasada bu isim altında satılan ancak sağlığa uygun olmayan sahte ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Tuzun doğal renginin beyaz olduğunu ifade eden Ak, farklı bölgelerden gelen tuzların içerisindeki yabancı maddeler nedeniyle renk değiştirdiğini söyledi. Özellikle Çankırı tuzu diye satılan ancak İran’dan gelen ve kükürt barındıran tuzların sağlık açısından riskli olduğunu belirten uzman, bu tuzların kolay şekil alması sebebiyle üzerine resim veya yazı baskısı yapılarak pazarlanabildiğini ifade etti. Diğer tuz çeşitlerini de değerlendiren Ak, Kırşehir tuzunda kireç oranının, Nevşehir ve pembe renkli Himalaya tuzunda ise yabancı madde miktarının yüksek olduğunu kaydederek, ağır metal içermeyen ve doğal kil barındıran Çankırı tuzunun en sağlıklı seçenek olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çankırı tuzunun bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları nedeniyle yoğun talep gördüğünü belirten İlyas Ak, bu tuzun özellikle astım, nefes darlığı ve KOAH gibi solunum yolu rahatsızlıkları olan bireyler tarafından tercih edilebileceğini söyledi. Ayrıca yemeklik olarak kullanılan doğal tuzun zengin mineral yapısıyla tansiyon hastaları, ödem sorunu yaşayanlar ve vücut dengesi hassas olan kişiler için destekleyici bir rol oynadığını ekledi. Hücre yenilenmesini destekleyen ve vücut dengesini korumaya yardımcı olan bu doğal kaynağın, güvenilir satıcılardan temin edilmesinin sahteciliğin önüne geçilmesi açısından kritik önem taşıdığı uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-onemli-tuz-uyarisi-her-beyaz-tuz-saglikli-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/tuz.jpg" type="image/jpeg" length="35673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ağrısının ilacı planlı hareket]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti.<br />
Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu.<br />
Kademeli geçiş ve süreklilik şart<br />
Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi.<br />
Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü<br />
Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı:<br />
"Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın."<br />
Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/bogaz-gazetesi-haber-2026-05-04t102336470.jpg" type="image/jpeg" length="75127"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocukluk döneminde oldukça yaygın görülen idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastalığın özellikle 1 yaş altındaki sünnetsiz erkek bebeklerde ve 1 yaşın üzerindeki kız çocuklarında sık karşılaşıldığını belirten Yurtseven, ihmal edilen enfeksiyonların böbreklerde kalıcı hasar bırakabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Çocukluk çağı boyunca her 10 kız ve her 30 erkek çocuğundan birinin bu sorunu en az bir kez yaşadığını ifade eden Dr. Yurtseven, enfeksiyonun temelinde tuvalet ihtiyacının ertelenmesi, yanlış temizlik alışkanlıkları ve yetersiz sıvı tüketiminin yattığını aktardı. Korunma yöntemleri arasında doğru tuvalet eğitiminin hayati önem taşıdığını vurgulayan uzman, özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılmasının mikroorganizmaların bulaşmasını engellemede en basit ama en etkili yöntem olduğunu hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarının da hastalık üzerinde belirleyici olduğunu söyleyen Yurtseven, bol sıvı tüketiminin idrar yollarını temizlediğini, lifli gıdalarla beslenerek kabızlığın önüne geçilmesinin ise enfeksiyon riskini azalttığını belirtti. Ailelerin nedeni bilinmeyen ateş, idrarda koku veya renk değişikliği, karın ağrısı ve sık idrara çıkma gibi belirtileri takip etmesi gerektiğini söyleyen Dr. Yurtseven, bebeklerde ise emmede azalma ve huzursuzluk gibi işaretlerin mutlaka ciddiye alınarak bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-varsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/cocuk-hastaliklari-uzmani-dr-ozge-yurtseven.jpg" type="image/jpeg" length="65152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın"]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmanın ve makyajda hijyene dikkat etmemenin, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makyaj malzemeleri kişiye özel olması gerektiğini, ürünlerin açıldıktan sonra genellikle 3-4 ay içinde tüketilmesinin önemli olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin İpçioğlu, "Aksi halde bakteriler oluşabilir. Göz makyajı yapılırken, eyeliner ve göz kalemi gibi ürünler gözün iç kısmına sürülmemelidir. Kozmetik ürün kullanımında pek çok hata yapılıyor. Bunlardan biri de makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılmasıdır. Göz enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişiye makyaj malzemenizi verirseniz, gözünüz enfeksiyon kapabilir. Mağazalarda veya ortak kullanım alanlarında bulunan deneme ürünleri de göz sağlığınızı tehdit edebilir" dedi.<br />
<br />
"Kullanım süresi dolan makyaj ürünü bitmese bile atılmalı"<br />
Her kozmetik ürünü gibi makyaj malzemelerinin de belirli bir kullanım süresi olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İpçioğlu, "Makyaj malzemeleri açıldıktan sonra belli bir süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre genel olarak 3 ya da 4 ay olarak kabul edilmekle birlikte, makyaj malzemesinin özelliğine göre süre değişebilir. Kullanım süresi dolan malzeme bitmese bile atılmalıdır. Çünkü süresinden daha fazla kullanılan makyaj malzemelerinin hemen hemen hepsinde bakteri ürediği kanıtlanmıştır" diye konuştu.<br />
<br />
"Gözdeki yağ bezleri tıkanabilir"<br />
Makyaj malzemelerinde bulunan etkin ve koruyucu maddelerin alerjik bünyesi olan kişilerde göz alerjisine neden olabileceğini vurgulayan Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, şu bilgileri verdi:<br />
"Alerjik bir bünyeniz varsa ve birden çok kozmetik ürünü aldıysanız, bunları sırayla denemeli ve alerji yapmadığına emin olduğunuz ürünleri kullanmaya devam etmelisiniz. Kirpik diplerinde göz sınırlarını belirgin hale getirmek için eyeliner veya göz kalemi kullanırken, kirpiklerin göze yakın olan iç kısmına değil, dışına sürmeye dikkat etmelisiniz. Çünkü kirpiklerin göze yakın olan iç kenarlarında gözyaşına katkıda bulunan Meibomean yağ bezleri bulunur. Bu bezler, makyaj yapılırken tıkanırsa gözyaşı kalitesizleşir ve gözde batma, yanma, kızarma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Hatta göz kapağında arpacık gibi enfeksiyonlar gelişebilir. Rimel, kalem, far gibi göz makyajı ürünlerini uygularken, uygulama yönü gözden dışarıya (uzağa) doğru olmalıdır. Böylece ürünleri sürmek için kullandığınız fırça, kalem gibi araçların saydam tabakaya (kornea) batma ihtimali azalır. Makyaj yaparken bir ürün gözünüze batarsa önce bol suyla yıkamalı, gözde rahatsızlık devam ederse göz hekimine danışılmalıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin-1</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/goz-alerjisi.jpg" type="image/jpeg" length="78289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sınav Döneminde Zihin Açıcı İlaç Tuzağı]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sinav-doneminde-zihin-acici-ilac-tuzagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/sinav-doneminde-zihin-acici-ilac-tuzagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS ve YKS gibi kritik sınav dönemlerinde artan başarı baskısı, hem öğrencileri hem de aileleri hatalı çözüm yollarına itebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, sınav sürecinde dikkat artırma vaadiyle hekim kontrolü dışında kullanılan "zihin açıcı" ürünlerin, çocukların sağlığını ve tedavi süreçlerini riske attığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Kamuoyunda sıkça konuşulan ve beyin hücre zarı yapısında rol oynayan sitikolin gibi maddelerin, çocuk psikiyatrisinde yalnızca seçilmiş vakalarda destekleyici olarak kullanılabileceğini ifade eden Dr. Gerçek, bu tür takviyelerin asla temel tedavinin yerine geçemeyeceğinin altını çizdi. Özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı alan çocuklarda bilimsel etkinliği kanıtlanmış birinci basamak tedavilerin esas olduğunu, sitikolin gibi ajanların bu tedavilere bir alternatif oluşturmadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kontrolsüz ilaç ve takviye kullanımının en büyük tehlikesi olarak "doğru tanıda gecikme" riskine dikkat çeken Dr. Gerçek, her dikkat sorununun DEHB olmadığını, hekime danışılmadan yapılan müdahalelerin asıl sorunun gözden kaçmasına yol açabileceğini belirtti. Sosyal medya ve arkadaş tavsiyesiyle hareket edilmemesi gerektiğini hatırlatan uzman, gelişim çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girilmemesi gerektiğini, kalıcı başarının ancak doğru tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkün olabileceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sinav-doneminde-zihin-acici-ilac-tuzagi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2024/09/sinav-dgs-yks-osym.jpg" type="image/jpeg" length="40412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Öncesi Şok Diyetlere Dikkat: Sağlığınızdan Olmayın]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-oncesi-sok-diyetlere-dikkat-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-oncesi-sok-diyetlere-dikkat-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı, yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte ivme kazanan hızlı zayıflama çabalarına karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle tatil sezonu öncesinde kısa sürede sonuç alma arzusuyla başvurulan popüler ama yanlış yöntemlerin, vücutta kalıcı hasarlar bırakabileceği ve sağlığı ciddi şekilde tehdit edebileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dokumacı’ya göre bu süreçte yapılan hataların başında, kalori miktarını aşırı düşürmek uğruna yetersiz protein alımı geliyor. Çok kısıtlı diyetlerin kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğunu ifade eden uzman, kontrolsüz şekilde uygulanan şok diyetlerin sürdürülebilir olmadığını belirtti. Ayrıca aktarlarda satılan ve kaynağı belirsiz olan bitki çayları ile zayıflama ürünlerinin bilinçsiz kullanımına da değinen Dokumacı, her metabolizmanın farklı olduğunu ve bu tür ürünlerin karaciğer veya böbrek sağlığı üzerinde öngörülemez sorunlara yol açabileceğini kaydetti.</p>

<p>Sağlıklı bir kilo verme sürecinin temelinde dengeli bir beslenme planı yattığını vurgulayan uzman, doğru zayıflamak için yeterli protein alımının korunması, karbonhidrat tüketiminin dengelenmesi, su tüketiminin artırılması ve hareketli bir yaşamın benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Zayıflama sürecinin mutlaka bir doktor ve diyetisyen gözetiminde, düzenli kan tahlili takibiyle yürütülmesinin önemini hatırlatan Dokumacı, hızlı kaybedilen kiloların aynı hızla geri alınacağını ve bu durumun vücut için doğal bir süreç olmadığını da sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-oncesi-sok-diyetlere-dikkat-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/zayiflama-perhiz-diyet.jpg" type="image/jpeg" length="19164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde Glütensiz Beslenme Sağlıklı mı? Uzman Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/bebeklerde-glutensiz-beslenme-saglikli-mi-uzman-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/bebeklerde-glutensiz-beslenme-saglikli-mi-uzman-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yetişkinler arasında popülerleşen glütensiz beslenme akımı, bebek beslenmesine de yansımaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Uzm. Dr. Belgin Özbek</strong>, sağlıklı bebeklerde glütenin diyetten tamamen çıkarılmasının tıbbi bir gereklilik olmadığını, aksine gelişimi olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Ek Gıda Döneminde Glütenin Rolü</strong></h2>

<p>Bebeklerde ek gıdaya geçiş genellikle 6. ay civarında başlar. Bu dönemde glüten içeren tahılların (buğday, arpa, çavdar) kontrollü bir şekilde diyete dahil edilmesi, bağışıklık sisteminin bu proteine karşı <strong>tolerans geliştirmesi</strong> açısından kritiktir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Bağışıklık Gelişimi:</strong> Glütenin uygun zamanda ve küçük miktarlarda verilmesi, sistemin bu proteini tanımasını sağlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Besin Çeşitliliği:</strong> Gereksiz kısıtlamalar, bebeğin ihtiyaç duyduğu lif, vitamin ve minerallere ulaşmasını engelleyebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Adaptasyon:</strong> Vücudun farklı besin gruplarına alışması, ileride oluşabilecek intolerans risklerini azaltabilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Çölyak Hastalığı ve Belirtileri</strong></h2>

<p>Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde glüten tüketimiyle ince bağırsakta hasar oluşmasıdır. Toplumda görülme oranı <strong>yüzde 1</strong> civarındadır. Bebeklerde şu belirtiler görüldüğünde uzman kontrolü şarttır:</p>

<p></p>

<p>Shutterstock</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kilo Alımında Yavaşlama:</strong> Beklenen gelişim eğrisinin altında kalma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sindirim Sorunları:</strong> Kronik ishal ve belirgin karın şişliği.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gelişim Geriliği:</strong> Fiziksel ve motor becerilerde duraksama.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Huzursuzluk:</strong> Sürekli devam eden iştahsızlık ve keyifsizlik hali.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Glütensiz Diyet Ne Zaman Zorunludur?</strong></h2>

<p>Uzm. Dr. Belgin Özbek, glütensiz beslenmenin bir "tercih" değil, bir <strong>"tıbbi zorunluluk"</strong> olduğunu hatırlatıyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Tanı Konulmuş Çölyak:</strong> Laboratuvar testleri ve klinik değerlendirme ile kesinleşmiş durumlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Glüten Duyarlılığı:</strong> Tıbbi olarak kanıtlanmış hassasiyet vakaları.</p>
 </li>
</ol>

<blockquote>
<p><strong>Kritik Uyarı:</strong> Sadece belirtilere bakarak veya "daha sağlıklı olur" düşüncesiyle glüteni kesmek; büyüme sürecini baltalayabilir ve beslenme bozukluklarına yol açabilir.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Ailelere 3 Temel Öneri</strong></h2>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Kontrollü Tanıştırma:</strong> Glüten içeren besinleri tek tek ve az miktarda vererek bebeğin tepkisini gözlemleyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Aşırı Kısıtlamadan Kaçının:</strong> Tıbbi bir tanı yoksa, bebeğinizi zengin bir besin yelpazesiyle büyütün.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Düzenli Takip:</strong> Herhangi bir şüphe durumunda kendi başınıza diyet uygulamak yerine mutlaka bir çocuk doktoruna danışın.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/bebeklerde-glutensiz-beslenme-saglikli-mi-uzman-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/bebek-anne1.jpg" type="image/jpeg" length="35311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuz Sizi Kopyalıyor: Şiddet Görüntülerine Dikkat]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuz-sizi-kopyaliyor-siddet-goruntulerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuz-sizi-kopyaliyor-siddet-goruntulerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocuklarda beyin gelişiminin anne rahminden itibaren başlayan ve çevre faktörleriyle şekillenen çok hassas bir süreç olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman, özellikle şiddet içerikli görüntülerin ve huzursuz aile ortamının geleceğin bireyleri üzerinde kalıcı nörolojik ve psikolojik hasarlar bırakabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>Beyin Gelişimi Ne Zaman Başlar?</strong></h2>

<p>Beyin sağlığını korumanın doğumla değil, hamilelik süreciyle başladığını belirten Prof. Dr. Şen, süreci iki temel aşamaya ayırıyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Anne Rahmi Dönemi:</strong> Annenin hamilelikteki beslenme düzeni, stres seviyesi ve aldığı vitamin destekleri çocuğun hem zihinsel hem de bedensel temelini oluşturur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yetişme Ortamı:</strong> Doğumdan sonra ise çocuğun maruz kaldığı her türlü sosyal etkileşim, beyin ağlarının nasıl şekilleneceğini belirler.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>"Çocuklar Gördüğünü Kopyalar"</strong></h2>

<p>Çocukların öğrenme sürecinde en baskın yöntemin <strong>taklit</strong> olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Şen, ailelere ayna olma sorumluluğunu şu sözlerle hatırlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Söz değil, eylem:</strong> Çocuğa ne yapması gerektiğini söylemekten ziyade, ona nasıl davranılması gerektiğini göstermek gerekir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Evdeki huzur:</strong> Ev içerisindeki saygı ve sevgi dili, dışarıdan verilen her türlü eğitimden daha etkilidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gözlem:</strong> Bebekler gözlerini açtığı andan itibaren ebeveynlerini tanır ve onları kopyalamaya başlar.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Şiddet Görüntülerinin Beyindeki İzi</strong></h2>

<p>Özellikle Kahramanmaraş'ta yaşanan üzücü olaylar sonrası gündeme gelen şiddet görüntülerine değinen uzman, bu içeriklerin çocuklar için "görünmez bir tehlike" olduğunu belirtti:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ekran Maruziyeti:</strong> Ebeveynlerin yanında izlenen şiddet içerikli diziler veya haber görüntüleri, çocuk tarafından doğrudan kaydedilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kalıcı İzler:</strong> Şiddet içeren görseller ve travmatik olaylar, gelişmekte olan çocuk beyninde kalıcı korku ve saldırganlık şemaları oluşturabilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Sağlıklı Bir Gelecek İçin 4 Temel Öneri</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Orhan Şen, toplumun her kesiminin çocukların zihinsel gelişimi için sorumluluk alması gerektiğini belirterek şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Hassas İçerik Yönetimi:</strong> Televizyon ve sosyal medyada çocukların ulaşabileceği şiddet içerikleri minimize edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ebeveyn Fedakarlığı:</strong> Anne ve babalar, çocuklarının yanında kendi davranış ve izledikleri içerikler konusunda seçici olmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Olumlu Sosyal Çevre:</strong> Arkadaş grubu ve okul çevresi, aile tarafından düzenli olarak gözlemlenmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nezaket ve Saygı:</strong> Çocuklara daha nazik ve bilinçli bir dünya sunmak, onların beyin sağlığını korumanın en etkili yoludur.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/cocugunuz-sizi-kopyaliyor-siddet-goruntulerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/cocuk-gelisimi.jpg" type="image/jpeg" length="98596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Ailelere Uyarı: Çocukları Kat Kat Giydirin!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar, vücut ısısını dengelemekte zorlanan çocukların bağışıklık sistemini doğrudan etkiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Dr. Gülsenem Aracı</strong>, özellikle okul çağındaki çocuklarda bu durumun hastalık riskini artırdığını belirterek aileler için hayat kurtaran önerilerde bulundu.</p>

<h2><strong>Vücut Isısı Dengesi Neden Önemli?</strong></h2>

<p>Çocukların metabolizmaları yetişkinlere göre daha farklı çalıştığı için ani ısı farklarına uyum sağlamaları daha uzun sürebiliyor. Dr. Aracı, bu durumun sonuçlarını şöyle özetliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Enfeksiyon Riski:</strong> Soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin artış.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zihinsel Etkiler:</strong> Hava değişimlerine bağlı halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunları.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bulaşma Riski:</strong> Kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla hastalıkların çocuktan çocuğa geçişinin hızlanması.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>"Kat Kat Giydirme" Yöntemi Nedir?</strong></h2>

<p>Değişken hava şartlarında çocukları korumanın en etkili yolu, tek bir kalın kıyafet yerine katmanlı bir giyim tarzı benimsemektir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Katman</strong></td>
   <td><strong>Tercih Edilmesi Gereken Kumaş</strong></td>
   <td><strong>Amacı</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>İç Katman</strong></td>
   <td>Pamuklu tişörtler / fanilalar</td>
   <td>Nemi emer ve cildin nefes almasını sağlar.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Orta Katman</strong></td>
   <td>İnce hırka veya sweatshirt</td>
   <td>Isıyı hapseder, ihtiyaç halinde kolayca çıkarılabilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Dış Katman</strong></td>
   <td>Rüzgâr kesen, hava alan montlar</td>
   <td>Dış etkenlerden korur, terlemeyi önler.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Uzman Uyarısı:</strong> Sentetik ve hava almayan kumaşlardan kesinlikle kaçınılmalı, vücut ısısını dengede tutan doğal dokular tercih edilmelidir.</p>

<h2><strong>Bağışıklığı Destekleyen 4 Altın Kural</strong></h2>

<p>Hastalıklarla sadece kıyafetle değil, içeriden de savaşmak gerektiğini belirten Dr. Aracı, şu maddelerin altını çizdi:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Dengeli Beslenme ve Su:</strong> Bağışıklık sisteminin yakıtı olan vitaminler ve bol su tüketimi ihmal edilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yeterli Uyku:</strong> Vücudun kendini onardığı en önemli süreç uykudur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Açık Hava ve Hijyen:</strong> Düzenli olarak temiz havada vakit geçirmek ve el yıkama alışkanlığı enfeksiyon riskini azaltır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Erken Müdahale:</strong> Belirtiler başladığında "geçer" diye beklemeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-kat-kat-giydirin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/20251005aw552195.jpg" type="image/jpeg" length="10110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kene Uyarısı: 10 Gün İçinde Öldürebilir! (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-10-gun-icinde-oldurebilir-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-10-gun-icinde-oldurebilir-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene kaynaklı hastalıklar yeniden gündeme geldi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, kenelerin nisan ortasından eylül ortasına kadar en aktif dönemlerini yaşadığını vurguluyor.</p>

<h2><strong>Türkiye'de Keneyle Bulaşan 3 Önemli Hastalık</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Balkan, Türkiye'de kenelerin üç ana hastalığın taşıyıcısı olduğunu belirtti:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi):</strong> Özellikle Kelkit Vadisi, Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu (Sivas, Çorum, Tokat) hattında yoğun görülür.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Lyme Hastalığı:</strong> Daha çok kırsal, dağlık ve tarım faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde rastlanır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Akdeniz Benekli Ateşi:</strong> Özellikle Trakya bölgesinde yaygındır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Kene Isırmasında İlk 10 Gün Kritik!</strong></h2>

<p>KKKA virüsü bulaştıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması <strong>10 günü</strong> bulabiliyor. İlk 2-3 gün hiçbir şikayet olmayabileceğini belirten uzmanlar, şu belirtilere dikkat çekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Şiddetli halsizlik ve yorgunluk,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ateş, kas ve baş ağrısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mide bulantısı ve karın ağrısı.</p>
 </li>
</ul>

<blockquote>
<p><strong>Önemli Not:</strong> Bu belirtiler grip ile karıştırılabildiği için teşhiste gecikmeler yaşanabiliyor. Belirtiler görüldüğü anda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Kene Nasıl Çıkarılmalı? (Doğru ve Yanlış Yöntemler)</strong></h2>

<p>Vücuda tutunan bir kene fark edildiğinde yapılan en büyük hata çıplak elle müdahale etmektir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Yapılması Gerekenler</strong></td>
   <td><strong>Kesinlikle Yapılmaması Gerekenler</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Çıplak elle değil, bir peçete veya eldivenle tutulmalı.</td>
   <td><strong>Çıplak elle dokunulmamalı.</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Tutunmuşsa bir cımbız yardımıyla, ezmeden ve koparmadan dik bir açıyla çekilmeli.</td>
   <td>Üzerine alkol, kolonya veya gaz yağı gibi <strong>kimyasallar dökülmemeli.</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Çıkarıldıktan sonra bölge sabunlu suyla yıkanmalı.</td>
   <td>Kene <strong>yakılmamalı</strong> veya üzerine sigara basılmamalıdır.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Uyarı:</strong> Kenenin üzerine kimyasal dökmek, hayvanın kusmasına neden olur. Virüs sindirim sisteminde olduğu için bu durum bulaşma riskini kat kat artırır.</p>

<h2><strong>Kişisel Korunma Yöntemleri</strong></h2>

<p>Kenelerden korunmak için basit ama etkili önlemler alınabilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Açık Renk Kıyafet:</strong> Kenelerin fark edilmesini kolaylaştırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Paçaları Çoraba Sokmak:</strong> Kenelerin deriyle temasını engellemek için etkili bir yöntemdir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Vücut Kontrolü:</strong> Özellikle kulak arkası, diz arkası, koltuk altı ve saçlı deri her dış ortam ziyaretinden sonra kontrol edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Örtü Kullanımı:</strong> Piknikte doğrudan çimlerin üzerine değil, bir örtüye oturulmalıdır.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-10-gun-icinde-oldurebilir-video</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/enfeksiyon-hastaliklari-ve-klinik-mikrobiyoloji-uzmani-prof-dr-ilker-inanc-balkan-1.jpg" type="image/jpeg" length="43095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı Uyardı: Baharda Cilt Hastalıkları Artıyor!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmani-uyardi-baharda-cilt-hastaliklari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmani-uyardi-baharda-cilt-hastaliklari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında polen yoğunluğu, artan sıcaklık ve ani güneş maruziyeti gibi faktörlerin cilt sağlığını tehdit ettiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman, kıştan çıkan hassas cildin dış etkenlere karşı savunmasız olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Baharın Cilt Üzerindeki 5 Temel Riski</strong></h2>

<p>Bahar aylarında hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de yeni sorunlar tetiklenebilir:</p>

<p></p>

<p>Getty Images</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Güneş Alerjisi:</strong> Kışın güneşten uzak kalan cilt, baharın ilk ışıklarıyla karşılaştığında yüz, boyun ve kollar gibi açık bölgelerde kaşıntılı ve kızarık döküntüler verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fitodermatit (Bitki Teması):</strong> Limon, incir ve bazı yabani bitkilere temas edip güneşe çıkıldığında ciltte yanma ve kalıcı kahverengi lekeler oluşabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mantar Enfeksiyonları:</strong> Artan terleme, ayak ve kasık gibi kıvrım bölgelerinde nemli bir ortam yaratarak mantarın yayılmasına zemin hazırlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kontakt Dermatit ve Egzama:</strong> Polen yoğunluğu, cildi hassas olan bireylerde kaşıntı, kuruluk ve egzama alevlenmelerine yol açar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Akne (Sivilce):</strong> Sıcaklıkla beraber artan yağ üretimi ve gözeneklerin tıkanması, iltihaplı sivilcelerin oluşumunu hızlandırır.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Güneş Yanığı ve UV Tehlikesi</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Akbaba, bahar güneşinin "masum" sanılmasının bir yanılgı olduğunu vurguladı. UV ışınlarının etkisinin güçlü olduğunu belirterek, korunmasız ciltlerde su toplamasına kadar varabilen ciddi güneş yanıklarının görülebileceğini hatırlattı.</p>

<h2><strong>Cildinizi Korumak İçin Uzman Önerileri</strong></h2>

<p>Bahar aylarını sağlıklı geçirmek için alınabilecek basit ama etkili önlemler:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Uygulama</strong></td>
   <td><strong>Faydası</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Yüksek Faktörlü Güneş Kremi</strong></td>
   <td>UV ışınlarına ve güneş alerjisine karşı kalkan oluşturur.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Pamuklu Kıyafet Seçimi</strong></td>
   <td>Cildin hava almasını sağlar, terlemeyi ve mantar riskini azaltır.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Düzenli Nemlendirme</strong></td>
   <td>Cilt bariyerini güçlendirerek alerjenlerin sızmasını zorlaştırır.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Hijyen ve Yıkama</strong></td>
   <td>Bitki teması sonrası cildi hemen yıkamak leke oluşumunu önler.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmani-uyardi-baharda-cilt-hastaliklari-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/cilt-hasataliklari-bahar.jpg" type="image/jpeg" length="73422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum Sonrası Karın Germe İçin Ne Kadar Beklenmeli?]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/dogum-sonrasi-karin-germe-icin-ne-kadar-beklenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/dogum-sonrasi-karin-germe-icin-ne-kadar-beklenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum sonrası vücudun toparlanma süreci, hem hormonal dengenin yerine oturması hem de dokuların eski formuna kavuşması açısından büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı <strong>Dr. Arda Soylu</strong>, karın germe (abdominoplasti) operasyonu için acele edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, ideal sonuç için doğumdan sonra <strong>en az 12-18 ay</strong> beklenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2><strong>Neden En Az 1 Yıl Beklenmeli?</strong></h2>

<p>Doğum sonrası dönemde vücudun gerçek durumunun ortaya çıkması için zaman tanınması gerektiğini belirten Dr. Soylu, bekleme süresinin nedenlerini şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Hormonal Dengelenme:</strong> Gebelik hormonlarının etkilerinin tamamen geçmesi gerekir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kilo Stabilitesi:</strong> Operasyonun başarısı için kilonun sabit bir noktaya ulaşması kritik önem taşır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doku İyileşmesi:</strong> Karın bölgesindeki sarkma ve kas gevşekliğinin (diastazis rekti) gerçek derecesi ancak bu süre sonunda netleşir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Karın Germe Teknikleri ve Uygulama Alanları</strong></h2>

<p>Hastanın ihtiyacına göre planlanan operasyonda dört temel yöntem öne çıkıyor:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Yöntem</strong></td>
   <td><strong>Kimler İçin Uygun?</strong></td>
   <td><strong>Özellikleri</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Standart (Tam) Karın Germe</strong></td>
   <td>Üst ve alt karın bölgesinde gevşeklik olanlar.</td>
   <td>Kaslar onarılır, fazla deri çıkarılır; tam iyileşme 3 ayı bulur.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Mini Karın Germe</strong></td>
   <td>Sadece göbek altında sınırlı sarkması olanlar.</td>
   <td>Göbeğin yeri değişmez, iyileşme süresi kısadır (1-2 hafta).</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Genişletilmiş Karın Germe</strong></td>
   <td>Karınla birlikte bel ve yanlarda sarkma olanlar.</td>
   <td>Kesi yanlara uzatılır, sıklıkla liposuction ile kombine edilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Sirkumferansiyel (360 Derece)</strong></td>
   <td>Büyük kilo kaybı sonrası tüm alt gövdede sarkma olanlar.</td>
   <td>Karın, bel, yanlar ve sırtı kapsayan bütüncül bir germe işlemidir.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Liposuction ile Kombine Edilebilir mi?</strong></h2>

<p>Dr. Arda Soylu, karın germe ile yağ aldırma (liposuction) işlemlerinin aynı seansta uygulanmasının güvenli olduğunu belirtti. Bilimsel çalışmaların, bu iki işlemin birlikte yapılmasının estetik sonuçları daha dengeli ve başarılı kıldığını gösterdiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Operasyon Sonrası Bakım ve İyileşme</strong></h2>

<p>Başarılı bir ameliyat kadar sonrasındaki bakım süreci de kalıcılık için hayatidir:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Kompresyon Giysileri:</strong> İlk haftalardan itibaren korse kullanımı ödemi azaltır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mobilizasyon:</strong> İlk günlerde hafif yürüyüşler ve doğru yatış pozisyonu önerilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Lenfatik Masaj:</strong> Özellikle liposuction eklenen hastalarda iyileşmeyi hızlandırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zamanlama:</strong> Hastaların çoğu 4-6 hafta içinde günlük hayatına dönerken, tam iyileşme birkaç ayı bulabilmektedir.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/dogum-sonrasi-karin-germe-icin-ne-kadar-beklenmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi-uzmani-dr-arda-soylu.jpg" type="image/jpeg" length="98733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yaşta Kalp Krizi Riski: Horlama İlk Belirti Olabilir]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riski-horlama-ilk-belirti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riski-horlama-ilk-belirti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda kalp krizi yaşının 40'lı seviyelere kadar gerilemesinde "sessiz tehlike" olarak nitelendirilen uyku apnesi ve horlamanın büyük rol oynadığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda genellikle doğal karşılanan horlamanın, aslında vücudun yardım çığlığı olabileceğine dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>Horlama Sadece Bir Ses Değil, Bir Oksijen Sorunudur</strong></h2>

<p>Uyku apnesi, uyku sırasında nefesin geçici olarak durmasıyla karakterize bir durumdur. Prof. Dr. Özkaya, bu sürecin vücuttaki etkilerini şöyle özetliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Hipoksemi (Oksijen Azlığı):</strong> Nefes durduğunda kandaki oksijen seviyesi aniden düşer.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kalp Yükü:</strong> Oksijen açığını kapatmak için kalp ritmi hızlanır ve tansiyon yükselir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Damar Hasarı:</strong> Tekrarlayan bu süreçler damar yapısını bozarak plak oluşumuna ve damar sertliğine yol açar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Uyku Apnesinin Temel Belirtileri</strong></h2>

<p>Kendinizde veya yakınınızda şu belirtileri gözlemliyorsanız, bir uzmana başvurmanız hayati önem taşıyabilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Uykuda Nefes Durması:</strong> Kişinin nefesinin kesilmesi ve ardından gürültülü bir şekilde tekrar nefes alması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yüksek Sesli Horlama:</strong> Nefes yolundaki darlığın ve zorlanmanın en net göstergesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gündüz Yorgunluğu:</strong> Sabahları yorgun uyanma, gün içinde sık sık uyuklama ve odaklanma güçlüğü.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sinirlilik ve Halsizlik:</strong> Zihinsel yenilenmenin tamamlanamamasına bağlı psikolojik etkiler.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Genç Yaşta Kalp Krizi Riskini Nasıl Tetikliyor?</strong></h2>

<p>Uyku apnesi tedavi edilmediğinde, sadece uykusuzluğa değil; doğrudan kardiyovasküler sistemin çökmesine neden olabilir. Uzmanlar, uyku apnesinin <strong>ani kalp ölümü</strong> riskini artıran bağımsız bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor. Damar yapısındaki bozulmalar, 40'lı yaşlardaki bireylerde dahi koroner arter hastalıklarını tetikleyebiliyor.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Durum</strong></td>
   <td><strong>Etkisi</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Kısa Vadeli</strong></td>
   <td>Tansiyon yükselmesi, kalp ritim bozukluğu.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Uzun Vadeli</strong></td>
   <td>Kalp yetmezliği, inme (felç) ve kalp krizi.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Çözüm: Erken Teşhis ve Uyku Testi</strong></h2>

<p>Modern tıpta uyku apnesi, uyku laboratuvarlarında yapılan testlerle kolayca teşhis edilebilmektedir. Erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleri (kilo verme, CPAP cihazı kullanımı vb.) hem yaşam kalitesini artırıyor hem de kalp-damar hastalıkları riskini %50’den fazla azaltabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/genc-yasta-kalp-krizi-riski-horlama-ilk-belirti-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/gogus-hastaliklari-uzmani-prof-dr-sevket-ozkaya-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="63260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Uyarı: "Nefesinizin Çığlığını Duyun"]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-nefesinizin-cigligini-duyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-nefesinizin-cigligini-duyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kronik solunum yolu hastalıklarıyla mücadele eden bireyler için "Pulmoner Rehabilitasyon"un hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nefes darlığı nedeniyle fiziksel aktivitelerden uzaklaşan hastaların, bu döngüyü çok yönlü bir tedaviyle kırabileceklerini belirtti.</p>

<h2><strong>Pulmoner Rehabilitasyon Nedir?</strong></h2>

<p>Pulmoner rehabilitasyon, sadece nefes egzersizlerinden ibaret olmayan; egzersiz, eğitim ve yaşam tarzı düzenlemelerini içeren bütüncül bir tedavi yaklaşımıdır.</p>

<p><strong>Hangi Hastalıklarda Uygulanır?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>KOAH</strong> (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Astım</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Akciğer Fibrozu</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Uzun süreli solunum sıkıntısı yaşayan diğer kronik durumlar.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Tedavi Neleri Hedefliyor?</strong></h2>

<p>Dr. Akpınar, bu programın bireyin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılığını artırmayı amaçladığını belirterek faydalarını şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Nefes Darlığının Azaltılması:</strong> Doğru solunum teknikleriyle nefes kontrolü sağlanır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fiziksel Dayanıklılık:</strong> Kişiye özel egzersiz planları ile kas gücü ve kapasite artırılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hastaneye Yatışın Azalması:</strong> Düzenli rehabilitasyon, hastalığın alevlenme dönemlerini ve hastaneye yatış oranlarını düşürür.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bağımsız Yaşam:</strong> Günlük aktivitelerin (merdiven çıkma, yürüme vb.) daha kolay yapılmasını sağlar.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Nefesinizin Çığlığına Kulak Verin: Belirtileri İhmal Etmeyin</strong></h2>

<p>Solunum sorunlarının genellikle yaşlılığa veya sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Akpınar, şu belirtilere dikkat çekti:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Merdiven çıkarken zorlanma.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çabuk yorulma.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uzun süre devam eden öksürük.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Fiziksel aktivite sırasında nefes darlığı.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Akciğer Sağlığını Korumak İçin 5 Altın Öneri</strong></h2>

<p>Dr. Merve Dede Akpınar, daha aktif ve bağımsız bir yaşam için şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Tütüne Hayır:</strong> Sigara ve tüm tütün ürünlerinden kesinlikle uzak durulmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hareket Edin:</strong> Düzenli fiziksel aktivite (yürüyüş vb.) alışkanlık haline getirilmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nefes Egzersizi:</strong> Temiz havada özel nefes egzersizleri uygulanmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doktor Takibi:</strong> Mevcut solunum hastalıkları için düzenli kontroller aksatılmamalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eğitime Katılın:</strong> Hastalık hakkında eğitim alarak doğru ilaç kullanımını öğrenin.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-nefesinizin-cigligini-duyun</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/nefes-darligi-koah.jpg" type="image/jpeg" length="71448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10 Kadından Birinde Görülüyor! (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/10-kadindan-birinde-goruluyor-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/10-kadindan-birinde-goruluyor-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polikistik Over Sendromu (PKOS), üreme çağındaki her 10 kadından birini etkileyen, hormonal ve metabolik bir sağlık sorunudur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından <strong>Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer</strong>, bu sendromun "kesin bir tedavisi" olmadığını ancak şikayetlerin doğru yönetimle kontrol altına alınabileceğini belirtti. Özellikle "PKOS hastası çocuk sahibi olamaz" algısının yanlış olduğunun altını çizdi.</p>

<h2><strong>PKOS Nedir ve Nasıl Tanı Konur?</strong></h2>

<p>PKOS, vücutta androjen (erkeklik hormonu) baskınlığı ve insülin direnci ile karakterize metabolik bir hastalıktır. Tanı koymak için <strong>Rotterdam Kriterleri</strong> kullanılır. Aşağıdaki üç kriterden ikisinin varlığı tanı için yeterlidir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Ultrasonda Polikistik Görünüm:</strong> Yumurtalıklarda çok sayıda küçük, tam olgunlaşamamış yumurtacık izlenmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hormonal Belirtiler:</strong> Artmış tüylenme (hirsutizm) veya sivilcelenme (akne).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Adet Düzensizliği:</strong> Seyrek adet görme veya adet görememe.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Şikayete Yönelik Tedavi ve Yaşam Tarzı</strong></h2>

<p>Hastalığın kesin bir ilacı olmasa da, kişinin öncelikli şikayetine göre (bebek isteği, adet düzensizliği veya tüylenme gibi) özel tedavi planlanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İnsülin Direnciyle Mücadele:</strong> PKOS'ta en kritik nokta insülin direncini kırmaktır. Kilo vermek, tek başına yumurtlamayı geri getirebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beslenme:</strong> Akdeniz tipi beslenme ve düzenli egzersiz önerilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İleri Dönem Riskleri:</strong> Takip edilmeyen PKOS vakalarında ilerleyen yaşlarda <strong>şeker hastalığı (diyabet)</strong>, <strong>hipertansiyon</strong>, <strong>rahim içi kanseri</strong> ve <strong>meme kanseri</strong> riski bir miktar daha yüksektir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>"PKOS, Çocuk Sahibi Olmaya Engel Değil"</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Gencer, PKOS hastalarının kısırlık (infertilite) tedavisinden en iyi sonuç alan grup olduğunu vurguladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Doğal Gebelik:</strong> İnsülin direnci kırıldığında ve kilo verildiğinde birçok hasta kendiliğinden gebe kalabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tüp Bebek Başarısı:</strong> İlaç tedavisiyle yumurta çatlatma yönteminden sonuç alınamazsa tüp bebeğe başvurulur. PKOS'lu hastaların tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansı, diğer hasta gruplarına göre <strong>daha yüksektir.</strong></p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Kadınlara Hayati Tavsiyeler</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yıllık Muayene:</strong> Hiçbir şikayet olmasa da yılda bir kez kadın doğum muayenesi yapılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Meme Muayenesi:</strong> 40 yaş sonrası standart taramalara ek olarak, kadınlar her ay kendi meme muayenelerini (memeyi 4 kadrana bölerek) yapmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Risk Takibi:</strong> Ailesinde diyabet ve kalp hastalığı öyküsü olan PKOS hastaları çok daha temkinli olmalıdır.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/10-kadindan-birinde-goruluyor-video</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/dogum-uzmani-doc-dr-fatma-ketenci-gencer.jpg" type="image/jpeg" length="62408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözlerinizi Sakın Ovuşturmayın! Keratokonus Tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/gozlerinizi-sakin-ovusturmayin-keratokonus-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/gozlerinizi-sakin-ovusturmayin-keratokonus-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarında polen miktarının artmasıyla birlikte yaygınlaşan göz alerjileri, sadece geçici bir rahatsızlık değil, tedavi edilmediğinde kalıcı hasar bırakabilen ciddi bir sağlık sorunudur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında polen miktarının artmasıyla birlikte yaygınlaşan göz alerjileri, sadece geçici bir rahatsızlık değil, tedavi edilmediğinde kalıcı hasar bırakabilen ciddi bir sağlık sorunudur. Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden <strong>Op. Dr. Adnan İpçioğlu</strong>, basit bir kaşıntının görme kaybına kadar uzanabileceği konusunda uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>Göz Alerjisinin Belirtileri ve Riskleri</strong></h2>

<p>Alerjik bünyeye sahip kişilerde polen ve tozlar şu belirtilerle kendini gösterir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Gözlerde aşırı kızarıklık ve sulanma,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yanma, batma ve şiddetli kaşıntı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Işığa karşı hassasiyet.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Dikkat:</strong> Dr. İpçioğlu, özellikle kaşınma hissiyle gözlerin ovuşturulmasının en büyük tehlike olduğunu belirtiyor. Gözün önündeki saydam tabaka olan <strong>korneanın</strong> yapısının bozulması, görme kaybına yol açan <strong>Keratokonus</strong> hastalığını tetikleyebilir.</p>

<h2><strong>Güneş ve Alerji İlişkisi</strong></h2>

<p>Güneş ışınları, alerjik reaksiyonların şiddetini artıran önemli bir faktördür. Ultraviyole (UV) ışınları batma ve kızarıklığı tetikler. Korunmak için:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dışarı çıkıldığında mutlaka <strong>UV korumalı güneş gözlüğü</strong> kullanılmalıdır. Bu gözlükler, alerjik konjonktivite karşı kalkan görevi görür.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Tedavi Süreci ve Öneriler</strong></h2>

<p>Göz alerjisi tedavisinde erken müdahale, sürecin daha hafif atlatılmasını sağlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İlaç Tedavisi:</strong> Başlangıç seviyesindeki vakalar hafif damlalarla kontrol altına alınırken, ilerlemiş durumlarda daha yoğun ilaç tedavisi gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tozdan Korunma:</strong> Alerjik bireyler tozlu ve polenli ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doktor Kontrolü:</strong> Belirtiler başladığı anda bir göz hekimine başvurmak, görme bozukluklarının önüne geçmek için kritik önem taşır.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/gozlerinizi-sakin-ovusturmayin-keratokonus-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/goz-alerjisi.jpg" type="image/jpeg" length="36687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde "Abur Cubur" Tehlikesi: Jinekomasti Artıyor!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-abur-cubur-tehlikesi-jinekomasti-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-abur-cubur-tehlikesi-jinekomasti-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkeklerde meme dokusunun anormal şekilde büyümesi olarak tanımlanan jinekomasti, son yıllarda özellikle gençler arasında hızla yayılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı <strong>Op. Dr. Ali Kaan Memiş</strong>, bu artışın arkasındaki en büyük gizli tehlikelerden birinin işlenmiş gıdalar ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Jinekomasti ve Yağlanma (Psödojinekomasti) Farkı</strong></h2>

<p>Her meme büyümesi jinekomasti değildir. Dr. Memiş, bu iki durum arasındaki kritik farkı şöyle açıklıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Psödojinekomasti:</strong> Sadece yağ dokusunun artmasıdır. Genellikle kilo verildiğinde düzelme eğilimi gösterir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Jinekomasti:</strong> Meme bez (glandüler) dokusunun büyümesidir. Bu doku serttir ve sadece diyet ya da egzersizle tamamen ortadan kalkmaz.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Abur Cubur Hormonal Dengeyi Nasıl Bozuyor?</strong></h2>

<p>Jinekomastinin temel nedeni, vücuttaki <strong>östrojen</strong> ve <strong>testosteron</strong> hormonları arasındaki dengenin bozulmasıdır. İşlenmiş gıdalar bu süreci şu şekilde tetikler:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Aromataz Enzimi:</strong> Yüksek şekerli ve sağlıksız yağ içeren gıdalar vücutta yağ dokusunu artırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dönüşüm:</strong> Artan yağ dokusundaki aromataz enzimi, erkeklik hormonu olan testosteronu, kadınlık hormonu olan östrojene dönüştürür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Meme Büyümesi:</strong> Yükselen östrojen seviyeleri doğrudan meme dokusunun büyümesini uyarır.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Plastik Ambalajlar ve Katkı Maddeleri</strong></h2>

<p>Sadece gıdanın içeriği değil, sunuluş biçimi de risk taşıyor. Dr. Ali Kaan Memiş, <strong>endokrin bozucu</strong> kimyasallara dikkat çekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Östrojen Benzeri Etki:</strong> Plastik ambalajlarda bulunan bazı kimyasallar vücuda girdiğinde östrojen hormonunu taklit ederek hormonal sistemi kaosa sürükler.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kalıcı Hasar:</strong> Bu maddeler uzun vadede hormonal dengeyi bozarak ergenlik dönemindeki jinekomasti vakalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Tedavi Yöntemleri: Ne Zaman Cerrahi Gerekir?</strong></h2>

<p>Jinekomastinin önlenmesi ve tedavisi için izlenen yol haritası şöyledir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Durum</strong></td>
   <td><strong>Uygulanan Yöntem</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Erken Dönem / Ergenlik</strong></td>
   <td>Yaşam tarzı değişikliği, doğal beslenme ve egzersiz ile takip edilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Hafif Yağlanma</strong></td>
   <td>Kalori kısıtlaması ve sağlıklı beslenme ile gerileme beklenebilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Kalıcı/Fibrotik Doku</strong></td>
   <td><strong>Cerrahi Müdahale:</strong> Bez dokusu ve fazla yağın çıkarılmasıyla doğal görünüm sağlanır.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Dr. Memiş, paketli gıdaların sınırlandırılması ve düzenli fiziksel aktivitenin sadece estetik bir görünüm için değil, sağlıklı bir metabolik denge için şart olduğunu hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-abur-cubur-tehlikesi-jinekomasti-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/op-dr-ali-kaan-memis.jpg" type="image/jpeg" length="58046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’de yoğun bakım hemşireliği programı tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-yogun-bakim-hemsireligi-programi-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-yogun-bakim-hemsireligi-programi-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’de sağlık alanında nitelikli insan kaynağını güçlendirmeye yönelik eğitimler devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de sağlık alanında nitelikli insan kaynağını güçlendirmeye yönelik eğitimler devam ediyor. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen 10. Dönem Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikasyon Programı başarıyla tamamlandı. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen program kapsamında kursiyerler, 3 hafta teorik ve 3 hafta uygulamalı eğitim aldı. Yoğun bakım hemşireliğine yönelik bilgi ve becerilerini geliştiren sağlık çalışanları, kritik bakım süreçlerine dair kapsamlı bir eğitim sürecinden geçti. Eğitim programını başarıyla tamamlayan kursiyerler için düzenlenen törende sertifikalar; Hastane Başhekimi Op. Dr. Hasan Keser ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Sibel Yiğit tarafından verildi. Törende yapılan değerlendirmelerde, yoğun bakım gibi kritik birimlerde görev alacak hemşirelerin donanımlı yetişmesinin, hasta bakım kalitesine doğrudan katkı sağladığı vurgulandı. Program süresince hem teorik hem de pratik açıdan kapsamlı bir eğitim alan kursiyerlerin, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırma yolunda önemli bir kazanım elde ettiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane yönetimi, bu tür mesleki gelişim programlarının devam edeceğini belirterek, sağlık alanında nitelikli eğitimlerin sürdürüleceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hülya Öz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-yogun-bakim-hemsireligi-programi-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/bir-baslik-ekleyin-38-20.jpg" type="image/jpeg" length="87757"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal Medyadaki Paket Egzersizlere Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyadaki cezbedici "öncesi-sonrası" değişimleri ve popüler "paket egzersiz" programları, bilinçsiz uygulandığında sağlığa fayda yerine ciddi sakatlıklar getirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong>Op. Dr. Ulaş Serarslan</strong>, kişiye özel planlanmayan sporun "sağlık tuzağına" dönüşebileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu.</p>

<h2><strong>"Herkese Uyan Bir Egzersiz Yoktur"</strong></h2>

<p>Sosyal medyadaki ağır antrenman videolarının kişisel farklılıkları göz ardı ettiğini belirten Dr. Serarslan, sporun şu faktörlere göre planlanması gerektiğini vurguladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kişisel Veriler:</strong> Yaş, cinsiyet, kas gücü ve eklem sağlığı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kapasite:</strong> Kişinin o anki aerobik kapasitesi ve fiziksel geçmişi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Uzman Desteği:</strong> "İnternetteki her programı uygulamak yerine, işi bir bilenden akıl almak şarttır."</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Sporun Altın Kuralı: Önce Isınma, Sonra Dinlenme</strong></h2>

<p>Dr. Serarslan, sporda yapılan en büyük hataları ve doğru bilinen yanlışları şöyle sıraladı:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Konu</strong></td>
   <td><strong>Doğru Bilinen Yanlış</strong></td>
   <td><strong>Bilimsel Gerçek</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Isınma</strong></td>
   <td>Spora direkt ağır hareketlerle başlamak.</td>
   <td>Isınmadan başlanan spor, gergin kaslarda mikro yırtıklara ve hasara yol açar.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Gelişim</strong></td>
   <td>Ne kadar çok çalışırsan kas o kadar gelişir.</td>
   <td><strong>Kaslar dinlenirken gelişir.</strong> Dinlenme olmazsa kaslarda ödem ve laktik asit birikir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Sıklık</strong></td>
   <td>Her gün antrenman yapmak en iyisidir.</td>
   <td>Profesyonel olmayanlar için <strong>haftada 2-3 gün</strong> yeterlidir. Ağır idman sonrası 24 saat dinlenilmelidir.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Vücudun Verdiği Sinyallere Dikkat!</strong></h2>

<p>Sakatlıkların çoğu zaman aniden değil, "geliyorum" diyerek başladığını belirten uzmanlar, şu belirtilerde spora ara verilmesi gerektiğini söylüyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrılar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eklemlerde oluşan şişlikler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tekrarlayan kas krampları ve sertlikler.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>En Sık Görülen Sakatlıklar ve Riskli Alanlar</strong></h2>

<p>Klinik pratikte en çok karşılaşılan sorunlar arasında diz yaralanmaları başı çekiyor. Özellikle Türkiye'de yaygın olan <strong>halı saha maçları</strong>, sert zemin yapısı nedeniyle sakatlık riskini en üst seviyeye taşıyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Akut Yaralanmalar:</strong> Ön çapraz bağ kopması, menisküs yırtığı, omuz çıkığı ve aşil tendon yaralanmaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kronik Problemler:</strong> Tekrarlayan zorlanmalara bağlı bağ ve eklem hasarları.</p>
 </li>
</ul>

<p>Spora başlamadan önce vücudun sınırlarını bilmek ve aşırı hırstan kaçınmak, uzun vadeli sağlıklı bir yaşamın en temel kuralıdır. Unutulmamalıdır ki; sakatlığa rağmen spora devam etmek, profesyonel sporcularda bile geri dönüşsüz hasarlar bırakabilmektedir. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sosyal-medyadaki-paket-egzersizlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/internet-egzersiz.jpg" type="image/jpeg" length="34863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Hastalıkları Sessiz İlerliyor: Belirti Beklemeyin!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-belirti-beklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-belirti-beklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, kalp ve damar hastalıklarının birçoğunun "sessizce" ilerlediğini belirterek, düzenli kontrollerin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek tansiyon ve damar sertliği gibi rahatsızlıkların belirti vermeden kalıcı hasarlara yol açabileceğine dikkat çeken uzman, risk gruplarını uyardı.</p>

<h2><strong>"Sessiz İlerleyen" Kalp Rahatsızlıkları</strong></h2>

<p>Birçok kalp hastalığının erken dönemde belirgin bir şikâyet oluşturmadığını ifade eden Prof. Dr. Bildirici, fark edilmeden gelişen riskleri şöyle sıraladı:</p>

<p></p>

<p>Getty Images</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon):</strong> Çoğu zaman hiçbir belirti vermez ancak kalp krizine ve felce davetiye çıkarır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Damar Sertliği (Ateroskleroz):</strong> Damarlar tıkanma noktasına gelene kadar kişi kendisini sağlıklı hissedebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ritim Bozuklukları ve Yapısal Sorunlar:</strong> Kalpteki elektriksel veya fiziksel değişimler ancak uzman muayenesiyle tespit edilebilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Kimler Düzenli Kontrol Yaptırmalı?</strong></h2>

<p>Aşağıdaki özelliklere sahip bireylerin, şikâyeti olmasa dahi mutlaka bir kardiyoloji uzmanına görünmesi öneriliyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kronik Hastalıklar:</strong> Diyabet (şeker hastalığı) ve yüksek tansiyonu olanlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yaşam Tarzı:</strong> Sigara kullananlar ve hareketsiz (sedanter) bir yaşam sürenler.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Biyokimyasal Değerler:</strong> Kolesterol seviyesi yüksek olan bireyler.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>Kardiyolojik Değerlendirmede Hangi Testler Yapılır?</strong></h2>

<p>Kapsamlı bir muayenede kalbin durumunu ölçmek için kullanılan yöntemler şunlardır:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Uygulama</strong></td>
   <td><strong>Amaç</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>EKG (Elektrokardiyografi)</strong></td>
   <td>Kalbin elektriksel aktivitesini ve ritmini ölçer.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Efor Testi</strong></td>
   <td>Kalbin fiziksel stres altındaki performansını değerlendirir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Ekokardiyografi (EKO)</strong></td>
   <td>Ses dalgalarıyla kalbin yapısını ve kapakçıklarını görüntüler.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Holter İncelemeleri</strong></td>
   <td>24-48 saat boyunca ritim veya tansiyon değişimlerini kaydeder.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Kan Tetkikleri</strong></td>
   <td>Kolesterol, şeker ve kalp kası hasar belirteçlerini kontrol eder.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2></h2>

<h2><img alt="Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici" class="detail-photo img-fluid" height="838" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kardiyoloji-uzmani-prof-dr-ibrahim-halil-ulas-bildirici.jpg" width="1280" /></h2>

<h2><strong>Sağlıklı Kalp İçin 4 Temel Adım</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Bildirici, kalp sağlığını korumanın yolunun erken farkındalık ve yaşam tarzı değişikliğinden geçtiğini belirterek şu önerilerde bulundu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Dengeli Beslenme:</strong> Akdeniz tipi beslenme modelini benimseyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Düzenli Egzersiz:</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu yürüyüş yapın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Durma:</strong> Sigara ve tütün ürünlerini hayatınızdan çıkarın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Periyodik Kontrol:</strong> Hiçbir şikâyetiniz olmasa bile belirli aralıklarla uzman takibine girin.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/kalp-hastaliklari-sessiz-ilerliyor-belirti-beklemeyin</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="35954"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
