<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Çanakkale Boğaz Gazetesi</title>
    <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr</link>
    <description>Çanakkale'nin haber gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 12:48:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Birçok Kişi Fark Etmeden Tüketiyor: Sonu Hastanede Bitebilir (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/dikkat-bircok-kisi-fark-etmeden-tuketiyor-sonu-hastanede-bitebilir-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/dikkat-bircok-kisi-fark-etmeden-tuketiyor-sonu-hastanede-bitebilir-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak yaz günlerinde besin zehirlenmelerine yönelik uyarılarda bulunan Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan, "Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="content">En sık tavuklar, midye gibi ürünlerden zehirlenmeler var. Bulantı, ateşlenme, ishal, baş dönmeniz, tekrarlayan kusma ve benzer şikayetler gelişirse yediğiniz besinle ilgili bir zehirleme düşünmenizi sağlayabilecek belirtiler. Zehirlenme ölüme götürebilir" dedi.</p>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları, gıdaların daha hızlı bozulmasına ve zehirlenmelere neden olabiliyor. Özellikle çabuk bozulabilen et, süt, yumurta, tavuk ve deniz ürünleri gibi gıdaların gerekli şartlarda muhafaza edilmemesi, açıkta bekleyen ürünlerin tüketilmesi ve soğuk zincirin korunmaması gibi durumlara karşı uzmanlar her fırsatta uyarılarını yineliyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Bölümü’nden İdari Sorumlu Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan da gıda zehirlenmelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Erdoğan, belirtilere ilişkin bilgi verdi, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p><strong>"İshal, baş dönmesi, tekrarlayan kusma"</strong></p>

<p>’Yaz aylarında besin zehirlenmesiyle ilgili riskler katlanarak artıyor’ diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan, "En önemli değişken; sıcakların belirgin şekilde artması ve yiyeceklerin üzerinde bakterilerin hızla çoğalması. Yaz aylarında en çok çekineceğimiz; deniz ürünleri, tavuk ve ilişkili yemekler, açıkta kalmış yiyecekler. Uzun süre dışarıda beklettiğimiz, dolaba koymadığımız, soğuk zincirini bozduğumuz yiyecekler ciddi şekilde besin zehirlenmesi risklerini artırabiliyor. Sokak lezzetlerinde özellikle midyelere dikkat etmek lazım. Tavuk yediniz, birkaç saat sonrasında da bulantınız, kusma şikayetiniz daha sonraki saatlerde ateşlenmeniz, ishaliniz, baş dönmeniz, tekrarlayan kusma ve buna benzer şikayetler gelişirse bu yediğiniz besinle ilgili bir besin zehirlemesi düşünmenizi sağlayabilecek belirtiler" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Gıda zehirlenmesine dikkat: " ba="" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/26-06/22/aw730915_01.jpg" width="1300" /></p>

<p><strong>"Zehirlenme ölüme götürebilir"</strong></p>

<p>Zehirlenme düşünüldüğünde gecikmeden hekime başvurulması gerektiğini aktaran Erdoğan, "Geç zehirlenmeler daha sıkıntılı ve sistemik zehirlenmeler olabiliyor. 48-72 saat sonra başladıysa daha ciddi bir zehirlenmeyle karşı karşıya olabileceğinizi düşündürebilecek şeyler, bunlara dikkat etmek lazım. Zehirlenme ölüme götürebilir, götürmese bile çok ciddi şekilde rahatsız ve hasta hale getirebilir. Tavuğu iyi pişirmediğimiz zaman özellikle iç sıcaklığını 75 derecenin üzerine çıkarmadığımız zaman tifoya neden olabilen salmonella dediğimiz kampilobakter dediğimiz ciddi bakteriler çoğalıp ciddi şekilde hastalanmamıza neden olabilir. Basit bir mangal yapıp tifo bile olma ihtimalimiz var. Besinlerin iyi pişirilmesi ayrı bir önem taşıyor. Çocuklar, gebeler, ek hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar ya da onkoloji tedavisi alan hastalar daha yüksek risk altında, çok daha ağır geçirebiliyorlar" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı"</strong></p>

<p>Zehirlenme kaynaklı başvurulara yönelik konuşan Erdoğan, "Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı. Hem Tarım ve Orman hem Sağlık Bakanlığı çok ciddi denetimler yapıyor, ciddi şekilde kontrol ediyor. Yediklerimize, içtiklerimize, hijyenlerine dikkat etmeli, bu ürünlerin bayat olmadığından emin olmaya çalışmalıyız. Tedavi noktasında hastayı değerlendiriyoruz, sıvı ihtiyacına, tansiyonu, hayati değerlerini inceledikten sonra gerekliyse kendisine serum takabiliyoruz. Duruma ve hangi besinle ilişkili zehirlenme olduğuna göre tedavi çok değişebiliyor. Örneğin; bir mantar zehirlenmesinde hasta diyalize kadar gidebilir. En sık tavuklar, midye gibi o tür ürünlerden zehirlenmeler var. Her yıl bu zamanlarda belirgin bir pik oluşuyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/dikkat-bircok-kisi-fark-etmeden-tuketiyor-sonu-hastanede-bitebilir-video</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/acil-tip-uzmani-prof-dr-mehmet-ozgur-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="63840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın cilt ve saç sağlığını korumak için uzmanından öneriler]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yazin-cilt-ve-sac-sagligini-korumak-icin-uzmanindan-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/yazin-cilt-ve-sac-sagligini-korumak-icin-uzmanindan-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte artan güneş maruziyeti, deniz tuzu ve havuz kloru hem cildimizi hem de saçlarımızı tehdit ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. İlteriş Oğuz, güneş lekelerinden erken yaşlanmaya, saç kurumalarından deri kanseri riskine kadar pek çok tehlikeye karşı uyarılarda bulunarak yaz aylarında alınması gereken hayati önlemleri sıraladı.</strong></p>

<p>Güneşten korunmanın sadece estetik değil, bir sağlık zorunluluğu olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz, yaz aylarını hem sağlıklı hem de hasarsız atlatmanın formülünü açıkladı.</p>

<h2><strong>"11.00 - 16.00 Saatleri Arasında Güneşe Çıkmayın"</strong></h2>

<p>Güneşin yaydığı ultraviyole (UV) ışınlarının kısa vadede yanık ve kızarıklığa, uzun vadede ise kırışıklık, leke ve deri kanserine yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz, korunma yöntemlerini paylaştı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kritik Saat Dilimi:</strong> Güneş ışınlarının en dik geldiği <strong>11.00 ile 16.00 saatleri arasında</strong> doğrudan güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fiziksel Koruma:</strong> Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysiler mutlaka günlük yaşamın parçası haline getirilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Güneş Kremi Seçerken Cilt Tipine Dikkat!</strong></h2>

<p>Güneş koruyucu ürünlerin yaz aylarının vazgeçilmezi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İlteriş Oğuz, doğru krem kullanımı için şu ipuçlarını verdi:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>SPF Değeri ve Yenileme:</strong> En az SPF 30, tercihen <strong>SPF 50 koruma faktörlü</strong>, hem UVA hem de UVB filtreli kremler seçilmeli ve bu kremler <strong>2-3 saatte bir</strong> yenilenmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mineral Filtre Hassasiyeti:</strong> Rozasea (gül hastalığı) hastaları, hamileler ve çocuklar kimyasal filtreler yerine <strong>mineral filtreli</strong> güneş koruyucuları tercih etmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Cilt Tipi Özel:</strong> Akneye eğilimli, lekeli veya hassas ciltler için kendi yapılarına özel üretilmiş ürünler kullanılmalı.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Ağır Makyajdan Kaçının, Antioksidan Kullanın</strong></h2>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve terlemenin gözenekleri daha kolay tıkadığını belirten uzmanlar, cilt bakım rutini için şunları öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Hafif Bakım:</strong> Ağır makyajlar yerine cildi yormayan, sabah ve akşam nazik temizleyicilerle arındırılan bir rutin benimsenmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>C Vitamini Desteği:</strong> Güneşin ciltte yarattığı serbest radikal hasarını önlemek için <strong>C vitamini ve ferulik asit</strong> içeren antioksidan serumlar kullanılabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nem Bombası:</strong> Cilt bariyerini güçlü tutmak için hiyalüronik asit, seramid ve gliserin içeren yağ bazlı olmayan nemlendiriciler tercih edilmeli; bol su tüketilerek cilt içeriden de beslenmeli.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Deniz ve Havuz Sonrası Saçlar Tehdit Altında</strong></h2>

<p>Tuzlu su ve klorun saç tellerini kurutarak matlaşma ve kırılmalara yol açtığına değinen Prof. Dr. İlteriş Oğuz, saç sağlığı için şu uyarıları yaptı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Mutlaka Durulayın:</strong> Deniz veya havuzdan çıktıktan hemen sonra saçlar tellerinde tuz ve klor birikmesini önlemek için <strong>mutlaka temiz su ile durulanmalı</strong>.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bakım Maskeleri:</strong> Saçların nem dengesi için düzenli maske ve kremler kullanılmalı, saçlar için geliştirilmiş UV filtreli koruyucu spreylerden destek alınmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sıkı Toplamayın:</strong> Saçları sürekli ve sıkı şekilde toplamak saç köklerinde gerilmeye ve dökülmeye yol açar. Yazın saçların hava alacağı gevşek modeller tercih edilmeli.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yazin-cilt-ve-sac-sagligini-korumak-icin-uzmanindan-oneriler</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/cilt-hasataliklari-bahar.jpg" type="image/jpeg" length="45834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde fonksiyon kaybına karşı ESWT Yöntemi ile hücresel tedavi]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-fonksiyon-kaybina-karsi-eswt-yontemi-ile-hucresel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-fonksiyon-kaybina-karsi-eswt-yontemi-ile-hucresel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Maltepe Ersoy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Temuçin Şenkul, erkeklerde yaşa ve damar sağlığına bağlı olarak gelişen erektil disfonksiyon problemlerinde ESWT Şok Dalga tedavisinin ilaçsız ve cerrahisiz bir alternatif olarak kalıcı iyileşme sağladığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erkeklerde cinsel ilişki için yeterli sertliğin sağlanamaması veya sürdürülememesi olarak tanımlanan erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu), modern tıbbın sunduğu yeni nesil yöntemlerle ameliyatsız ve ilaçsız olarak çözüme kavuşuyor. Özellikle 40 yaş sonrasında damar sağlığının bozulmasıyla ortaya çıkan bu problemde, düşük yoğunluklu şok dalgalarının kullanıldığı ESWT tedavisi, hastalarda olumlu sonuçlar alınmasına yardımcı oluyor.<br />
Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Özel Maltepe Ersoy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Temuçin Şenkul, ESWT yönteminin doğrudan sorunun kaynağına yönelik bir tedavi seçeneği olduğunu vurguladı.<br />
<br />
"Yeni damar oluşumu sağlayarak dokuyu onarıyor"<br />
ESWT tedavisinin detaylarına ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Temuçin Şenkul, "Düşük yoğunluklu şok dalgası tedavisi penil dokulara uygulanarak o bölgedeki kan akışını artırmayı hedefler. Bu yöntem temel olarak yeni damar oluşumunu tetikler, kan akımını artırır ve hücresel düzeyde doku onarımı sağlar. Endotel fonksiyonunu da iyileştiren bu mekanizmalar sayesinde sertleşme kalitesinde doğal bir düzelme elde edilir" dedi.<br />
Yöntemin özellikle hafif ve orta dereceli sertleşme sorunu yaşayan hastalarda etkili olduğunun altını çizen Prof. Dr. Şenkul, şu bilgileri paylaştı:<br />
"Diyabet ve hipertansiyon gibi damar hastalığı olanlar, sertleşme ilaçlarına kısmi yanıt verenler ya da bu ilaçları kullanmak istemeyen ya da kullanamayan hastalar için ESWT ideal bir seçenektir. Ancak ileri derecede damar hasarı olanlarda, prostat cerrahisi sonrası sinir hasarı gelişmiş hastalarda ve şiddetli diyabetik nöropati vakalarında bu yöntemin etkisinin sınırlı kalabileceği unutulmamalıdır."<br />
<br />
Ameliyatsız, ağrısız ve günlük hayatı etkilemeyen tedavi hastalara konfor sağlıyor<br />
Tedavi sürecinin rahat ve konforlu bir şekilde geçtiğini aktaran Prof. Dr. Şenkul; uygulamanın anestezi gerektirmediğini ve hastaların işlem sonrası günlük hayatlarına hemen dönebildiklerini ifade etti. Şenkul, "Seanslar genellikle 15-20 dakika sürmekte ve haftada 1 ya da 2 kez olmak üzere toplamda 6 ila 12 seans uygulama yapılıyor. Ağrısız veya minimal bir rahatsızlık hissiyle tamamlanan işlemlerin ardından hastalar aynı gün içinde cinsel yaşantılarına devam edebilirler. Etkiler ise genellikle 3. veya 4. seanstan itibaren hissedilmeye başlanır" diye konuştu.<br />
ESWT'yi diğer alternatif yöntemlerle kıyaslayan Prof. Dr. Temuçin Şenkul, "Sertleşme ilaçları sadece anlık ve geçici bir kan akışı sağlar. PRP yöntemi hücresel yenilenme sunarken; ESWT doğrudan damar onarımı yaptığı için orta ve uzun vadeli bir kalıcılık sağlar. Bilimsel çalışmalar hafif ve orta derece vakalarda ESWT’nin başarı oranının yüzde 60 ile 80 arasında olduğunu ve etki süresinin 6 ay ila 2 yıl arasında değiştiğini göstermektedir. En iyi sonuçlar ise erken dönemde başlanan tedavilerde alınmaktadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/erkeklerde-fonksiyon-kaybina-karsi-eswt-yontemi-ile-hucresel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/bogaz-gazetesi-haber-2026-06-22t140329637.jpg" type="image/jpeg" length="28499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale Sağlık Müdürlüğü uyardı! Bu belirtiler varsa dikkat]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkale-saglik-mudurlugu-uyardi-bu-belirtiler-varsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkale-saglik-mudurlugu-uyardi-bu-belirtiler-varsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü, insan sağlığında önem taşıyan hastalık ile alakalı bilgilendirme ve uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü, Dümnya ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) Günü dolayısıyla görsel eşliğinde bilgilendirmeler yaptı. ALS’nin, motor sinir hücrelerini etkileyen ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğu ifade edildi. Konuşma güçlüğü, yutma güçlüğü kaslarda güçsüzlük ve erime (atrofi) belirtileriyle kendini gösterdiği aktarıldı.</p>

<p>Bu belirtilerle kendini gösteren hastalığın; beslenme sorunlarına ve dehidratasyona (sıvı kaybı) yol açabileceği bildirildi.</p>

<p>ALS Nedir?</p>

<p>ALS, beyin ve omurilikte bulunan, istemli kas hareketlerini kontrol eden motor sinir hücrelerini etkileyen ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olarak tanımlanıyor. Hastalık zamanla sinir hücrelerinde hasara yol açarak kasların zayıflamasına, hareket kabiliyetinin azalmasına ve günlük yaşam aktivitelerinin zorlaşmasına neden oluyor.<br />
Uzmanlar, ALS’nin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini belirtirken, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın ortaya çıkışında etkili olabileceğini ifade ediyor. Hastalık her yaş grubunda görülebilse de genellikle orta ve ileri yaşlarda daha sık rastlanıyor.</p>

<p>Belirtiler Zamanla İlerliyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, ALS’nin erken dönemde fark edilmesinin önemine vurgu yapıldı. Hastalığın en yaygın belirtileri arasında; kaslarda güçsüzlük, kas erimesi (atrofi), konuşma güçlüğü, yutma güçlüğü, el ve ayaklarda beceri kaybı, kas seğirmeleri ve kramplar, hareketlerde yavaşlama ve koordinasyon bozuklukları yer alıyor.</p>

<p>Hastalığın ilerleyen evrelerinde ise kas kaybının artması nedeniyle bireylerin günlük yaşamlarını bağımsız şekilde sürdürmeleri zorlaşabiliyor.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 21 173412" height="810" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-21-173412.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkale-saglik-mudurlugu-uyardi-bu-belirtiler-varsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-belirti.jpg" type="image/jpeg" length="79087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivrisinek kovucular, bebeklerin el ve ayaklarına sürülmemeli]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sivrisinek-kovucular-bebeklerin-el-ve-ayaklarina-surulmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/sivrisinek-kovucular-bebeklerin-el-ve-ayaklarina-surulmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir. Çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir. Çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.<br />
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocukların zamanlarını daha fazla açık havada geçirmeye başladığını belirterek, Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, "Parklar, bahçeler ve tatil bölgeleri çocukların oyun alanına dönüşürken, sivrisinekler de bu dönemin en sık karşılaşılan sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle açık havada oyun oynayan ve doğayı keşfeden çocuklar, sivrisinek ısırıklarına karşı yetişkinlere oranla çok daha savunmasız kalıyor. Çocukların hassas cilt yapısı ile yaz aylarında artan sivrisinek popülasyonuna karşı ebeveynler mutlaka basit ama etkili önlemler almalıdır" dedi.<br />
Sivrisineklerden korunmanın yollarına ve ısırık durumunda yapılması gerekenlere dikkat çeken Sevgican, özellikle 5 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde doğru korunma yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı. Çocukların ciltlerinin yetişkinlere göre çok daha hassas olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Sevgican, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarına karşı yoğun reaksiyonlar gösterilebilir. Özellikle 5 yaş ve altındaki çocuklarda sivrisinek ısırıklarına bağlı olarak gelişen şişlik, kızarıklık ve kaşıntı belirgin şekilde kendini hissettirir. Nadir görülen sivrisinek alerjilerinde ise bu belirtiler daha şiddetli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle sivrisineklerden korunmak önem taşımaktadır" diye konuştu.<br />
Bebeklerde korunma sürecinin çok daha kritik bir hal aldığına işaret eden Uzm. Dr. Sevgican, sivrisineklerin bebeklerde huzursuzluklara, kaşıntılara ve ciltte yaygın kızarıklıklara yol açabildiğini belirtti. Uzm. Dr. Sevgican, bu noktada tercih edilecek ince, bol ve pamuklu giysilerin bebeği hem yaz sıcağından hem de sivrisinek saldırılarından korumaya yardımcı olacağını ifade etti.<br />
Kıyafet seçiminin korunmadaki ilk savunma hattı olduğunu vurgulayan Sevgican, "Özellikle sivrisineklerin en aktif ve yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde ve gün batımından hemen sonra çocukların uzun kollu, bol ve pamuklu kıyafetler giymesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Kıyafet seçiminde koyu renkler yerine açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir; çünkü sivrisinekler doğaları gereği koyu renkli giysilere daha fazla yönelirler. İnce ve vücuda tamamen yapışan kıyafetlerin üzerinden de rahatlıkla ısırabildikleri için dar giysiler yerine bol kesimli alternatifleri seçmek her zaman daha güvenlidir" şeklinde konuştu.<br />
Sivrisinek kovucu ürünler ve çevresel önlemler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, "Sitronella, lavanta yağı ve nane yağı gibi doğal içeriklere sahip ürünler tercih edilebilir ancak her ürün her çocuğun benzersiz cilt yapısına uygun olmayabilir. Yeni kullanılacak koruyucu ürünler, vücuda tamamen sürülmeden önce mutlaka küçük bir cilt alanında denenmeli ve alerjik reaksiyonlar yönünden gözlenmelidir. En kritik uyarı ise bebeklerin ellerine ve ayaklarına sivrisinek kovucu sürülmemesidir; çünkü bebekler bu uzuvlarını çok sık ağızlarına götürürler ve ürünü yutma riskiyle karşı karşıya kalırlar" dedi.<br />
Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, durgun suların sivrisineklerin birincil üreme alanları olduğunu, tatillerde çocukları bu tür sulak alanlardan uzak tutmak gerektiğini ve evlerde kapı ile pencerelere sineklik takılmasının en etkili koruma yöntemi olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı;<br />
"Alınan tüm önlemlere rağmen bir ısırık yaşandığında ilk yardım olarak bölgenin hemen su ve sabunla temizlenmesini, ardından soğuk kompres uygulanmasını öneriyoruz. Ancak çocukta aşırı ve durdurulamayan bir şişlik, vücutta yaygın döküntü, nefes darlığı ya da herhangi bir enfeksiyon belirtisi gelişirse vakit kaybetmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Yaz aylarında ebeveynler tarafından alınacak bu basit önlemler sayesinde çocuklarımız, sivrisineklerin neden olduğu rahatsızlıklardan tamamen korunabilir ve yaz mevsiminin tadını çok daha sağlıklı bir şekilde çıkarabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/sivrisinek-kovucular-bebeklerin-el-ve-ayaklarina-surulmemeli</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-36.jpeg" type="image/jpeg" length="59142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: "Covid-19 aşıları temiz çıktı"]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirterek, "Covid-19 aşısı kalp rahatsızlıklarına karşı geniş kapsamlı koruma sağlıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre koronavirüs aşısının, Covid-19 ile bağlantılı önemli kardiyovasküler olayların riskini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını ifade eden Özkaya, aşının kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun yıllar devam ettiğinin görüldüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Prof. Dr. Şevket Özkaya" class="detail-photo img-fluid" height="665" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/03/prof-dr-sevket-ozkaya.jpg" width="998" /></p>

<p>Araştırmanın yalnızca kalp ve damar hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Özkaya, aşının daha geniş bir halk sağlığı yararı sunduğuna dikkat çekerek, "Araştırmacılar, aşının kardiyovasküler rahatsızlıkları, hastaneye yatışları ve Covid-19 ile bağlantılı olmayanlar da dahil olmak üzere tüm nedenlere bağlı ölümleri de mütevazı düzeyde azalttığını ortaya koydu" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Erken ölümlerin aşıya bağlı olmadığını bildirmiştik"</p>

<p></p>

<p>Pandemi sonrası dönemde özellikle genç yaşta görülen bazı ölümlerin aşılarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, "Bizim araştırmalarımızda özellikle ülkemizde görülen erken ölümlerin aşılara bağlı olmadığını, Covid-19’un oluşturduğu virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarıyla ilişkili olduğunu bildirmiştik" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Virüsün damar hasarı etkisi göz ardı edilmemeli"</p>

<p></p>

<p>Özkaya, pandemi sonrası dönemde görülen bazı kalp krizi ve ani ölüm vakalarının değerlendirilmesinde virüsün uzun vadeli etkilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, "Aşıların özellikle ölüm oranlarını azalttığını biliyoruz. Genç yaşta kalp krizine bağlanan bazı ölümlerde ise pandemi sonrası virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarının, ağır spor, yoğun egzersiz veya kontrolsüz yaşam tarzıyla birleşmesinin etkili olabileceğini değerlendiriyoruz" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/covid-asisi.jpg" type="image/jpeg" length="38880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale'de laboratuvar teknisyenliğinden doktorluğa (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-laboratuvar-teknisyenliginden-doktorluga-video</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-laboratuvar-teknisyenliginden-doktorluga-video" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'de meslek hayatına tıbbi laboratuvar teknisyenliği ile başlayan Yasin Kirazcı, çalıştığı sırada doktor olmak isteyince, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) 2 sene boyunca hazırlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kirazcı, bu hazırlık sürecinde hem çalıştı hem okudu. Emeğinin meyvesini tıp fakültesine birincilik ile girerek alan Yasin Kirazcı, şimdi ise Ezine Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde pratisyen hekim olarak çalışıyor.<br />
Çanakkale'de yaşayan Yasin Kirazcı, liseye kadar olan eğitim hayatının parlak olmadığını ve bu yüzden üniversite sınavına girmediğini söyledi. Sağlık meslek lisesi mezunu olan Kirazcı, Kamu Personel Seçme Sınavına(KPSS) girerek Bozcaada Toplum Sağlığı Merkezinde tıbbi laboratuvar teknisyenliğine atandı. Çalıştığı sırada doktorluğa özenen Kirazcı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na(YKS) 2 sene boyunca hazırlandı. Kirazcı, bu hazırlık sürecinde hem çalıştı hem okudu. Emeğinin meyvesini tıp fakültesine birincilik ile girerek alan Yasin Kirazcı, şimdi ise Ezine Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde pratisyen hekim olarak çalışıyor. Pratisyen Hekim Yasin Kirazcı hafta sonu YKS sınavına girecek olan öğrencilere başarılar dileyerek, "Azim ettikçe ve gerekli fedakarlıkları gösterdiklerinde başaramayacakları bir şey olmadığını bilsinler" dedi.<br />
Eğitim sürecine değinen Pratisyen Hekim Yasin Kirazcı, "Ortaokul ve lisede pek parlak bir öğrenci değildim. Sağlık meslek sitesini bitirdim. Sağlık meslek sitesini bitirdiğim gibi KPSS sınavına girdim. İyi bir puanı alarak tıbbi laboratuvar teknisyeni olarak çalışmaya başladım. Mesleğimin ilk yıllarında çalışma döneminden kaynaklı pek bir gelecek hayalim olmadı. Fakat sonrasında uzman hekimlerimize özenerek ve daha iyi bir gelecek hayaliyle üniversite sınavına çalışmaya karar verdim. Gerek sağlık meslek lisesinde mesleki ağırlıklı dersler görmem sebebiyle gerekse ayda 8 gün yoğun bir şekilde çalışmam sebebiyle bazı fedakarlıklar göstermem gerekliydi. Ben de gerek uyku süremden olsun gerekse sosyal yaşantımdan olsun maksimize fedakarlık göstererek iki sene boyunca üniversite sınavına hazırlandım" dedi.<br />
Çalışmalarının meyvesini tıp fakültesine birincilik ile girerek aldığını belirten Yasin Kirazcı, "İki senelik çalışmam sonucunda tıp fakültesine birinci olarak yerleşerek bunun meyvesini almış oldum. Tıp fakültesinde okurken aynı zamanda Bozcaada Toplum Sağlığı Merkezi'nde çalışıyordum. Nöbet ertesi okula gidiyordum, okul ertesi nöbete geçiyordum. Bu şekilde geçti. Aynı zamanda biz üç kardeşiz. Aynı döneme denk geldi bizim üniversite sınavına hazırlık sürecimiz. Onlar da benimle birlikte tıp fakültesini kazandı. Birbirimize çok güzel çalışma arkadaşı olduk. Annem babam da bana çok güzel destek oldu, bize çok güzel destek oldu. Onlara da buradan teşekkür ediyorum. Okul hayatında ve çalışma hayatında gerek il sağlık müdürlüğümüz, gerek çalışma arkadaşlarımız olsun, mümkün olduğunca bana kolaylık sağlamaya çalıştılar. Onlara da buradan teşekkürlerimi iletiyorum" diye konuştu.<br />
Hafta sonu YKS sınavına girecek öğrencilerin pes etmemelerini vurgulayan Kiracı, şu ifadeleri kullandı: "Hafta sonu YKS var malum olarak. Buradan gelecek tüm arkadaşlara kolaylıklar diliyorum. Ben de zamanında bu seviyelere geleceğimi hayal edemiyordum. Uzmanlık için hala ders çalışıyorum. Daha ileri gideceğim inşallah. Azim ettikçe ve gerekli fedakarlıkları gösterdiklerinde başaramayacakları bir şey olmadığını bilsinler. Benim sürecim de inişli çıkışlı geçti. Onlar da bunun böyle olacağını, pes etmemeleri gerektiklerinin farkında olsunlar. Ben hiçbir zaman pes etmedim. Şu an bunu karşılığında aldığım için kendime teşekkür ediyorum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-laboratuvar-teknisyenliginden-doktorluga-video</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/yasin-kirazci.jpg" type="image/jpeg" length="23349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’deki hastanede ilk TAVİ işlemi yapıldı]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-ilk-tavi-islemi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-ilk-tavi-islemi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'deki hastanede  ilk TAVİ işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Hastane yöneticileri operasyon sonrası konuyla alakalı açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi, sağlık hizmetlerinde önemli bir başarıya daha imza attı. Kardiyoloji Kliniği’nde, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Bozkurt ve ekibi tarafından hastanemizin ilk TAVİ (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemi başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Bozkurt konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “TAVİ yöntemi, özellikle ileri yaş grubundaki ve açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalar için önemli bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Göğüs kafesi açılmadan, damar yoluyla gerçekleştirilen bu işlem sayesinde hastalarımız daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmektedir. Hastanemizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu işlemin başarıyla sonuçlanmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Bu hizmetin ilimizde sunulmaya başlanmasıyla birlikte bölgemizdeki hastalarımızın ileri merkezlere sevk edilmeden kendi şehrimizde nitelikli sağlık hizmetine erişmeleri mümkün hale gelerek tedavi süreçleri daha hızlı ilerleyecektir” dedi.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 18 134958" height="498" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-18-134958.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>İşlem sonrasında hastayı ziyaret eden Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ve Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Oğuz Yaşar Sarıgül, geçmiş olsun dileklerini ileterek sağlık durumu hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Başhekim Op. Dr. Hasan Keser “Hastanemizde ilk kez gerçekleştirilen TAVİ işleminin başarıyla tamamlanmış olması, kurumumuzun girişimsel kardiyoloji alanındaki gelişiminin önemli bir göstergesidir. Bu önemli başarıda emeği bulunan Kardiyoloji Uzmanımız Dr. Hasan Bozkurt başta olmak üzere tüm ekibimizi tebrik ediyor, hastamıza sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Görgülü ise “TAVİ işlemi, uygun hastalarda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamında uygulanmakta olup hastalarımızdan herhangi bir fark ücreti alınmamaktadır. Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü olarak, vatandaşlarımıza en güncel ve nitelikli sağlık hizmetlerini sunma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Hastamıza sağlıklı günler diliyor, bu önemli başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 18 135018" height="489" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-18-135018.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-ilk-tavi-islemi-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-hastane-tavi-1.jpg" type="image/jpeg" length="94204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’de nadir görülen tanıya ameliyat!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-nadir-gorulen-taniya-ameliyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-nadir-gorulen-taniya-ameliyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’deki hastanede, tıp literatüründe oldukça nadir görülen tanıya ilişkin bir ameliyat gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nde, tıp literatüründe oldukça nadir görülen Tailgut Kisti (Kuyruk Sokumu Önü Kisti) tanısı alan bir hasta, Prof. Dr. Kenan Çetin ve Dr. Öğr. Üyesi Oruç Numan Gökçe öncülüğünde deneyimli cerrahi ekiple, ileri cerrahi teknikler kullanılarak laparoskopik (kapalı) yöntemle başarıyla ameliyat edildi. Tedavi süreci sorunsuz tamamlanan hasta sağlığına kavuşarak taburcu edildi.</p>

<p>Hastane internet sitesinden yapılan bilgilendirmeye göre; Tailgut kisti, embriyonik gelişim döneminden kalan dokuların kuyruk sokumu ile rektum arasındaki derin anatomik bölgede kistik bir yapı oluşturması sonucu ortaya çıkan nadir bir hastalık. Derin yerleşimi nedeniyle tanı süreci güç olabilen bu oluşumlar, uzman değerlendirmesi ve ileri görüntüleme yöntemleri gerektiriyor.</p>

<p>Bu tür kistlerin tam olarak çıkarılması, hastalığın tekrarlamasının önlenmesi ve olası komplikasyon risklerinin ortadan kaldırılması açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, “Laparoskopik cerrahi sayesinde hastamız; daha küçük cerrahi kesilerle tedavi edilmiş, ameliyat sonrası daha az ağrı yaşamış, günlük yaşamına daha kısa sürede dönebilmiş, kozmetik açıdan daha başarılı bir sonuç elde etmiştir” ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="61110031 Nadir Bir Basari Laparoskopik" height="422" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/61110031-nadir-bir-basari-laparoskopik.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkalede-nadir-gorulen-taniya-ameliyat</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-nadir-amlyatt.jpg" type="image/jpeg" length="88704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’deki hastanede önemli cihaz hizmette]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-onemli-cihaz-hizmette</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-onemli-cihaz-hizmette" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’de sağlık alanında yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Bu kapsamda ketteki hastaneye çocuk sağlığında önemli bir cihaz kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniği, tanı ve takip olanaklarını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hizmete sundu. Polikliniğe kazandırılan İmpuls Osilometri (IOS) cihazı sayesinde çocuklarda solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesi daha kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Hastane internet sitesinden yapılan bilgilendirmeye göre; İmpuls Osilometri, özellikle küçük yaş grubu çocuklarda ve klasik solunum fonksiyon testlerine uyum sağlamakta güçlük çeken hastalarda hava yolu fonksiyonlarının değerlendirilmesine olanak tanıyan modern bir tanı yöntemi. Test sırasında yalnızca normal solunum yapılması yeterli olduğundan, çocuk hastalar için konforlu ve kolay uygulanabilir bir seçenek sunuyor.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 17 142442" height="438" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-17-142442.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>ÇOMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Yılmaz, cihazın özellikle astım ve diğer kronik solunum yolu hastalıklarının tanı ve izleminde önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “İmpuls Osilometri cihazı sayesinde özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarımızın akciğer fonksiyonlarını daha ayrıntılı değerlendirebileceğiz. Bu teknoloji, tanısal süreçleri desteklemesinin yanı sıra tedavi yanıtının izlenmesinde de bize önemli veriler sunacak” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz, çocuk alerji ve immünoloji alanında güncel teknolojileri takip ederek hastalara en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedeflediklerini vurgulayarak, yeni cihazın Çanakkale ve çevre illerden başvuran çocuk hastalar için önemli bir kazanım olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 17 142426" height="411" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-17-142426.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-onemli-cihaz-hizmette</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-cocuk-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="20291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun ağrısında uyuşma ve güç kaybına dikkat]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boyun ağrısı, günümüzde en sık görülen kas-iskelet sistemi şikayetleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle masa başında çalışanlar, günün büyük bölümünü telefon, tablet veya bilgisayar karşısında geçiren kişilerde daha sık görülen bu sorun çoğu zaman basit bir kas gerginliği olarak değerlendirilse de her boyun ağrısının nedeni aynı olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Duygu Keskin, boyun ağrısına eşlik eden bazı belirtilerin daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirterek, "Özellikle uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı varsa ağrı göz ardı edilmemeli" dedi.</p>

<p><img alt="Uzm. Dr. Duygu Keskin" class="detail-photo img-fluid" height="867" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/04/uzm-dr-duygu-keskin.jpg" width="1214" /></p>

<p>Boyun ağrısı çoğu zaman günlük yaşamın doğal bir sonucu olarak görülse de uzmanlara göre ağrıya eşlik eden belirtiler tanı açısından kritik önem taşıyor. Özellikle kol ve ellerde uyuşma, karıncalanma, güç kaybı veya gece uykudan uyandıran ağrılar, basit bir kas gerginliğinin ötesinde değerlendirilmesi gereken sorunlara işaret edebiliyor. Boyun ağrısı yaşayan birçok kişinin ilk aklına gelen sorunlardan birinin boyun düzleşmesi olduğunu belirten Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Duygu Keskin, boyun omurgasının normalde hafif bir eğriliğe sahip olduğunu, boyun düzleşmesinin ise bu eğriliğin azalması veya kaybolması durumunda ortaya çıktığını ifade etti. "Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, telefon ve bilgisayar kullanırken başın öne eğik tutulması, boyun ve sırt kaslarının zayıf olması, hareketsiz yaşam tarzı, yanlış uyku ve oturma alışkanlıkları ile stres nedeniyle boyun kaslarının sürekli gergin ve kasılı kalması boyun düzleşmesine yol açabilir" diyen Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Günümüzde özellikle masa başında çalışan kişilerde daha sık görülmektedir. Ancak her boyun ağrısını boyun düzleşmesine bağlamak doğru değildir. Boyun ağrıları yalnızca boyun düzleşmesine bağlı ortaya çıkmayabilir. Kas gerginliklerinden kaynaklanabileceği gibi boyun fıtığı, sinir sıkışmaları, kanal daralması, omurga kireçlenmesi ve bazı romatolojik hastalıklarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle boyun ağrısının nedenini doğru şekilde belirlemek büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Kaynağını anlamak için şikayetlere bakılmalı"</p>

<p></p>

<p>Boyun ağrısının kaynağını anlamada şikayetlerin karakterinin önemli ipuçları verdiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p></p>

<p>"Kas gerginliğine bağlı boyun ağrıları genellikle günlük alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Uzun süre bilgisayar başında oturmak, telefona bakmak, uygun olmayan bir yastık kullanmak veya stresli olmak boyun kaslarının gerilmesine neden olabilir. Bu durumda boyun, omuz ve kürek kemikleri çevresinde ağrı ve tutukluk hissedilebilir. Çoğu zaman sıcak uygulamalar ve hafif egzersizler yapmak ağrının azalmasına yardımcı olabilmektedir."</p>

<p></p>

<p>Teknolojinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte boyun bölgesine binen yükün de arttığını belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, özellikle ekran kullanım alışkanlıklarının boyun sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu söyledi. Uzun süre aynı şekilde durmanın boyunda ağrı ve sertliğe, kas gerginliğine, duruş bozukluklarına ve boyun hareketlerinde kısıtlılığa neden olabildiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, "Zamanla boyun düzleşmesi de gelişebilir. Bu nedenle ekranı göz hizasında kullanmak, sık sık mola vermek ve düzenli boyun egzersizleri yapmak boyun sağlığını korumaya yardımcı olabilir" dedi.</p>

<p></p>

<p>Boyun kaynaklı problemlerin yalnızca boyun bölgesinde şikayet oluşturmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Duygu Keskin, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p></p>

<p>"Boyun düzleşmesi olan kişilerde en sık görülen şikayetler boyun ağrısı, omuzlarda gerginlik ve baş ağrısıdır. Baş ağrısı genellikle ense bölgesinden başlar ve başın arka kısmında hissedilir. Boyun düzleşmesine eşlik eden boyun fıtığı gibi durumlarda ise ağrı kola doğru yayılabilir ve parmak uçlarına kadar uzanan uyuşma veya karıncalanma görülebilir. Boyun ağrılarının nedeni çoğu zaman muayeneyle anlaşılabilir ve her hastada görüntüleme yapılması gerekmez. Ağrının uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaşması durumunda ileri incelemeler gerekebilir. Travma sonrası gelişen ağrılarda ya da uyuşma, hareket kısıtlılığı ve güç kaybı gibi belirtilerin varlığında röntgen, MR veya tomografi gibi yöntemler tanıya yardımcı olur."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Boynu kütletmek zarar verebilir"</p>

<p></p>

<p>Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı yöntemlerin boyun sağlığına zarar verebildiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, yanlış uygulamalara karşı şu uyarılarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Özellikle boynu sık sık kütletmek, egzersizleri bilinçsizce yapmak, ağrıyı sadece masajla geçirmeye çalışmak ve uzun süre hareketsiz kalmak boyun sağlığını olumsuz etkileyen uygulamalardır. Boynu kütletmek kısa süreli bir rahatlama hissi verse de boyun eklemleri ve çevre dokuların zarar görmesine neden olabilir. Benzer şekilde ağrı nedeniyle uzun süre hareket etmemek veya ağrının azalmasına yardımcı olmak için kullanılan boyunlukların gereğinden uzun süre takılması da boyun kaslarının zayıflamasına yol açabilir. Yastık seçimi de önemlidir. Çok yüksek ya da çok yumuşak yastıklar boynun doğal duruşunu bozabilir. Bu nedenle ortopedik ve orta sertlikte yastıklar tercih edilmelidir. Özellikle masa başında çalışan veya uzun süre telefon kullanan kişiler baş ve boyun pozisyonlarına dikkat etmelidir. Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarının göz hizasında olması boyun üzerine binen yükü azaltabilir. Uzun süre aynı pozisyonda çalışılıyorsa belirli aralıklarla mola verilip boyun ve omuz egzersizleri yapılmalıdır. Uyku sırasında boynun doğal pozisyonunu koruyan bir yastık kullanılmalı ve yüzüstü yatmaktan kaçınılmalıdır. Bunun yanında düzenli egzersiz yapmak, ağır yük taşırken dikkatli olmak ve doğru duruş alışkanlıkları edinmek boyun sağlığının korunmasına yardımcı olabilmektedir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybina-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/boyun-agrisi.jpg" type="image/jpeg" length="73742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında lejyoner hastalığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-lejyoner-hastaligina-dikkar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-lejyoner-hastaligina-dikkar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, klima hastalığının (lejyoner hastalığı) yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateşle belirti verebileceğini vurgulayarak, özellikle sıcak günlerde klima kullanıma daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan ‘lejyoner hastalığı’ geliyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye (İç Hastalıkları) Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Komaya bile neden olabiliyor</p>

<p></p>

<p>Lejyoner hastalığının aslında ‘legionelle pneumophilia’ adlı bir bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır" dedi.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Sigara içenler daha kolay yakalanıyor</p>

<p></p>

<p>Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, şöyle devam etti: "Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikâyetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Gribal enfeksiyona benzeyebilir</p>

<p></p>

<p>Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri aktardı: "Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-lejyoner-hastaligina-dikkar</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2024/08/klimarekor.jpg" type="image/jpeg" length="95397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan "Ejderha Nefesi" uyarısı (Video)]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-ejderha-nefesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-ejderha-nefesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan "Ejderha Nefesi" olarak isimlendirilerek satılan, ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan sıvı azotlu atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere karşı uyaran Prof. Dr. Mahir İğde, "Sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor, sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Hiçbir şekilde tüketilmemesi gereken bir ürün.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye değer mi? Hastalarımız geliyor, şükür ki bağırsak delinmesiyle karşılaşmadık ama ciddi enfeksiyonlarla karşılaştık. Ejderha nefesi çok ciddi oranda ölümcül durumlara sebep olabiliyor. Lütfen hem kendinizi hem çocuklarınızı bundan korumaya çalışın" dedi.<br />
Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan "Ejderha Nefesi" olarak isimlendirilerek satılan sıvı azotlu atıştırmalıklara karşı uzmanlar uyarılarda bulundu. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Mahir İğde, görünüşüyle özellikle çocukları cezbeden dondurma gibi çeşitli ürünlerde kullanılan, tüketildiğinde ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere dikkat çekti.<br />
<br />
"Sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum"<br />
‘Sıvı azotu alıyorlar, her türlü abur cuburun içine gömüyorlar' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mahir İğde, "Sonra hava ile temas ettiğinde; sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor. Tüketirken ağzınızdan burnunuzdan buharlar çıkıyor, o görüntü insanların hoşuna gidiyor. O yüzden ejderha nefesi deniyor ama sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Düşünün, eksi 196 derecede tutulması gereken bir madde, bir anda oda sıcaklığıyla karşılaşınca anında buharlaşmaya başlıyor, yani çok soğuk bir maddeye maruz kalıyorsunuz. Tamamen buharlaşmadan bağırsaklara ve mideye giderse aniden genleşerek bağırsağı delebiliyor. Delmese bile çok yüksek basınç yaptığı için çok ciddi karın ağrısı yapabiliyor. Oradaki bakterilerin bağırsak yoluyla kana karışmasına sebep olarak sepsis dediğimiz çok ciddi enfeksiyonları yapabiliyor. Özellikle alerjik kişilerde hem alerjiyi tetikleyebiliyor, astım atağı, ürtiker gibi hem de alerjik olmayan kişilerde alerji gelişmesine neden olabiliyor" dedi.<br />
<br />
"Hiçbir şekilde tüketilmemesi gereken bir ürün"<br />
Sözlerini sürdüren Prof. Dr. İğde, "En iyi şartlarda alınması bile çok soğuk bir maddeye maruziyet oluşturduğu için ağızda, yemek borusunda çok ciddi soğuk yanıklarına neden olabiliyor. Çocuğa anormal şartlarda abur cubur veriyorsunuz, abur cuburun kendisi bile zaten çocuklarda çok ciddi alerjik reaksiyonlara, anafilaksi ve benzer problemlere neden olabiliyor. Hiçbir şekilde kullanılmaması, tüketilmemesi gereken bir ürün. Ciddi karın ağrısı, ishal, kusmalara neden olabiliyor, bunlardan bir tanesini bile görseniz direkt acile gitmeniz gerekiyor. Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye değer mi, kesinlikle değmez. Lütfen hem kendinizi hem çocuklarınızı korumaya çalışın" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Ölümcül durumlara sebep olabiliyor"<br />
Başvurulara ilişkin konuşan Prof. Dr. İğde, "Geliyorlar, bir kusma başladığı zaman zaten 8-12 saat gözlemliyoruz. Sıvı vermemiz gerekiyor, yanında enfeksiyon var mı, onu bulmaya çalışıyoruz. Gerekirse koruyucu antibiyotik veriyoruz. Şükür ki şimdiye kadar hiçbir bağırsak delinmesiyle karşılaşmadık ama ciddi enfeksiyonlarla karşılaştık. Bağırsak delinmesi ihtimali olduğu için de çocukları 3-4 gün hatta 5 gün takip etmemiz gerekti. Mümkün mertebe çocuklarımızı içerisinde katkı maddesi olmayan doğal besinlerle büyütmeye çalışalım. Ejderha nefesi çok ciddi oranda ölümcül durumlara sebep olabiliyor. Nasıl; bağırsakta aşağı inen buharlaşmamış azotun neden olduğu ani genleşme bağırsak delinmesi yapıp hayatı tehdit edebiliyor. Çok ciddi enfeksiyona ve buna bağlı ölümcül duruma sebep olabiliyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-ejderha-nefesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/a-w727213-01.jpg" type="image/jpeg" length="79388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’deki hastanede vatandaşın kullanımına sunuldu]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-vatandasin-kullanimina-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-vatandasin-kullanimina-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’deki hastanede sağlıkta önemli bir adım daha atılırken, ileri görüntüleme teknolojisi vatandaşların kullanımına sunularak hizmete girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi, sağlık alanındaki teknolojik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Hastane bünyesinde faaliyet gösteren Nükleer Tıp Bölümü’nde, prostat kanserinin tanı ve takibinde büyük önem taşıyan Ga-68 PSMA PET/BT görüntüleme hizmeti vatandaşların kullanımına sunuldu.</p>

<p>Özellikle erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında yer alan prostat kanserinde erken teşhis ve doğru evreleme, tedavi sürecinin başarısında belirleyici rol oynuyor. Bu kapsamda kullanılmaya başlanan Ga-68 PSMA PET/BT teknolojisi, hastalığın daha hassas ve ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine imkan sağlayarak hem hekimlere hem de hastalara önemli avantajlar sunacak.</p>

<p>Küçük tümör odakları daha kolay tespit edilebilecek</p>

<p>Uzmanlar, Ga-68 PSMA PET/BT yönteminin prostat kanseri hücrelerini yüksek doğruluk oranıyla görüntüleyebildiğine dikkat çekiyor. Klasik görüntüleme yöntemleriyle fark edilmesi güç olan küçük tümör odakları ve metastazların bu teknoloji sayesinde daha net şekilde belirlenebildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu ileri görüntüleme yöntemi, yalnızca ilk tanı aşamasında değil, hastalığın evrelenmesinde ve tedavi sonrasında olası nükslerin tespit edilmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Böylece hastaların durumları daha doğru analiz edilerek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına katkı sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="723066409 18327224680248903 6430169146891987054 N" height="552" src="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/723066409-18327224680248903-6430169146891987054-n.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Hastaların sevk ihtiyacı azalacak</p>

<p>Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde hizmet vermeye başlayan sistem sayesinde, daha önce farklı illerdeki sağlık merkezlerinde gerçekleştirilen bazı ileri görüntüleme işlemlerinin artık kentte yapılabilmesi hedefleniyor. Bu durumun hem hastaların zaman kaybını önlemesi hem de şehir dışına sevk edilme ihtiyacını azaltması bekleniyor. Ayrıca tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamalarının daha kısa sürede yapılabileceği ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşacağı belirtiliyor.</p>

<p>Bölge halkına önemli katkı sağlayacak</p>

<p>Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, modern tıbbın sunduğu yenilikçi uygulamaların vatandaşlarla buluşturulmaya devam edildiği vurgulandı. Yeni hizmetin yalnızca Çanakkale merkezde yaşayan vatandaşlara değil, çevre ilçe ve bölgelerden gelen hastalara da önemli katkılar sağlayacağı ifade edildi. Sağlık alanındaki teknolojik altyapının sürekli güçlendirildiğini belirten yetkililer, kaliteli, güvenilir ve erişilebilir sağlık hizmeti sunma hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü kaydetti.</p>

<p>Ga-68 PSMA PET/BT görüntüleme işlemi hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyen vatandaşların, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü ile iletişime geçebilecekleri veya takiplerini yapan hekimlerden bilgi alabilecekleri bildirildi. Yeni hizmetin devreye alınmasıyla birlikte prostat kanseri tanı ve tedavi süreçlerinde Çanakkale’nin sağlık altyapısının daha da güçlenmesi ve hastaların ileri teknolojiye yerinde erişiminin artırılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastanede-vatandasin-kullanimina-sunuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-hastane-vatansa.jpg" type="image/jpeg" length="54183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından akıllı güneşlenme rehberi]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ramazan Çetin, "Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarına karşı melanin üretimini artırarak verdiği savunma yanıtıdır. Bu nedenle bronz ten, sanıldığı gibi sağlıklı cilt göstergesi değil, UV maruziyetinin görünür sonucudur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ramazan Çetin, yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneşlenirken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>Toplumda yaz dönemiyle birlikte bronzlaşma isteğinin arttığını belirten Çetin, "Bronzluk, cildin güneşten fayda gördüğünü değil, ultraviyole ışınlarına karşı kendini korumaya çalıştığını gösterir. Akıllı güneşlenmek, güneşin faydalı yönlerinden kontrollü şekilde yararlanırken ciltte oluşabilecek hasarları önlemeyi amaçlayan bilinçli bir yaklaşımdır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Bronz ten sağlıklı cilt anlamına gelmez"</p>

<p></p>

<p>Toplumda bronz tenin sağlıklı bir görünümle özdeşleştirildiğini belirten Çetin, bunun bilimsel olarak doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyerek "Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarına karşı melanin üretimini artırarak verdiği savunma yanıtıdır. Bu nedenle bronz ten, sanıldığı gibi sağlıklı cilt göstergesi değil, UV maruziyetinin görünür sonucudur" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Güneş yanıkları deri kanseri riskini artırabilir"</p>

<p></p>

<p>Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşanan güneş yanıklarının ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğine dikkati çeken Çetin, "Güneş yanıkları yalnızca kısa süreli bir sorun değildir. Cilt hücrelerinde kalıcı hasar oluşturabilir. Özellikle tekrarlayan ve şiddetli güneş yanıklarının, ilerleyen yaşlarda bazı deri kanseri türlerinin gelişme riskini artırdığı bilinmektedir" açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Çocuklarda güneşten korunmanın ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Çetin, "İlk altı ayda bebeklerde doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalı, daha büyük çocuklarda ise gölgelik alanlar, koruyucu kıyafetler ve uygun güneş koruyucular tercih edilmelidir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kapalı ortamda çalışanlar daha dikkatli olmalı"</p>

<p></p>

<p>Yılın büyük bölümünü kapalı ortamlarda geçiren bireylerin tatil dönemlerinde yoğun ve ani güneş maruziyetine dikkat etmesi gerektiğini belirten Çetin, "Özellikle açık tenli kişilerde aralıklı ve yoğun güneş maruziyeti ile güneş yanığı öyküsünün, melanom başta olmak üzere deri kanserleri açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Güneşle temas süresi kontrollü artırılmalı ve koruyucu önlemler ihmal edilmemelidir" açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Akıllı güneşlenmenin 3 temel kuralı</p>

<p></p>

<p>Güneşten tamamen kaçınmanın doğru bir yaklaşım olmadığını ancak bilinçli davranmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Çetin, akıllı güneşlenmenin temel kurallarını şöyle sıraladı:</p>

<p></p>

<p>"Güneşin yoğun olduğu saatlerden kaçının. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş temasından kaçınılmalıdır. Bu saatlerde UV ışınları daha dik açıyla geldiğinden cilt hasarı riski belirgin şekilde artmaktadır. Güneş koruyucuyu düzenli kullanın; Güneş koruyucu ürünler yalnızca plajda değil, günlük yaşamın da vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Cilt tipine uygun, geniş spektrumlu yani hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan, tercihen SPF 30 ve üzeri güneş koruyucular kullanılmalıdır. Dış ortamda kalındığında yaklaşık 2 saatte bir, yüzme veya yoğun terleme sonrası ise daha erken yenilenmelidir. Fiziksel korunmayı ihmal etmeyin; Güneş gözlüğü ve koruyucu giysiler güneşten korunmada önemli rol oynar. Fiziksel koruyucu önlemler, güneş kremleriyle birlikte kullanıldığında cildi UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daha etkin şekilde korur."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Amaç bronzlaşmak değil, cildi korumak olmalı"</p>

<p></p>

<p>Güneşlenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Çetin, "Güneşin faydalarından kontrollü şekilde yararlanmak mümkündür. Ancak amaç bronzlaşmak değil, cildi koruyarak sağlıklı yaş almaktır. Bilinçli güneşlenme alışkanlıkları sayesinde hem cilt yaşlanmasının önüne geçilebilir hem de deri kanseri riski azaltılabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Çetin ayrıca ciltte yeni ortaya çıkan lekeler, şekil değiştiren benler veya iyileşmeyen yaralar gibi bulguların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür durumlarda dermatoloji uzmanına başvurulmasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2025/06/plaj-turist-guneslenme.jpg" type="image/jpeg" length="31404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebeveynlere uyarı: ''Bebeklerin gelişimini olumsuz etkileyebilir'']]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/ebeveynlere-uyari-bebeklerin-gelisimini-olumsuz-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/ebeveynlere-uyari-bebeklerin-gelisimini-olumsuz-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Dicle Çelik, bebek ve çocuklarda sık görülen burun tıkanıklığının yalnızca geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğru serum fizyolojik kullanımının çocukların sağlıklı gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığının bebeklerin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Dicle Çelik, ''Burun tıkanıklığı sadece burnu değil, uykuyu, beslenmeyi ve büyümeyi de etkiler. İyi uyuyamayan bebek daha huzursuz olur, iyi beslenemeyen bebek daha çabuk yorulur. Bazen bütün hikâye sadece tıkalı bir burundan ibarettir" dedi.<br />
<br />
Liv Hospital Vadi İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Dicle Çelik, bebek ve çocuklarda sık görülen burun tıkanıklığının yalnızca geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğru serum fizyolojik kullanımının çocukların sağlıklı gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi.<br />
Özellikle doğumdan sonraki ilk aylarında bebeklerin büyük ölçüde burundan nefes aldığını belirten Uzm. Dr. Dicle Çelik, burun tıkanıklığının beslenme, uyku ve büyüme süreçlerini doğrudan etkileyebildiğini ifade etti.<br />
"Bazen bütün hikâye sadece tıkalı bir burundan ibarettir"<br />
Burun tıkanıklığının bebeklerde sanılandan daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Çelik, "Bebekler hayatlarının ilk dönemlerinde büyük ölçüde burundan nefes alır. Bu nedenle burnunun tıkalı olması nefes almasını zorlaştırır. Bebekler emerken aynı zamanda nefes aldıkları için burun tıkanıklığı varsa hem beslenme hem de nefes alma güçleşir. Burun tıkanıklığı sadece burnu değil, uykuyu, beslenmeyi ve büyümeyi de etkiler. İyi uyuyamayan bebek daha huzursuz olur, iyi beslenemeyen bebek daha çabuk yorulur. Bazen bütün hikâye sadece tıkalı bir burundan ibarettir" dedi.<br />
''Serum fizyolojik ilaç değil''<br />
Serum fizyolojik kullanımına ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Dicle Çelik, serum fizyolojik solüsyonların ilaç olmadığını ve ihtiyaç duyulduğunda güvenle kullanılabileceğini belirtti.<br />
Çelik, "Serum fizyolojik aslında bir ilaç değildir. Vücut sıvılarıyla uyumlu oranda tuz içeren steril bir solüsyondur. Bu nedenle dokuları tahriş etmeden kullanılabilir. Özellikle burun tıkanıklığında, soğuk algınlığı dönemlerinde, kuru hava nedeniyle burun mukozasının kuruduğu durumlarda ve burun içinde yoğun kabuklanma olduğunda salgıların yumuşamasına ve temizlenmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı.<br />
"Önemli olan sadece serum fizyolojik değil, nasıl uygulandığıdır"<br />
Burun temizliğinde doğru uygulamanın önemine dikkat çeken Çelik, ailelerin ani ve yüksek basınçlı uygulamalardan kaçınması gerektiğini vurguladı.<br />
"Önemli olan sadece serum fizyolojik kullanmak değil, onu nasıl verdiğinizdir. Uygulama nazik ve kontrollü şekilde yapılmalıdır. Ani ve yüksek basınçlı uygulamalar bebeği rahatsız edebilir. Gerektiğinde yumuşamış salgılar burun aspiratörü yardımıyla nazikçe temizlenebilir" diye konuştu.<br />
''Ev yapımı karışımlar risk taşıyor''<br />
Evde hazırlanan tuzlu su karışımlarının bazı riskleri beraberinde getirebileceğini belirten Çelik, steril olmayan uygulamalara karşı aileleri uyardı.<br />
"Ev yapımı karışımlarda tuz oranı kontrolsüzdür. Fazla tuz kuruluk, yanma ve tahrişe neden olabilirken, az tuz mukozada şişme ve tıkanıklığı artırabilir. Ayrıca bu karışımlar steril değildir. Bakteri üremesine açık olabilir ve özellikle bebeklerde enfeksiyon riskini artırabilir" dedi.<br />
''Musluk suyu kullanılmamalı''<br />
Burun temizliğinde musluk suyunun tercih edilmemesi gerektiğini ifade eden Çelik, "Musluk suyu içilebilir olsa bile burun içi uygulamalar için steril değildir. Burun mukozası oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Bu nedenle uygun olmayan uygulamalar kulak enfeksiyonları, sinüzit ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir" şeklinde konuştu.<br />
Uzun süren burun tıkanıklığına dikkat<br />
Burun tıkanıklığının uzun sürmesi halinde farklı sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Uzm. Dr. Dicle Çelik, "Tedavi edilmeyen burun tıkanıklığı orta kulak iltihabı, geniz akıntısı, sinüzit ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle uzun süren şikâyetlerde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
Açıklamalarının sonunda ebeveynlere seslenen Çelik, "Burnu açık bebek mutlu bebek demektir. Mutlu bebek huzurlu uyur, daha iyi beslenir ve sağlıklı büyür. Doğru burun temizliği bebek bakımının önemli bir parçasıdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/ebeveynlere-uyari-bebeklerin-gelisimini-olumsuz-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-62.jpg" type="image/jpeg" length="13093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale’deki hastane için teftiş başlatıldı!]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastane-icin-teftisi-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastane-icin-teftisi-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ildeki 92 hastane için bakanlık teftişi başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından ‘3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede denetim başlatıldı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması, hizmet süreçlerinin daha etkin yürütülmesi ve vatandaş memnuniyetinin güçlendirilmesi amacıyla denetim faaliyetleri sürdürülüyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun talimatıyla yürütülen ‘3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede kapsamlı denetim çalışması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen program, geçtiğimiz yıl başlatılan denetim seferberliğinin devamı niteliğini taşıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen ‘1. ve 2. Etap Genel Teftiş' programları kapsamında aralarında Antalya, Çanakkale, Muğla ve Uşak'ın da bulunduğu 19 ilde bulunan 204 kamu sağlık tesisi denetlendi ve bu süreçte 91 müfettiş görev aldı. 3 Haziran'da başlayan 3. Etap Genel Teftiş Programı kapsamında 3 Temmuz'a kadar 12 ildeki 92 hastane denetlenecek. Genel Teftiş Programlarının 4. etabı ise, bu yılın ikinci yarısında diğer illerde devam edecek.</p>

<p>Genel Teftiş Programı kapsamında görevlendirilen 50 müfettiş, sağlık tesislerinde sunulan hizmetleri yerinde inceleyerek, süreçlerin etkinliğini değerlendiriliyor. Denetimler aracılığıyla hizmet sunumunda karşılaşılabilecek risklerin tespit edilmesi, iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde genel teftiş programlarına ek olarak Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) de denetim süreçlerine teknik destek sağlıyor. 2025 yılında 43 REDES raporu, 49 istihbarat raporu ve 59 değerlendirme raporu düzenlenirken, 26 yönetici bilgi ekranı oluşturularak, sahada toplam 3 bin 704 dijital denetim gerçekleştirildi. REDES tarafından dijital ortamda gerçekleştirilen analizler sayesinde denetim kaynaklarının risk düzeyi yüksek alanlara yönlendirilmesi, muhtemel sorunların erken dönemde tespit edilmesi ve denetim faaliyetlerinin daha etkin şekilde yürütülmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığının ilgili genelgesi doğrultusunda yürütülen denetimlerde vatandaş odaklı bir yaklaşım benimseniyor. Bu kapsamda sağlık hizmetlerinin sunumunda önem arz eden alanlar öncelikli olarak değerlendiriliyor. Acil servisler, poliklinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, evde sağlık hizmetleri ve hasta hakları birimleri denetim programı kapsamında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/canakkaledeki-hastane-icin-teftisi-baslatildi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-hastane-teftis-baslatildi.jpg" type="image/jpeg" length="70158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuz ve deniz keyfiniz kabusa dönüşmesin]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortak kullanılan havuzlarda insan sağlığını korumak için birçok detaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, yazın sık görülen kulak ve burun boğaz hastalıklarına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ortak kullanılan havuzlarda insan sağlığını korumak için birçok detaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, yazın sık görülen kulak ve burun boğaz hastalıklarına dikkat çekti.<br />
Sıcaklar etkisini sürdürürken havuzların da vatandaşların serinleme alternatifleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, hastaların özellikle şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı, baş dönmesi gibi şikâyetlerle doktora müracaat ettiğini söyledi. Yaz aylarında havuz ve denizlerden bulaşan mikropların kulak-burun hastalıklarında artışa sebep olduğunu ifade eden Olgun, "Özellikle kulak zarında delik olan hastaların bu duruma daha dikkat etmesi gerekir. Mikroplu su, kulak zarında delik olan hastalarda direkt olarak orta kulağa, iç kulağa, kulak sinirine ve beyne ulaşabilir. Bu durum, kalıcı sağırlıkla sonuçlanabilir' dedi.<br />
Op. Dr. Hüsamettin Olgun, yazın kulak burun boğaz doktorlarına en çok gelen şikâyetlerin deniz ve havuz kaynaklı dış kulak yolu iltihapları olduğunu belirterek, "Dış kulak yolunda biriken bakteriler ve mantarlar, kulakta şiddetli ağrılara, akıntılara ve kulak kepçesinde hassasiyetlere sebep oluyor. Hastalar, şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı ve baş dönmesi gibi şikâyetlerle bizlere müracaat etmektedir. İltihaplı durumun ilerlemesi halinde kulak zarını delerek orta ve iç kulağa, hatta beyne ulaşıp, menenjit ve ansefalite yol açabilir. Özellikle daha önceden kulak zarında delik olan hastalar için bu durum daha da önemlidir" diye konuştu.<br />
Yaz döneminde orta kulak basınç travması, alerjik rinit, sinüzitler ve hijyenik olmayan gıda tüketimine bağlı boğaz ve yemek borusu, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının da arttığını belirten Olgun, "Temiz olduğundan emin olmadığımız yerlerde havuz ve denize girmemeliyiz. Klorla dezenfekte edilen havuzu kullanmamalıyız. Hijyenik olmayan gıdaları tüketmemeliyiz. Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve bol sıvı tüketmeliyiz. Spor yapmalı ve uykumuza dikkat etmeliyiz. Kulaklarımızı gelişigüzel cisimlerle karıştırmamalıyız. Dış kulak yolu orta kulak iltihabı oluştuğunda acilen bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalı" diye uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-1</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/i-m-g-4682.png" type="image/jpeg" length="14494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan mevsimsel kabusa karşı uyarı]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-mevsimsel-kabusa-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-mevsimsel-kabusa-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte doğanın uyanışı, pek çok kişi için kabusa dönüşen alerjik semptomları da beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte doğanın uyanışı, pek çok kişi için kabusa dönüşen alerjik semptomları da beraberinde getiriyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, bahar ve yaz aylarında havada artan polen, toz ve nem oranının "bahar nezlesi"nin tetikleyicisi olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde bağışıklık sisteminin de zayıflayabileceği konusunda uyarılarda bulundu.<br />
Mevsimsel geçişlerin üst solunum yolları üzerindeki etkilerini değerlendiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, "Bahar mevsiminde havada uçuşan polen yoğunluğunun yanı sıra, rüzgar ile havadaki toz akarı miktarı ve yine yağış ile nem seviyesi de yükselmektedir. Bu durum, 'bahar nezlesi' olarak da bilinen solunum yolu kaynaklı alerjik semptomların görülmesini kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda değişken hava şartları ile daha hassas hale gelen bağışıklık sistemi, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmayı da kolaylaştırmaktadır" dedi.<br />
Op. Dr. Ermutlu, bahar nezlesi (alerjik rinit) tablosunda en sık karşılaşılan belirtileri; geniz akıntısı, boğazda takılma hissi, sık hapşırma, burunda sulanma-akıntı, burun ve boğazda kaşıntı olarak sıraladı. Bu ayları daha konforlu geçirmek adına günlük yaşamda alınabilecek bazı basit ama etkili önlemlere değinen Ermutlu, şu tavsiyelerde bulundu;<br />
"Polenlerin havada en yüksek miktarda bulunduğu sabah saatlerinde açık havada maske tercih edilmelidir. İç ortamları havalandırma işlemi, polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinin dışında yapılmalıdır. Rutubeti ve tozu en aza indirmek için yaşanılan ortamda, özellikle de zamanın büyük kısmının geçtiği yatak odasında gerekli anti-alerjik önlemler alınmalıdır. Dışarıda geçirilen vakitlerin ardından eve gelindiğinde, üzerimize yapışan polen ve tozlardan arınmak için kıyafetler mutlaka değiştirilmelidir."<br />
Alerjik semptomların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğünü ve sıradan bir halsizlik olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Gülce Ermutlu, profesyonel tıbbi desteğin önemine dikkat çekti. Alerji belirtilerinin bazen viral enfeksiyonlarla karıştırılabileceğini belirten Ermutlu, hastaların bir sağlık kuruluşuna başvurması gereken durumları detaylandırarak şunları aktardı;<br />
"Alerji yönetimi kişiye özeldir. Komşudan alınan veya kulaktan dolma bilgilerle kullanılan burun spreyleri ve alerji ilaçları, faydadan çok zarar getirebilir, burun mukozasında kalıcı hasarlara yol açabilir. Semptomların baskılanamadığı, nefes darlığının eşlik ettiği ya da belirtilerin enfeksiyonla karıştığı durumlarda vakit kaybetmeden donanımlı bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Gerektiği zaman lokal ve/veya sistemik tedavi seçenekleri, ancak bir Kulak Burun Boğaz uzmanının kontrolü ve yardımıyla değerlendirilmelidir. Doğru teşhis, doğru ilaç kullanımı ve gerekirse uygulanacak immünoterapi (aşı tedavisi) gibi yöntemler için uzman hekim rehberliği hayati önem taşımaktadır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/uzmanlardan-mevsimsel-kabusa-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-16.jpeg" type="image/jpeg" length="87775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzerken basit ancak hayati hatalar ölüme neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yuzerken-basit-ancak-hayati-hatalar-olume-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bogazgazetesi.com.tr/yuzerken-basit-ancak-hayati-hatalar-olume-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla suya giren vatandaşların bazıları yapılan küçük hataların ardından boğulma riski yaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz aylarında boğulma vakalarında artış yaşanırken, Konya Emniyet Müdürlüğünün balık adamları bir yandan dalış çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor, diğer yandan yaz tatili öncesi okullarda öğrencilere boğulma olaylarına karşı eğitim veriyor. Konya Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü’ne bağlı Su Altı Grup Amiri Komiser Hakan Özdemir, tedbirli olunması uyarısında bulunarak, "Su affetmez, bir anlık ihmal ve alınmayan tedbir bir ömür pişmanlığa dönüşebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla suya giren vatandaşların bazıları yapılan küçük hataların ardından boğulma riski yaşıyor. Boğulma vakaları sonrası olay yerinde çalışmalar yapan Konya Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü’ne bağlı Su Altı Grup Amirliği ekipleri her türlü ekipmanla ve hava durumunda göl, baraj ve su akıntılarında çeşitli çalışmalar yapıyor. Kış şartlarında yerine göre göl yüzeyindeki buzu kırarak suya giren ekipler, çalışmalarında termal dronlar ve su altı dronlarını da kullanıyor. Çalışmalar sırasında boğulma vakalarıyla ilgili inceleme yapan ekipler, en büyük boğulma etkeninin panik olduğuna dikkat çekiyor. Ekipler, yaz tatiline sayılı günler kala öğrencileri okullarda ziyaret ederek boğulma vakalarıyla ilgili bilgilendirme çalışmaları yapıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Boğulma vakalarının büyük bir kısmı basit ama hayati hatalar"</p>

<p></p>

<p>Boğulma olaylarının büyük bölümünün basit ancak hayati hatalardan kaynaklandığını söyleyen Su Altı Grup Amiri Komiser Hakan Özdemir, "Su affetmez, bir anlık ihmal ve alınmayan tedbir bir ömür pişmanlığa dönüşebilir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı daha dikkatli ve tedbirli olmaya davet ediyoruz. Suda boğulma, ağız ve burnun sıvı ile dolması sonucu solunum yollarının kapanması sonrası vücudun oksijensiz kalarak hayati fonksiyonlarının durmasıdır. Bu süreç genellikle panik ile başlar. Ardından kontrolsüz nefes alma çabası, oksijen yetersizliği, bilinç kaybı ve en sonunda kalp durması ile sonuçlanır. Boğulmada en belirleyici faktör paniktir. Panik kontrol kaybına neden olur ve süreci hızlandırır. Sahadaki tecrübelerimize dayanarak, boğulma vakalarının büyük bir kısmı basit ama hayati hatalardan meydana gelmektedir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"İyi derecede yüzme bilen birçok vatandaşımızın da boğulduğuna şahit oluyoruz"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Sahada iyi derecede yüzme bilen birçok vatandaşın da boğulduğuna şahit olduklarını belirten Özdemir, "Suya girilecek alanın derinliği, sıcaklığı ve dip yapısını mutlaka bilmemiz gerekmekte. Bilinmeyen alanlar ciddi risk taşımaktadır. Bu üç faktörün bilinmesi dahi boğulma riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Suya girilecek yer seçilirken mutlaka cankurtaran bulunan kurumsal ve denetimli dubalarla çevrili plajlar ve havuzlar tercih edilmelidir. Bilinmeyen ve kontrolsüz alanlarda özellikle tek başına suya girilmemelidir. Çocuklar ve yüzme bilmeyenler için can yeleği ve benzeri yardımcı ekipmanlar kullanılmalı. Ancak bu ekipmanlar da tek başına yeterli değildir sürekli gözetim şart. Çünkü boğulma düşündüğümüz gibi çırpınarak değil, çoğu zaman sessiz, fark edilmeden ve çok hızlı gerçekleşir. Deniz yatağı, deniz simidi gibi yüzdürücüler kullanılıyorsa rüzgar ve akıntıya mutlaka dikkat edilmeli. Bu ekipmanlar kontrolsüz şekilde açığa sürüklenmeye neden olabilmektedir. Birçok vatandaşımız maalesef kilometrelerce uzağa sürüklenip tarafımızdan bulundu. Sulama kanalları, barajlar ve göletler kesinlikle yüzme amacıyla kullanılmamalıdır. Bu alanların dip yapısı, balçık, çamur, delici ve kesici cisimler içerebilir. Ayrıca akıntı nedeniyle sürüklenme riski bulunmaktadır. Halk arasında su çekmesi olarak bilinen durum da bu zemin yapısı ve düşük kaldırma kuvveti ile ilgilidir, kurtulması son derece zordur" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Rahatsızlığın ilerlemesi durumunda suda çaresiz kalınabilir"</p>

<p></p>

<p>Suda en küçük rahatsızlık hissedildiğinde sudan çıkılması gerektiğini aktaran Hakan Özdemir, "Rahatsızlığın ilerlemesi durumunda suda çaresiz kalınabilir. Sosyal medya uğruna tehlikeli alanlarda, su kenarlarında, şelale kenarlarında, kayalarda fotoğraf çekilmemelidir. Birkaç beğeni için hayat riske atılmamalıdır. Boğulma vakasıyla karşılaşıldığında ise en kritik nokta, öncelikle kendi can güvenliğimizi almalıyız. Unutulmamalıdır ki, bir kazazede iki kazazededen daha değerlidir. Sahada en sık karşılaştığımız durumlardan biri de yardım etmek isteyen kazazedelerin de maalesef kazazede olmasıdır. Özellikle denizlerde görülen rip akıntısı, çeken akıntı çok tehlikelidir. Rip akıntısını bilmeyen ama yüzmeyi çok iyi bilen kişiler akıntıya karşı sürekli efor sarf ettiklerinden yoruluyor. Mesafe gidemiyor ve kıyıya varamadan maalesef can verebiliyor. Çeken akıntıya kapıldığımızda öncelikle sakinliğimiz korunmalıyız. Akıntı bizi suyun altına doğru çekmeyecek bizi kıyıdan açığa doğru sürükleyecek. Bu durumda sakinliğimizi koruyarak sırt üstü yüzer vaziyete geçip akıntının bizi geriye doğru götürmesine müsaade edeceğiz. Bu sırada kıyıda bulunan cankurtaran, anne, baba ya da vatandaşlardan avazımızın yettiği kadar bağırarak yardım isteyeceğiz. Ola ki sesimizi duyuramadığımız durumda akıntının kaybolmasını bekleyeceğiz. 200-300 metre sonra mutlaka akıntı kaybolacak. Bu durumda da kıyıya paralel bir şekilde sağa veya sola yüzerek akıntıdan tamamen kurtulacağız. Yardım eden bir kişi yine olmazsa gücümüzü tasarruflu ve panik yapmadan kullanarak kıyıya bu kez dik şekilde yüzerek güvenli alana geleceğiz" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Eğitimler okulda da devam ediyor</p>

<p></p>

<p>Konya’da öğrencilere verilen eğitimleri de anlatan Özdemir, "Konya il merkezi ve ilçelerinde bulunan okullarda bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirildi. Bu kapsamda bugüne kadar 2 bin 400 öğrencimize ulaştık, okulların kapanmasına kadar da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile çalışmalarımız koordineli olarak devam ediyor" diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bogazgazetesi.com.tr/yuzerken-basit-ancak-hayati-hatalar-olume-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bogazgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/bogazgazetesi-com-tr/uploads/2026/06/canakkale-13.jpeg" type="image/jpeg" length="64077"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
