'Ekmeğimiz küçülüyor, faturalarımız kabarıyor'

15-16 Haziran 1970 tarihlerinde Türkiye'de İstanbul merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden birini vurgulamak amacıyla Disk/Genel-İş Sendikası Çanakkale Şubesi Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenlendi.

256
'Ekmeğimiz küçülüyor, faturalarımız kabarıyor'

15-16 Haziran 1970 tarihlerinde Türkiye'de İstanbul merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden birini vurgulamak amacıyla Disk/Genel-İş Sendikası Çanakkale Şubesi Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenlendi.
 
Eğitim Sen ve Disk Emekli Sen Çanakkale şubeleri ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası üyelerinin de destek verdiği açıklamada, Disk/Genel-İş Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Metin Ceylan, 15-16 Haziran 1970’teki direnişin, işçi sınıfının birliğinin, dayanışmasının ve mücadelesinin sembolü olduğu vurgusunu yaptı.  
 
Disk/Genel-İş Sendikası Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu Adına Şube Başkanı Metin Ceylan, yaptığı açıklamada, “Ekonomik kriz ve salgın ile beraber bu ülkenin işçileri başta olmak üzere geniş halk kesimleri ağır bedeller ödüyor. İşsizlik rekor kırıyor. Çarşıdaki, pazardaki zamlar ücretleri eritiyor. Ekmeğimiz küçülüyor, faturalarımız kabarıyor. Bir yandan yoksulluk, diğer yandan servetler artıyor. İktidarın politik tercihleri adaletsizliği büyütüyor. Başta işçi sınıfı olmak üzere halkımız yaşam mücadelesi verirken az sayıda para ve iktidar sahibi servetlerinin, lükslerinin, ihalelerinin, karlarının, rantlarının bir kısmından bile vazgeçemiyorlar. Asgari ücretten tıkır tıkır vergi kesilirken, üç beş şirketin milyonluk vergileri sıfırlanıyor. Ücretlerimizden kesintiler sürerken patronlara kıyak üzerine kıyak yapılıyor. Üç beş şirketin payına ballı beton ihaleleri, işçilerin payına ise Kod-29 ile tazminatsız işten atılmak, ücretsiz izin, asgari ücretin altında kalan Kısa Çalışma Ödeneği düşüyor” dedi.
 
“HAKLARIMIZI NASIL SAVUNACAĞIMIZI TARİHİMİZDEN BİLİYORUZ”
“Bir yanda yoksulluk ve işsizlik, bir yanda ölülerimiz; diğer yanda bir avuç ayrıcalıklı zümrenin hanları, hamamları, servetleri, sarayları büyüyor. İktidarın tercihleri bize hizmet etmiyor. Ülkeyi yönetenlerin tercih ettiği yol, milyonlar için sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam vaat etmiyor” diyen Ceylan, “Bu durumda bizlerin, işçi sınıfının, bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üretenlerin yeni bir yol açması gerekiyor. Sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam için, haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor. Örgütlenmemizin, haklarımızı savunmamızın önüne çıkan engelleri omuz omuza aşmamız gerekiyor. Haklarımızı, yaşamlarımızı ve memleketimizi nasıl savunacağımızı tarihimizden biliyoruz. Bundan 51 yıl önce, 15-16 Haziran 1970’de ayağa kalkan işçi sınıfından dersler almamız gerekiyor. 15-16 Haziran, işçi sınıfının gerçek sendikal haklarını ve DİSK’i savunduğu muazzam bir direniştir. Sınıf ve kitle sendikacılığını bastırmak isteyen dönemin hükümeti, patronların isteği doğrultusunda DİSK’i de yok etmek istiyordu. DİSK’i baskıyla yok edemeyenler DİSK’i hileyle yok etmek için harekete geçti. Hükümet, Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yaparak DİSK’i fiilen ortadan kaldırmak istedi. Tüm tepkilere ve uyarılara rağmen Yasa Meclis’e getirilince DİSK işçi sınıfının üretimden gelen gücünü devreye soktu ve direniş kararı aldı. İki gün boyunca İstanbul ve İzmit’te on binlerce işçinin iş bırakarak katıldığı genel direniş ve yürüyüşler yapıldı. Ne polis copları ne askeri kariyerler ne panzerler ne de barikatlar… Hiçbir şey durduramadı birleşen işçileri. Üç işçi yaşamını yitirdi, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in de aralarında olduğu yüzlerce kişi tutuklandı, binlerce işçi işten atıldı. Ancak, DİSK’i ve üye sendikalarını yok etmek isteyen ve tek sendika dayatan Yasa, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi” şeklinde anlattı.
 
“TALEPLERİMİZİ OMUZ OMUZA YÜKSELTME GÜNÜDÜR”
Ceylan açıklamasının devamında, “15-16 Haziran 1970’teki onurlu direnişimiz, işçi sınıfının birliğinin, dayanışmasının ve mücadelesinin sembolü haline geldi. 15-16 Haziran yalnızca anılması gereken bir tarih değil, işçi sınıfının elini kolunu bağlama girişimine karşı bir itirazdır, sendikal hak ve özgürlükleri savunma direnişidir. 15-16 Haziran 1970’te işçi sınıfı masaya vurup ‘Artık yeter’ demişti. Bugün işçi sınıfı için bir kez daha ‘artık yeter’ deme günüdür. Taleplerimizi omuz omuza yükseltme günüdür” diyerek talepleri şu şekilde dile getirdi:
 
“AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ ALINSIN”
“Kod-29 ve ücretsiz izin zulmüne son verilsin. Asgari ücret üzerindeki tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın. İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları patronlara değil işçilere ve işsizlere harcansın. İşsizliğe karşı kamu istihdamı artırılsın, çalışma süreleri azaltılsın. Doğa katili projelere, Kanal İstanbul’a, betona değil; pandemide işini ve gelirini kaybedenlere kaynak ayrılsın. Belediye şirket işçilerine kadro verilsin. Örgütlenme, özgür toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tüm engeller kaldırılsın. Sağlıklı, güvenceli, insanca bir yaşam için, sendikal-demokratik haklarımız için bildiğimiz yoldan yürüyelim: Birlik olalım, güçlü olalım, mücadeleyi büyütelim! Yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! Yaşasın işçilerin birliği! Yaşasın DİSK!”
 
Gizem Tuğçe BAYHAN

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.