Nereden Çıktı Bu Batıl İnançlar?

İlk çağlardan beri insanlar korkularını, çaresizliklerini, umutsuzluklarını bir sebebe bağlamak için doğaüstü olaylara inanırlar.

3093 0

Ceren Mine Köse

Ceren Mine Köse

İlk çağlardan beri insanlar korkularını, çaresizliklerini, umutsuzluklarını bir sebebe bağlamak için doğaüstü olaylara inanırlar. Bu inançlar batıl inançlar olarak isimlendirilir. Batıl inançlar aslında bazı olguları toplumlara kolayca ve korku yoluyla aktarmak için kullanıldığı tarih sahnelerinde görülebiliyor. Birçok batıl inancın çıkışında Avrupa'nın paganizmi unutturma çabalarından kaynaklandığını düşünenlerin sayısı yadsınacak gibi değil.
Hayatımızda sıkça karşılaştığımız çok fazla batıl inanç var, peki bunlar nasıl ortaya çıktı?
 
Merdivenin altından yürümenin şanssızlık getirmesi; aslında Antik Mısır'dan çıktığına inanılıyor. Duvara veya bir yüzeye yaslanıldığında üçgen şeklinde bir görüntü oluşturmasından kaynaklanıyor. Antik Mısır'da üçgen kutsaldı ve altından geçilmesi hoş karşılanmıyordu.
Ayna kırmanın uğursuzluk getirdiğini de mutlaka duymuşsunuzdur. Eskiden insanlar öteki dünyadaki yansımalarına bakmak için parlak yüzeylere, göllere ve havuzlara bakarlarmış. Baktıkları yerde dalgalanma veya titreşim olması felaket anlamına gelmekteydi.
Tahtaya vurmak ise; meşe ağacının, yüksekliği ve sağlamlığı nedeniyle, bazı güçlere sahip olduğuna inanılmasından kaynaklanıyordu. Tahtaya vurma inancı Kuzey Amerika yerlilerinde ve Helen uygarlığında meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğü gözlemlenmişti. Amerika yerlileri meşenin, tanrının yıldırımla yeryüzüne inip üzerinde oturduğu yer olduğuna, Helenler ise yıldırım tanrısı olduğuna inanmışlardı. Böylece tahtaya vurarak tanrılardan yardım isteyebileceklerini düşünmüşlerdi.
Ortaçağda Hıristiyan din adamları, bu inancı kendilerine çevirdiler. Onlara göre bu inanışın temelinde, Hz. İsa'nın tahta bir çarmıhta öldürülmesi yatıyordu.
Kapıya at nalı asma inancı; Ortaçağ'da cadıların atlardan korktukları düşünülürdü. Nal, atı simgelediğinden naldan da korkacaklarını düşünüp kapılarına at nalı asarlardı.
Kara kedinin şanssızlık getirmesi; Antik Mısır’da kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Avrupa’ da ise durum çok farklıydı. Büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa'da histeriye dönüştüğü yıllardı. O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına ve siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştüklerine dair korku dolu halk hikâyeleri üretildi. Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok kadın kedisi ile birlikte yakıldı. 
13 numaranın uğursuzluğu herhalde tüm bu inançlar arasında en popüler olanıdır.13 sayısının uğursuz olduğuna dair inanç bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı 'triskaidekaphobia'dır. Bu inancın kökleri mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider. Işık ve güzellik tanrısı Balder'in verdiği ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Çıkan tartışmada Loki Balder'i öldürür. İskandinavya’dan Avrupa'nın güneyine kadar yayılan bu mit, Hıristiyan din adamları tarafından Hz. İsa'nın son yemeğine uyarlanır. Bu uyarlamada Balder'in yerini Hz. İsa, Loki'nin yerini de Judas alır. Bu yemekten 24 saat sonra Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürüldüğü için Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır. 13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.
Yıldız kayarken dilek tutmak; Batlamyus'a göre yıldız kayması, bir tanrının dünyaya bakması anlamına geliyordu. Bu yüzden insanlar tanrının gördüğü bir anda dilek tuttuklarına ve gerçek olma ihtimalinin daha fazla olduğuna inanıyorlardı.
Kafanıza kuş pislemesi; Muhtemelen şanssızlığınızın son noktasında olduğunuza ve bu olaydan sonra şansınızın döneceği fikrinden kaynaklanıyor.
 
Birçoğumuz bu batıl inançların en azından bir kısmına inanmaktayız. Fakat bu batıl inançların din ile bir alakası olmadığının üzerine vurgu yapmak isterim. Siz yine de bu batıl inançlara fazla inanmayın. Her ne kadar artık gelenekselleşse de bir doğruluk payı olmadığı aşikâr.  Ufak sevimli kara kediler ‘’hokus pokus’’ yapacak parmaklara sahip olmadığından size minik patileriyle şanssızlık getiremezler.
Çağımız teknolojisinde batıl inançlara inanmak yerine durup tarihte neler yaşanmış, neden bunlara inanılmak istenmiş, bunu sorgulamak hepimiz için daha faydalı bir sonuç karşımıza çıkaracaktır.


Etiketler; #ceren mine köse
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nuray Özel 244 - 1.8.2018 23:27:13
Genç yazarımızı tebrik ediyorum. Böyle aydınlatıcı yazılarınızın devam etmesi dileklerimle.
Avatar
Ethem 243 - 1.8.2018 23:10:05
Tarihte ve gunumuzde toplumlari yonetmek normlar olustururak saglanmaya calisilmis. orf adetler ananeler gelenekler yetmemis kanunlar yetmemis yonetmelikler tuzukler ictihatlar .... vs. ve Dinler iyilik yapmayi durustlugu yardim etmeyi kisaca toplum hayatina iliskin duzenleyici normlar butunudur. Batil inanclarda bu derin toplum duzeni olusturmada onemli gibi sanki. Kaleminize saglik