HİTİT KÜLTÜRÜ

  Kraliyet ailesine, büyük aile anlamındaki “Şalli Haşşatar” deniyordu ve meclis anlamında kullanılan “panku” ise hepsi/tamamı anlamı taşıyordu.

574 0

Devrim Demir

Devrim Demir

            Kraliyet ailesine, büyük aile anlamındaki “Şalli Haşşatar” deniyordu ve meclis anlamında kullanılan “panku” ise hepsi/tamamı anlamı taşıyordu. Meclis soylulardan oluşuyordu ve ne zaman toplanacağı belli olmuyordu. Meclis kralı seçmiyordu ama kral seçiminde ikna olmaları gerekiyordu. Bu meclis Eski Hitit Dönemi’nde kuvvetliyken, Orta ve Geç Dönemlerde önemi yitiriyor ve kral güçleniyor.

            Halk, özgür (arawanni) insanlar ve kölelerden oluşuyordu. Köylüler, sanatçılar, zanaatkarlar, tüccarlar ve aşağı kademedeki hizmetçiler özgür insan sınıfına giriyordu. Ağır vergiler altındaydılar ve ürünün bir kısmını devlete vergi olarak veriyorlardı. Tımar sistemine göre, kırsaldakiler 4 gün kendine çalışıyorsa, 4 günde devlete çalışmak zorundaydı. Ekilir/biçilir alanlar, tüm Hatti ülkesi tanrılarının vekili krallara ait oluyordu ve toprakları istediklerine devredebildikleri gibi isterlerse toprağı kiralayabiliyorlardı ve kral izin vermezse toprağı başkasına devredemiyorlardı. Hititlerdeki kadastro sistemine göre, belgelerde toprağın ölçüsü, verimliliği ve kime ait olduğu yazıyordu. Hayvancılıkta önemliydi ve eğer birisi bir çobanın köpeğini öldürürse, 20 şekel (1 şekel 12,5 gram) gümüş vermek zorundaydı.

            Sanatçı ve zanaatkarlar kentlerde oturmaktaydı ve bir kısmı ürettikleri malları satabiliyordu. Atölyeleri tapınak yakınında olmasından dolayı büyük bir kısmı tapınak ve saray için çalışıyorlardı. Hititli zanaatkarlar eğitimli oluyordu ve çocuğunu eğitmek istiyorsa, o zanaatçıya para ödeniyordu. Zanaatkarları, ahşap ve inşaat ustaları, dokumacılar, deri işçiliği, çömlekçiler, gümüş ve altın ustaları ve metal işçiliği gibi alanlarda oluyorlardı. Hititler demiri tanısalar da fazla kullanmıyorlar ve meteor demirinden faydalanıyorlardı. Metalciler savaş ekipmanları üretiyorlardı ve onun haricinde çanak gibi malzemeler yapıyorlardı. Altın ve gümüş üretimini ise kraliçeler yönlendiriyordu.

            Köleler, alınıp satılabiliyor, kiralanabiliyor ve taşınmaz mallar gibi veraset yoluyla başkalarına geçebiliyordu. Köle haklarını korumak için yasalar bulunuyordu ve köle özgür birinin yarısı kadar değerli oluyordu. Köleler ikiye ayrılıyordu ve birinci grubun mülkiyet hakkı bulunuyordu. Hür kadınlarla başlık parası ödeme koşulu ile evlenme hakkına sahiplerdi. İkinci grup köleler ise alışveriş yapamıyorlardı ve hür kadınlarla evlenirlerse, kadın özgürlüğünü kaybediyordu. Bu grubunda mülkiyet edinme hakkı bulunuyordu. Hitit ülkesine sürülen sağlıklı erkeklere “Nam.Ra” deniyordu ve savaş ganimetinin parçasıydı. Çeşitli kentlere yerleştiriliyorlardı ve sanatçı/zanaatkar gibi özel yeteneği olanlar ayrılıyorlardı. Kayıtlarda Hititlerin Batı Anadolu seferinden 66.000 Nam.Ra’yı Hitit ülkesine getirdiği geçmektedir ve bir çiftliğe 10 Nam.Ra veriliyordu. Nam.Ra’ların kaçmasını önlemek için, yakalayana para ödülü ve ayakkabı veriliyordu.

            Ekonomi genel olarak tarım ve hayvancılık üzerine kuruluydu. Tahılda, arpa ve buğday ilk sırayı alırken, çok çeşitli ekmek türleri yapılmaktaydı. Arpadan ekşitme yoluyla bira gibi içecekler yapılmaktaydı ve “şeşşar” deniliyordu. Yaygın olan üzümden şarap türleri yapılıyordu ve devlet ile tapınağa bağlı bağların şarap üretimi oluyordu. Bağbozumu bayramına “Ezen Giş Geçtin” deniliyordu. Tanrılara özel kaplarda şarap sunuyorlardı. Zeytin yetiştiriliyordu ve zeytin yağı kullanılıyordu.

            M.Ö.9 binlerde dine ait olabilecek en eski, Göbekli tepe, Nevaliçori, Çayönü yerleşmelerinde izler bulunsa da henüz bir tanrı bilinci yer almıyor ve inanç türü insanı sembolize ettiği için ata kültü olarak görülüyordu. M.Ö.7. bine gelindiğinde Çatalhöyük’te ilk tanrıya işaret edilebilecek boğa başları ve şişman kadın figürinleri (Kybele) görülmektedir. Hititler Anadolu’ya geldiklerinde dini bir inanış vardı ve geldiklerinde bulunan panteonu (dini) kabul etmişlerdir. Fethettikleri ülkelerin panteonunu da almışlardır ve metinlerde kendilerine “1000 tanrılı halk” dedikleri görülmektedir. Başkent Hattuşa’nın yukarı şehrinde tapınaklar mahallesi vardır ve fethettikleri ülkelerde tanrı heykellerini alırlar ve kendi ülkelerinde tapınaklarını yaparlardı. Hititte bilinen 600 civarı tanrı vardı.

            İki tabletten anlaşıldığı üzere 200 kanun maddesi bulunuyordu. Devlet öncelikle toplum düzeni için bireysel öc almayı kabul ediyordu ve dişe diş, göze göz mantığını kullanıyorlardı. Eski Hitit bu tutumdayken, zamanla bazı cezalar tazminata dönüşmüştür. İdam cezası yasalarda bulunuyordu. Hayvan, ensest, tecavüz gibi onaylanmayan ilişkilere, kral tarafından idam cezası veriliyordu. Devlet yasalarına karşı gelmekte idamı gerektirse de çoğunlukla cinsel suçlara idam cezası veriliyordu. At ve katırla cinsel ilişki suç olmasa da kralın huzuruna çıkamıyordu ve rahip olamıyordu. Ensest ilişki çok büyük günah sayılıyordu ve işleyenlere idam cezası veriliyordu. Baba hayatta değilse, üvey anneyle ilişki suç sayılmıyorken, baba hayattaysa cezası idam oluyordu. Büyü de ağır suç sayıldığı gibi özgür birisi yaparsa bazen tazminat ödüyorken, köle yaparsa idam ediliyordu.
 

                                                                                              Devrim Demir
                                                                                               02.04.2021
 
 


Etiketler; #devrim demir
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vedat Akto500 - 05.04.2021 13:57:46
Günümüz pek değişmediğini o günkü kölelerin yerini bugün sigortasız , sendikasız işçilerin aldığı ve kral yerine reis in geçtiği ,vergiyi içki/sigara içenlerin ve akaryakıt kullananların verdiği bir süreçteyiz.