HİTİT İMPARATORLUĞU

Tevrat’ta da adı geçen bu topluluk, M.Ö.2.binyılda Anadolu’nun ortasında yaşamaktaydı.

868 0

Devrim Demir

Devrim Demir

            Tevrat’ta da adı geçen bu topluluk, M.Ö.2.binyılda Anadolu’nun ortasında yaşamaktaydı. Mısır’daki Tell El-Amarna’da bulunan arşivde, M.Ö.2.binin ortalarında Anadolu’da yaşadıkları ve kendilerine “Hattuşa Ülkesi İnsanları” dediklerine ait kayıtlar bulundu. Akkadça metinlerde ise “Hatti Ülkesi İnsanları” olarak geçmektedir ve başkentleri Çorum’un Sungurlu ilçesindeki Hattuşa (Boğazköy) kentidir. Hattuşa 1906 yılından beri kazılmaktadır ve çok sayıda çıkan tabletlerden Hititlerin kullandığı yazı 1915 yılında Bedrich Hrozny tarafından çözülmüştür. Bu tabletlerden Hititlerin tarihi ve Assur, Suriye-Ugarit, Emer ve Mısır gibi devletlerle olan yazışmalarda aydınlanmıştır. Hititlerin kökenleri filolojik metinlerle araştırılır ve Hint-Avrupa dil ailesine mensup olduğundan bu dil grubunun da Orta Asya kökenli olmasıyla, Hititlerin bu bölgeden göç ettiği tezini kabul edenler çoğunluktadır. Bu durum Atatürk’ün de dikkatini çektiği gibi araştırmalarda bulunulmasını sağlamıştır ve ünlü Hititolog Ord. Prof. Dr. Sedat Alp’in yetişmesi için Avrupa’ya gönderilmesini sağlamıştır.
            Öncesinde Hitit kralı olduğu bilinse de (Pithana ve Anitta) kabul edilen ilk kral I.Hattuşili ile Eski Hitit Dönemi başlar ve Anitta’nın Hattuşa’yı iskan edenleri lanetlemesine rağmen başkenti Hattuşa yapar. Kral öldüğünde oğlunun varis olması gibi durum yoktur ve oğlu olarak gösterdiği I.Murşili (M.Ö.1620-1590) kral olur. Vasiyet üzerine Halpa (Suriye)’yı ele geçirir ve Babil’e sefer yapıp fethettikten sonra geri dönerler fakat kalıcı bir fetih olmaz. Hattuşili ve Murşili’nin siyasi ve askeri başarılarını sonlandıran ve 50 yıllık siyasi gerilemeye sebep olan ise Murşili’nin Babil’den dönüşünde, öz oğlu Zidanda ve kayınbiraderi Hantili tarafından öldürülmesiydi. Zidanta’nın da hayatına öz oğlu Ammuna son verdi. Ammuna’nın başarısız iktidarından sonra yerine Huzziya geçti.
            Orta Hitit Dönemi ise Huzziya’nın kayınbiraderi olan Telipinu (M.Ö.1525-1500) tahta geçince başlar. Dış sefer yapmaz, politik ve askeri güç ülkenin stabil kalması için kullanılır. 200 maddelik Hitit yasaları yazıya geçirilir ve büyük tahıl ambarları yaptırılarak kıtlıkla mücadele edilir. Ölümüyle yine karmaşık bir 50 yıllık süreç olur ve 6 kralın ismi M.Ö.1500-1450 arasında yer alır. M.Ö.1350’lerde üçüncü ve son dönemi olarak İmparatorluk Dönemi I.Şuppiluliuma ile başlar. Tahta kardeşi genç Tuthaliya’yı öldürerek geçer. Hititlerde kralların öldürülmesi ve tahtın el değiştirmesi olayları biraz fazladır. II.Muvattali (M.Ö.1290-1273) döneminde kardeşi III.Hattuşili’nin baş komutanlığıyla Kadesh bölgesinde Mısır kralı II.Ramses’le M.Ö.1285/1275’de savaş yapılır ve sonucunda da her iki taraf kendini galip ilan eder. Kadesh antlaşması “tarihin ilk antlaşması” olarak kabul görüyor ve Hattuşa’da kazılarda bulunan bir kopyası İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenirken, büyütülmüş bir kopyası da New York'taki Birleşmiş Milletler Binası'nda bulunmaktadır.
            II.Şuppiluliuma döneminde ülkede ayaklanmalar ve huzursuzluklar başlıyor. M.Ö.1200’lerde yani Deniz Kavimleri’nin (Karanlık Çağı başlatan karışıklık) döneminde Hitit Krallığı çöküyor. Yazılı metin bulunmadığı için bilgi alınamıyor. III.Murşili’nin sürgünde doğan oğlu Hartapu bir süre İmparatorluğu ayakta tutmaya çalışsa da Geç Hitit Dönemi denilen küçük boyutlarda kentler kalıyor.
            Hitit devlet yönetimi kazılardaki maddi buluntular ile 30 bin civarındaki yazılı belgeden anlaşılmaktadır ve baş sorumlu kral (tabarna/labarna)’dır. Kral tanrının temsilcisidir ve istisnalar olsa da veraset yöntemi vardı. Kral ve kraliçenin (tawananna) altında “panku” isimli meclis vardı ve kraliyet ailesi ile yakınları, yüksek idari görevliler ve askeri yöneticilerden oluşurdu. Panku’nun altında ise saray muhafızları başı, saraylıların başı, içki sunucularının başı, hazinedar başı, asa taşıyıcılarının başı ve binbaşı yer alırdı. Bunların altında, saray memurları, rahipler, düşük rütbeli subaylar ve yargıçlar bulunurdu. Bir altında da panku’nun soyundan gelenler vardı ve en altta da halk yani hür insanlar ve köleler yer alırdı. Kral tanrının yeryüzündeki temsilcisiydi ve öldükten sonra tanrı oluyordu. Ayrıca baş rahiplik, baş yargıçlık gibi görevleri bulunuyordu ve kendisinden sonra geleceklere nasihatler yazdırıyordu. Başka bir yazıda da Hitit kültürünü ele alacağız.  
 

                                                                                              Devrim Demir
                                                                                              23.03.2021   


Etiketler; #devrim demir
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
??????491 - 27.03.2021 11:19:39
??????