'SÜRÜ PSİKOLOJİSİ İLE BEDEL ÖDÜYORUZ'

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, koronavirüsün havayolu ile bulaşın artık kabul edildiğini belirterek neler yapılaması gerektiğine yönelik bilgilendirmelerde bulundu.

669
'SÜRÜ PSİKOLOJİSİ İLE BEDEL ÖDÜYORUZ'

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, koronavirüsün havayolu ile bulaşın artık kabul edildiğini belirterek neler yapılaması gerektiğine yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Salgının başında çok tartışılan sürü bağışıklığı ile ilgili de değerlendirmeler yapan Şener, “Nedense her şeyden şüphe duyup, Sağlık Bakanlığının tüm uyarılarına uymama yüzünden. Sürü psikolojisi ile bedel ödüyoruz. Yazık” dedi.

Covid 19 Günlükleri adı altında sosyal medya hesabından koronavirüs (Covid-19) salgını ile ilgili vatandaşları aydınlatmaya devam eden Prof. Dr. Alper Şener, “Hava yolu ile bulaş artık kabul edild. CDC hava yolu ile bulaşın özel durumlarda gösterildiğine karar verdi. Havalandırması kötü, 1mden yakın, 30dk üstünde temasta hava yolu ile temas ön plana çıkıyor. Şimdi ne yapmak lazım? Kalabalık ofisler kullanımdan kalkmalı. Kapalı alanlara girecek kişilerin sayısı kısıtlanmalı. Kapalı alanda oturma düzeninde (restoran) 1 metreye dikkat edilmeli ve kişi sayısı. Toplu taşımada seyreltme yapılmalı. Kapalı havalandırma sistemleri içine (AVM) UVC lamba veya temiz hava exhaust sistemi kurulmalı. Cam açarak havalandırma şart. Evde camlar mimari olarak güneş görecek pozisyonda ayarlanmalı. Düşük düşük dalga boyunda UV (222nm) sistemler ve hava temizleyiciler kullanılmalı. Sonuç; toplu taşımada, mesafeyi koruyamadığınız yerlerde mutlaka çift maske takın.” İfadelerini kullandı.

“İNGİLTERE VE ALMANYA’DAN GELECEK VAAT EDEN ÇALIŞMA”
ÇOMÜ) Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, bir başka değerlendirmesinde de İngiltere ve Almanya’dan gelecek vaat eden ‘nefes testi ile korona tanısı’ çalışmasını değerlendirdi. Şener; “ Örnek alma riski içermediği için sağlık personeli için güvenilir, kişi kendisi kabine girerek üflüyor. Gaz kromotografi, iyon mobiliti spektrometri (GC-IMS) ile nefesten VOC ( Volatil Oraganic Compound) analizi yapılıyor. Nefeste ethanal, octanal, acetone, butanone, methanol, heptanal  ve benzeri maddelerin analizi yapılıyor. Özellikle acilde ayırıcı tanıda başarılı olabilir. Hafif seyirli olgularda tanı koymada 90% sensitivite ve 80% spesifite ile çalışıyor. Ayırıcı tanıda sensitivitesi 98.2% ve spesifitesi 70% bulunmuş. Ağır seyreden olgularda çok işe yarar gibi durmuyor” dedi.

“KARANTİNAYA ALMAK EN ETKİLİ YÖNTEM”
Hangi önlem daha etkili ile ilgili güzel bir metaanaliz örneği de veren Prof. Dr. Alper Şener, “Doğrulanmış, şüpheli kişiyi karantinaya almak ile karantina yok kıyaslaması. Hasta insidansı yarı yarıya azalıyor (44% vs 96%) ölüm oranı yarı yarıya azalıyor (31% vs 76%), R0 değeri yarı yarıdan fazla azalıyor (37% to 88%). Karantina ve diğer önlemler (okullar, seyahat kısıtlaması, sosyal mesafe) ile sadece karantina var-yok kıyaslaması ve ek alınan her önlem, hasta sayısını, ölümü, geçişi azaltıyor. Ülkeler arası seyahat kısıtlaması etkisi çok düşük, insidansa bağlı değişkenler var. Sonuç; karantinaya almak en etkili yöntem.” İfadelerini kullandı.

“BİR EŞİĞİ DAHA GEÇTİK”
Prof. Dr. Alper Şener, virüsteki D614G mutasyonunun deney hayvanında daha hızlı çoğalmaya ve bulaşıcılığa sebep olduğu gösterildiğine değinerek, “Kışa girerken hızlı vaka artışının sebeplerinden biri olabilir. Daha yaygın akciğer tutulumu görme sebebimizi açıklar. İlaç tedavisinde gecikmiş yanıt/sız olgu artışını açıklar, yeniden enfekte olgularda ki artışı açıklar, maskenizi takın (artık kalabalıkta 2 kat), mesafenizi koruyun, ellerinizi temiz tutun” açıklamasında bulundu.

“SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI”
Salgının başında çok tartışılan sürü bağışıklığı ile ilgili de değerlendirmeler yapan Şener şunları söyledi; “İngiltere önce bir hamle yaptı, sonra vazgeçti. İsveç istikrarlı devam etti. Sonuç; Sürü bağışıklığı bir salgını doğal seyrine bırakıp, hastalığa bağışıklık kazanılarak toplumda görünürlüğünü azaltmak. İsveç dedi ki; bizim hastalık yükünü kaldıracak gücümüz var, nüfusumuz az, beklenen ölüm gripten fazla değil, bulaşıcılığı da çok yüksek değil’. Bu arada grip ile kıyaslandığında bulaşıcılık ve ölümcül seyretme oranı dört kat yüksek, ama olsun. Sürü bağışıklığında başarıya ulaşmak için de (bu hastalık için) toplumda ortalama % 60 pozitiftik olmalı. Ne oldu?  Beklenen olmadı tabii, benzer ülkeler ile kıyaslandığında 4 kat fazla vaka (daha az test yapmaya rağmen).  Bitmeyen tırmanış... Bu arada İsveç Avrupa’nın değil, dünyanın en çok okunan, eğitim seviyesi yüksek, üniversiteleri en saygın ülkelerden. Sağlık okuryazarlığı da en yüksek ülkelerden. Orada kimse çıkıp da; ‘Salgınla böyle mücadele mi olur?’,  ‘Niye vatandaş olarak bizden bu kadar sorumluluk bekliyorsunuz?’ , ‘ Burası özgür bir ülke, istediğimi yaparım!’, ‘Siz öyle diyorsunuz da, şöyle çalışmalar okudum...’ demedi! Sadece ne deniyorsa onu yaptı. Bizdeki durum ne? İsveç gibi maceraya yelken açmadan yapılan uyarılar ve eğitim düzeyi İsveç’le kıyaslanmayacak bir toplum var. Ama nedense her şeyden şüphe duyup, Sağlık Bakanlığının tüm uyarılarına uymama yüzünden. Sürü psikolojisi ile bedel ödüyoruz. Yazık…”

Gülçin AKIN
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.