Reklam

İranlı yoga eğitmeni Çanakkale’de eğitim vermeye başlıyor

İran’dan Türkiye’ye 10 sene önce gelerek, Türkiye vatandaşı olan ve ülkenin birçok şehrini gezen Yoga Eğitmeni Cem Batur, Çanakkale’ye yerleşerek eğitim vermeye başlıyor. Yogayla tanışma hikâyesini anlatan Batur, aynı zamanda yoga ile ilgili detaylara da değindi.

14986
İranlı yoga eğitmeni Çanakkale’de eğitim vermeye başlıyor

İran’dan Türkiye’ye 10 sene önce gelerek, Türkiye vatandaşı olan ve ülkenin birçok şehrini gezen Yoga Eğitmeni Cem Batur, Çanakkale’ye yerleşerek eğitim vermeye başlıyor. Yogayla tanışma hikâyesini anlatan Batur, aynı zamanda yoga ile ilgili detaylara da değindi.
 
1980 yılında İran Kazeroon'da doğan Yoga Eğitmeni Cem Batur, İran, Hindistan, Dubai, Ermenistan ve Türkiye’den aldığı yoga eğitimlerinin ardından Türkiye’deki birçok şehirde eğitim verdi.  Farklı şehir arayışına çıktığı bir dönemde yolu Çanakkale ile kesişen Batur, yeşil doğa ve sıcakkanlı insanların bulunduğunu söyleyerek yerleşmeye karar verdi. Satyananda, Sivananda ,Ashtanga vinyasa ve Iyengar yoga üzerine eğitimler veren Cem Batur, Çanakkale’de yoga yapmak isteyenleri merkezine davet ederek kişinin fiziksel özellikleri ve psikolojik durumuna uygun eğitim verdiğini de belirtti.
 
“Ben yoga yapmıyorum, yogayı yaşıyorum” diyen Cem Batur, 10 senedir Türkiye’de yaşadığını söyleyerek, yolculuğunu anlattı: “Daha önceden farklı ülkelerde de yaşadım, yoga yaptım. Türkiye’de bir arkadaşım yaşıyordu ve buraya da gelmek istedim. Sonradan Bulgaristan’a gittim ama orayı beğenmedim. Orada akşam sekizden sonra hayat bitiyor. Tekrar Türkiye’ye geldim ve farklı şehirlere gittim. Bu şehirleri gezerken her taraf yemyeşil, insanları çok güzel ve çok hoşuma gitti. Hem insanların sıcaklığı hem de ülkenin yeşil olması beni etkiledi. Bu yüzden Türkiye’de kalmaya karar verdim.”
 
“ŞEHRİN O DİNGİNLİĞİNİ GÖRDÜM”
Batur, Çanakkale’ye gelişi ile ilgili, “Türkiye’de farklı şehirlere gittim ve buralarda yoga eğitimleri verdim. İzmir’deydim en son ve burada birkaç sene kaldım. Fakat farklı şehirleri tanımak istedim. Festivallerine katılmak için birçok şehre gittiğim için fikirlerim oldu. Tekirdağ’a gittim ama bana göre değildi. Ben bisiklet ve paten sürmeyi çok seviyorum ve Tekirdağ’ın yer şekillerinde bunu bulamadım. Dönüşte Çanakkale’ye vapurla geçtik ve şehirde tur atmak istedim. Çanakkale’de tur atarken bir baktım ki çok rahat, kimsenin acelesi yok, şehrin o dinginliğini gördüm. Çanakkale’ye hemen içim ısındı ve kalmayı düşünmeye başladım. Antalya, İstanbul ve Çanakkale arasında kalmıştım. İzmir’e döndükten sonra bir hafta sonra içimdeki sesi dinledim Çanakkale’ye gelmeye karar verdim. İçimdeki sezgiyi dinledim ve Çanakkale’ye geldim. Geldiğimden beri ise çok neşeli geçiyor” dedi.
 
“YOGİ OLMAK İSTEDİM”
Yogayla çocukken tanıştığını söyleyen Batur, “Ben ortaokulda yogaya başladım. Çocukluğumdan beri yogaya ilgim vardı. Amcam Hindistan’a gidip geliyordu ve yogileri bana anlatıyordu. Amcam bana yogilerden bahsederken, aklımda çocukken uçuyorlar gibi hayaller kuruyordum ve yogi olmak istedim. Ortaokulda bir öğretmenim bana bir kitap verdi ve o şekilde başladım. Lise zamanlarımda Şiraz’da bir merkeze gittim ve orada yoga eğitimime başladım. Sonraları yoga eğitmenliği için eğitimler aldım. Federasyon tarafından eğitim aldım, oradan Hindistan’a gittim ve orada da eğitim aldım. İran etrafındaki ülkeleri de gezdim. En son ise Türkiye’ye geldim” ifadelerini kullandı.
 
“YOGA FEDERASYONU DENKLİK VERDİ”
Aldığı eğitimlerin ardından Türkiye’ye gelen Batur, eğitim vermek istediğinde ise sertifikaların Türkiye’de denklik kabul edilmediğini belirtti. Eğitmenlikle ilgili Türkiye’de yaşadı sıkıntılardan birinin bu durum olduğunu söyleyen Cem Batur, “Buraya geldiğimde ‘bizim sertifikamız olması gerekiyor’ dediler. Araştırdım ve Yoga Federasyonu’nun İzmir’de eğitim verildiğini gördüm. Federasyon denklik verdiğini söyledi ve o şekilde yolum açıldı. Şu anda Yoga Federasyonu’ndan sertifikam var ve federasyon ile de çalıştım. Eğitmenlik kursları vermeye başladım” diye anlattı.
 
“GELEN KİŞİLERİN İHTİYAÇLARINA GÖRE PROGRAM YAZIYORUM”
Yoga Eğitmeni Cem Batur, hayat hikâyesinin ardından yoga derslerinin özellikleri ile ilgili bilgi verdi: “Satyananda,  Sivananda, Ashtanga vinyasa ve Iyengar yogalarını farklı hocalardan ve farklı eğitimlerden öğrendim. Derslere Satyananda, Sivananda diye ayırmıyorum, gelen kişilerin ihtiyaçlarına göre, fiziksel veya psikolojik ihtiyaç neyse ona göre program yazıyorum. Yoga zaten bir tane, yoga. Sadece o programın sırası farklı oluyor. Sivananda ya da Iyengar yogalarında farklı program olabiliyor. Mesela bir grubun içerisinde birinin bel ağrısı var, birinin boyun ağrısı var. Kimisi ise kardiyoya yönelik yapmak istiyor. Ben ilk önce bilgiyi alıyorum ve ona göre program yazıyorum. Mesela bir seansın içinde hangi kas grupları çalışmalı ki o grup dengeli ilerlesin. Iyengar üslubunu kullanıyorum asana duruşlarında çünkü tamamen terapi ve vücut düzelme hareketleri üzerinde.”
 
“YOGA, İNSANA RUHSAL, FİZİKSEL VE ZİHİNSEL BOYUTLARDA BÜTÜNSEL BAKIYOR”
“Yoganın amacı önemli, herkes farklı sporlara gidiyor ve hepsinin bir amacı var. Ama yoga, insana ruhsal, fiziksel ve zihinsel boyutlarda bütünsel bakıyor” diyen Batur, “Bir seansta kişinin fiziksel ihtiyaçları, esnemeler, eklemler üzerinde çalışıyor, zihinsel nefes teknikleri ile ne kadar nefesimiz derinleşirse zihnimiz dinginleşiyor ve daha sonra onun dengesini kurmaya başlıyor. 5 bin yıl önce yazılmış Yoga sutraların olduğu kitabındaki anlamı ‘zihin dalgaları sakinleştirmek’ şeklinde. Günlük hayatımızda farklı sebeplerden dolayı stres altındayız. İster istemez boş kaldığımız düşüncelere dalıyoruz. Bazen duygusal olarak bazen de fiziksel anlamda o dengeyi kaçırıyoruz. Mesela, bilgisayar başında çalışırken öne doğru eğiliyoruz ve bu vücuttaki kasların zaman içerisinde kas o duruşa göre şekillenmesine neden oluyor ve kas deforme oluyor. Ardından kambur oluyor. Bir küçücük baş ağrısı bile dengemizi nasıl bozuyor. EMS, Parkinson gibi hastalıkların üzerinde çalıştım. Bel ağrısı, boyun ağrısı çok kolay geçiyor. Baş ağrısının tabi ki farklı sebepleri var ama yogada fiziksel hareketler, nefes teknikleri o gerginliği atmaya yardımcı oluyor” dedi.
 
“YOGANIN AMACI DENGEDE KALMAK”
Her yaştan kişinin yoga yapacağını da söyleyen Batur, “Yogayı herkes yapabilir. Genç, yaşlı hatta çocuklar da yapabilir. Çocuk yogası da ayrı. Bazı reklamlarda çok zor hareketler görülüyor, ben bunları çok zıt buluyorum. Bu yoga değil, bu jimnastik. Yoganın amacı tepe duruşunda kalmak değil. Yoganın amacı dengede kalmak ve herkes kendi kapasitesine göre hareket etmesi lazım. Anatomi bilmek önemli, herkes yapabilir ama fiziksel kapasitesini bilmesi gerekiyor” diyerek herkesi yogaya davet etti.
 
“GRUBUN NEYE İHTİYACI VAR ONA DİKKAT EDİYORUM”
Eğitmen Batur, derslerinin içeriğini ise merak edenler için anlattı: “Genelde benim grup derslerim bir buçuk saat sürüyor. Bazen o gruptaki kişilerin psikolojik durumlarına göre iki saate kayabiliyor. Grubun neye ihtiyacı var ona dikkat ediyorum. Bir seans içerisinde şunları yapıyoruz; 10 dakika gevşeme yapıyoruz ve bu gevşemede gün yorgunluğu atıyoruz. Ardından fiziksel hareketler, asana duruşlarına geçiyoruz, nefes teknikleri yapıyoruz, meditasyon yapıyoruz ve son 10 dakika da ders içindeki yorgunluğu bitirmek için gevşeme yapıyoruz. Seansı bu şekilde bitiyoruz. Yogayı haftada iki gün öneriyorum çünkü sonucu daha hızlı alabiliyorlar. Haftada bir gün olunca vücut yeni yeni kendini bulmuşken, bir hafta sonra tekrar yorgunluk birikiyor ve o zaman sadece bir tat alıyor. Gelişim biraz daha uzun oluyor ama haftada iki gün ideal. Bazen haftada üç gün isteyen oluyor ama benim derslerim Ashtanga vinyasa yani kasa yönelik yapıyorsam üçüncü dersi alamazlar, çok yorgun oluyorlar. Hepsinde iki ders en ideali. Evde pratik yapmayı ben çok vermiyorum. Bir seans bir başka seansa kadar farkındalığını arttırabilir. Gittikçe o streslerin kökünün farkına varıp, onu bitirebilir. Fiziksel hareketleri ise bana bırakması gerekiyor.”
 
Gizem Tuğçe BAYHAN
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.