Reklam

“Ne yazık ki onları köylerde tutamadık biz”  

Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya, domates üreticisinin bu sene zor dönemlerden geçtiğini belirterek, devletin köyde yaşayan çiftçinin yanında olması gerektiğinin altını çizdi.

1814
“Ne yazık ki onları köylerde tutamadık biz”  


Ziraat mühendislerinin köylerde çalışmak istememesini de değerlendiren Kaya, “O köyde yaşayan diğer insanlar o yaşam standartlarında yaşıyor da, onların ne fazlalığı var da o yaşam standartlarını beğenmiyorlar” diyerek bu konuda devletin yeni uygulamalar devreye sokması gerektiğini belirtti.
 
Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya,  ildeki domates üreticilerinin bu sezon zor dönemler geçirdiğini söyledi. Kaya, bilinçsizce tarlaya yapılan domates dikimi sonucunda domates fiyatının oldukça aşağı indiğini söyleyerek, “Tüketici domates fiyatlarının düşük olmasından memnun olurken, bu fiyatlardan üretici mağdur durumda. Devlete çalışan ne kadar konunun muhatabı kişi varsa devlette üreticiyi barışık tutacak. Üreticiye daha iyi hizmet, daha kazançlı yapabilir noktasında, üreticinin sorunlarını nasıl yok edebilirim noktasında çalışmalar yapması gerekiyor. Devletin köyleri göndermiş olduğu ziraat mühendislerinin yapacağı işler bunlar. Ama ne yazık ki onları köylerde tutamadık biz” şeklinde konuştu.  
 
“HİÇ KİMSE DEVLETİN VERDİĞİ GÖREVE İHANET ETMEMELİ”
Kaya, devletin üreticinin her aşamada yanında olması gerektiğini vurgulayarak, “Dikim planlamasıyla beraber üreticinin yanında olacaksın. Sahada olacaksın. Devlet bunun için bazı kurumları var ediyor. Bu kurumlar dikim planlamasıyla beraber üreticiyle birebir çalışacak. Diyecek ki; ‘geçen yıl bu üründen bu kadar dikilmiş. Bu üründen artık fazla dikmeyelim.  Başka ürünler dikelim’ atıyorum kapya biberi biraz attıralım. Atıyorum biraz kavunu artıralım. Domatesi biraz düşürelim ama mısırı artıralım. Çeltiyi biraz azaltalım gibi yöremize uygun ürünlerin tarla dikim planlamalarında üreticinin yanında olması gereken kurumlar üreticinin yanında olmalı. Üretici zora düştüğü zaman, hastalıklarla mücadele etmeye başladığı zaman, çok dikimini, fazla dikimini tarlasına, arazisine diktiği zaman ne yapacaksın? Üreticinin yanına gitsen ne olacak. Üretici daha tarlaya dikimini yapmadan önce, o planlamayı yapmadan önce, tarlaya tohumunu atmadan önce, tarlaya fidesini koymadan önce, toprakla buluşturmadan önce bizim üreticiyle bir arada olmamız gerekiyor. Devlette bunun için kurumlar kurmuş. Üretici için var ettiği bir sürü kurum var. Suyunun planlamasını ayrı kuruma vermiş, üretiminin planlamasını ayrı kuruma vermiş, zirai mücadeleyi ayrı kuruma vermiş. Bu kurumlar başlı başına üreticiyle beraber ayrı ayrı çalışması lazım. Planlamadan, üretici ürününün satıp parasını cebine koyana kadar yanında olmalı. Hiç kimse devletin verdiği göreve ihanet etmemeli. Devletin verdiği görevi hakkıyla yerine getirmeli. Üreticinin yanında olması gerektiği dönemlerde de masaların başlarında değil, 40 derece, 30 derece sıcakta, eksi 10 derecede, eksi 5 derecede de yine üreticinin yanında olması gerekiyor. Sıfırın altında derecede de arazide çalışıyor bizim üreticimiz. Soğukta da, sıcakta da üreticinin yanında olmak çok kıymetli” ifadelerini kullandı.
 
“ONLARIN NE FAZLALIĞI VAR DA O YAŞAM STANDARTLARINI BEĞENMİYORLAR”
Köylerde görev yapan mühendislerin de taşın altına elini koyması gerektiğini söyleyen Kaya, “Köylerdeki mühendislerin ‘saat beş oldu, saat üç oldu gidiyorum, geliyorum’ dememesi lazım. Geçmiş dönemlerde köylerde çalışan ziraat mühendisleri vardı. Devlet dedi ki; ‘ben istihdam yaratacağım. Ziraat mühendisliği fazlalığı var. Ben onları işe almak istiyorum’ dedi. ‘Köylerde çalışır mısınız’ diye sordu. Hepsi ‘çalışırız’ dedi. Her köye yerleştirdiler. Hükümetin en başarılı adımlarından bir tanesiydi. ‘Git kardeşim a köyüne. O köydeki üreticilerle beraber o köyün dikim planlamasını yap’ dedi devlet.  Giden de ‘ben yaparım’ dedi. Bir sene durdular. 1 sene sonra hepsi masa başı iş istemeye başladı. Kendi aralarında örgütlendiler. ‘Psikolojimiz bozuluyor’ dediler. ‘Köyün yaşam standartları iyi değil’ dediler. O köyde yaşayan diğer insanlar o yaşam standartlarında yaşıyor da, onların ne fazlalığı var da o yaşam standartlarını beğenmiyorlar” diye konuştu.
 
Kaya,  “Bizim kendimizi düzeltmemiz gerekiyor. Bu düşüncedeki insanların görev almaması gerekiyor. İyi niyetli insanların görev alması gerekiyor. Hepsi için söylemiyorum. Bunların içinde çok iyi niyetli insanlar da var. Bu görüşlere karşı olan insanlar vardır. Üreticiye yardımcı olmak isteyen birçok görevliler var. Ben iyi niyetli insanların, üreticiye yardımcı olacak insanların çoğalması noktasında adımlar atılması gerekiyor. Burada eğer ki meslek dalı olarak üreticiyi yardımcı olunması gereken ziraat mühendisliği gibi bu tarz işleri öğrenci seçiyorsa, yarından sonrada iş sahibi olduğunda da gereğini yerine getirmeli. 40 derece sıcağın altında, sıfır derece soğukta üreticiyle berber olmanın yükünü omuzlarında hissetmesi gerekir” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.
 
“HÜKÜMETİMİZİN DE CİDDİ ADIMLAR ATMASI GEREKİYOR”
Ziraat mühendislerinin köylerde verdiği hizmetin önemli olduğunu ve canla başla üreticinin yanında olması gereken personellere ihtiyaçları olduğunu söyleyen İsmail Kaya, şunu vurguladı: “Kapya biberde bir istikrar var dedik. Bu istikrarın bozulmaması için konunun muhataplarının yeni pazarlar bulmadan kapya dikim alanını çoğaltmaması gerekiyor. Bu dikim alanlarıyla kapya biber istikrarlı bir şekilde devam eder. Çiftçiyi bu noktada ikna edecek. Devlet bu kurumları bunun için var ediyor. Devlete çalışan ne kadar konunun muhatabı kişi varsa devlette üreticiyi barışık tutacak. Üreticiye daha iyi hizmet, daha kazançlı yapabilir noktasında, üreticinin sorunlarını nasıl yok edebilirim noktasında çalışmalar yapması gerekiyor. Devletin köyleri göndermiş olduğu ziraat mühendislerinin yapacağı işler bunlar. Ama ne yazık ki onları köylerde tutamadık biz. Bu noktada ileriki dönemlerde hükümetimizin de ciddi adımlar atması gerekiyor.”
 
Gizem Tuğçe BAYHAN
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.