Uzman Psikiyatrist Kolat, Tükenmişlik Sendromunu Anlattı

Çanakkale’de hizmet veren Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Doktor Uğur Kolat, son yıllarda gündemde olan ve çok konuşulan Tükenmişlik Sendromu’nun nedenlerini ve belirtilerini anlattı.

750
Uzman Psikiyatrist Kolat, Tükenmişlik Sendromunu Anlattı

Yurt dışında uzun zamanlardır konuşulan fakat Türkiye’de son yıllarda gündeme gelen Tükenmiş Sendromu, kişinin iş yaşamıyla alakalı olarak yaşanılan bir sendrom olarak tanımlanıyor. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Doktor Uğur Kolat,” Tükenmişlik Sendromu, özellikle iş hayatının yoğun talepleri sonucu ortaya çıkan ruhsal ve fiziksel açıdan enerji tükenişi olarak tanımlayabiliriz. Daha çok bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu. Bu konuyla ilgili en çok çalışma yapan psikolog Christina Maslach. Onun tanımına göre; işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik, umutsuzluk duygularının, yapılan işin hayata karşı ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlara yansıması ile oluşan bir sendrom olarak açıklıyor. Bunun üç tane boyutu var. Bu üç boyut, ilk önce duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve sonra kişisel başarıda düşme hissi olmak üzere üç tane” açıklamasını yaptı.
 
İŞ YÜKÜ, STRES, DUYARSIZLAŞMA…
Tükenmişlik Sendromu’nun bir anda gelişen bir durum olmadığını, insanların çalışırken aşamalarla bu sendroma yakalandığını söyleyen Kolat,”İnsanlar çalışırken dört aşamada bu sendrom gelişiyor. Birincisi iş yükü, aşırı stres ve yoğun talepler insanın kendi kişisel ihtiyaçları, aile yaşantısının önüne geçmeye başlıyor ve insan fiziksel ve duygusal açıdan bitkinlik ve yorgunluk yaşıyor. İkinci aşama duyarsızlaşma dediğimiz, duygusal olarak tükenen bireyin insanlarla ilişkilerini sınırlaması, izole olarak geri çekilmesi, empati yeteneklerinin azalması, karşısındaki insanların isteklerini duygularını önemsememesi gibi bir duyarsızlaşma. Aslında işin yoğunluğuyla ilgili duyarsızlaşma ortaya çıkıyor. Belli bir süre sonra, ‘ben bu işi böyle hevesle yapıyordum şimdi artık benim anlamı kalmadı’ diyor ve kendi başarısını sorgulamaya başlıyor. Kendi başarısını sorgulamaya başladıktan sonra gene ilk başta ortaya çıkan duygusal ve fiziksel tükenmişlik belirtileri daha da artıyor ve kısır döngü içerisinde devam ediyor. İlk başta iş odaklı fiziksel ve duygusal açıdan enerji azalması ondan sonra şile ilgili duyarsızlaşma oluyor yani iş artık anlamını kaybediyor, iş arkadaşlarıyla eskisi gibi hevesli değil. Belli bir süre sonra ‘ben uzaklaştım, duyarsızlaştım, başarım çok azaldı’ deyip sonra kendini daha üzgün hissediyor. Bu son aşamada işten çıkıp genel hayatına yayılıp daha depresyon süreçleri ortaya çıkabiliyor” şeklinde sendromun aşamaları hakkında bilgi verdi. Kolat, depresyon ile Tükenmişlik Sendromu’nun karıştırılmaması gerektiğinin altını çizerek, aralarındaki farkı şu şekilde açıkladı: “Tükenmişlik Sendromu tanısında daha çok iş ile ilgili motivasyon kaydı ve daha çok keyif almama süreçleri var. Depresyonda sadece iş değil, iş, aile, sosyal ilişkilerde keyif alamama sürecine doğru giden keyifsizlik ve moral bozukluğu ortaya çıkıyor.”
 
YORGUNLUK İLK BELİRTİLERDEN
Tükenmişlik Sendromu’nun belirtilerini sıralayan Kolat, ”Belirtileri üçe ayırabiliriz. Duygusal, bedensel ve davranışsal belirtileri var. Bedensel belirtiler ilk önce ortaya çıkan belirtiler oluyor. Yoğun tempoda çalışırken yorgunluk hissi, baş ağrısı, uyuşukluk, uyku bozuklukları, kilo alma veya kilo kaybı, enfeksiyonlara karşı direnç azalma gibi çeşitli bedensel nedenler ortaya çıkıyor ama ilk önce ortaya çıkan yorgunluk, enerji kaybı veya uyku bozuklukları. İlerledikçe ve önemsemedikçe ilerleyen sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Duygusal belirtiler ise motivasyon eksikliği, kendine güvende azalma, değersizlik hissi, zaman zaman şüphecilik, kaygısızlık, sinirlilik, çabuk öfkelenme, konsantre olamama gibi belirtiler olabilir. Davranışsal belirtiler olarak da daha çok beraber çalıştıkları kişilerden veya patronlardan gelen isteklere ani tepki gösterme,  sert tepki verme, bağırma, kurallara uymama ya da kuralların katı olarak değişmemesi, işle ilgilenmek yerine başka şeyler ilgilenmek ve sürekli bu süreçle ilgili karşı tarafı suçlama veya söylenme gibi belirtiler gösteriyor. Aslında hemen hemen baştan beri başlanıyor ve şiddeti ağırlaştıkça artıyor” dedi.
 
Psikiyatri Kolat, vatandaşların Tükenmişlik Sendromu olup olmadığını öğrenmek için kendilerine uygulayabileceği bir test ile fikir sahibi olacaklarını söyledi. Kolat, ”Tükenmişlik Sendromu olup olmadığımızı nasıl anlayabiliriz dersek Maslach’ın internette de bulunabilen 22 maddelik Maslach Tükenmişlik Ölçeği testi diye bir test var. Burada bazı sorular ve puanlamaları var. Toplam puana göre Tükenmişlik Sendromu var mı, risk altında mısın yoksa problem yok mu öğrenilebilir. İnsanlar kendileri değerlendirebilir. Bu şekilde fikir sahibi olabilirler” şeklinde bilgi verdi.
 
“İNSAN İLETİŞİMLİ MESLEKLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR”
Tükenmişlik Sendromunun en çok görülen nedenlerinden birinin, iş ile ilgili kontrolün kişilerde olmaması olduğunu söyleyen Kolat,”İşe gidiş geliş saatlerini veya ne kadar çalışılacağının belirsiz olması, hangi işlerin yapılacağı konusunda net bir ayrım yapılmamış olması, iş yerinde rahatsız edici ilişkiler, etik anlayışın işyerindekilerin veya işverenlerinle uyumlu olmaması, iş yerinin sürekli kaotik ortamda olması, sürekli zamanla yarışmak zorunda kalmak, çevreden yeterli desteği almamak, iş yeri ile ilgili maddi yetersizlikler ya da herhangi bir kariyer durumunda yükselme durumu olmaması, karşı tarafın takdir etmemesi, bunların hepsi tükenmişlik sendromumun nedenleri arasında sayılıyor” ifadelerini kullandı.
 
“HERKES YAŞAYABİLİR”
“Herkes bu sendromu yaşayabilir” diyen Kolat,” Ev hanımları da bu sendromu yaşayabilir o da bir iş.
Ama en çok sosyal iletişim alanlarında çalışan işlerde yani insanlarla iletişim olan işlerde gözüküyor. Sağlık çalışanları, eğitim alanları, bankacılık sektörü gibi alanlarda tükenmişlik sendromu gelişebilme riski daha çok var. Özellikle işi ile özel hayatı arasında denge kuramayan kişilerde, monoton işleri olanlarla, hayır deme yeteneği olmayan kişilerde daha çok gözüküyor” diyerek Uğur Kolat, bu sendrom ile başa çıkma yöntemlerini ise şu şekilde sıraladı: “Öncelikle uykusuzluk problemi yaşayan, iş ve genel hayatla ilgili moral bozuklu yaşayan kişilerin mutlaka psikolog veya psikiyatriye, uzmana danışması tavsiye ederim. Çünkü kişinin Tükenmişlik Sendromu’mu yoksa bunun yanında eşlik eden ciddi bir depresyon durumu var mı diye değerlendirilmesi gerekiyor.”
 
İLAÇ TEDAVİSİ DEĞİL, KİŞİSEL DEĞİŞİM
Tükenmişlik Sendromu’nda ilaç tedavisinin yeri olmadığını söyleyen Kolat, öncelikle kişinin kendini iyi tanımasının önemli olduğunun altını çizdi. Kişinin gerçek bir beklenti ve hedefler belirlemesinin önemli olduğunu söyleyen Kolat, daha sonra bu durumun iş arkadaşları ve işvereni ile de iletmesi, bu durum ile ilgili yeni bir plan yapması gerektiğini söyledi. Kolat,”Kişinin insan olarak kendi sınırlılıklarını kabullenmesi ve her şeye yetemeyeceğini bilmesi gerekiyor ki bir yerde sınır çizmesi gerek. Hobi edinmesi, mutlaka düzenli spor yapması ve sağlıklı beslenmesi ayrıca düzenli uyku çok önemli. Uykusuzluk da Tükenmişlik Sendromu’nu tetikliyor. 8 saat uykusunu almalarına dikkat etmesi gerekiyor. Bunlar çözüm olmazsa işe ara vermek tatil gibi ya da en son olarak bir iş değişikliğine gidilmesinin düşünülmesi gerekiyor” önerilerinde bulundu.
 
İŞVERENLERE DE GÖREV DÜŞÜYOR!
İşverenlerin de bu sendromun olmaması için üzerine düşen görevleri olduklarını söyleyen Kolat, ”Bir işverenin, personelin işi ağırsa yardımcı personel vermesi veya çalışan sayısını arttırması gerekiyor. Çalışan kişilere serbest karar verme imkanı veya onların kararlarını önemseme sorumluluğu getiriyor. İşin gerektirdiği sorunları kişinin uygunluğuna göre daha gerçekçi uygulamak gerekiyor. Daha işle ilgili hem ekonomik açıdan hem de işte başarılı olan kişiler arasında daha uygun ücret veya daha iyi ödül sistemi uygulamak gerekiyor. Dinlenme ve öğle aralarını ihmal etmemelerini sağlamak. İşverenlerin üstüne düşen sorumluluklar bunlar” diye sıraladı.

Gizem Tuğçe BAYHAN
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.