Reklam

“Bazı madenlere göz kırpıp bazılarını görmemeyi doğru bulmuyorum”

Son günlerde Kirazlı mevkiinde bulunan altın madeni aramaları hakkında çıkan iddialara AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’dan cevap geldi.

475
“Bazı madenlere göz kırpıp bazılarını görmemeyi doğru bulmuyorum”


 
Turan, meclis kürsüsünden seslenerek, “Yanlışa izin vermeyeceğiz ama ‘senin madenin’, ‘benim madenim’ tarzı bir yaklaşımı, bazı madenlere göz kırpıp bazılarını görmemeyi doğru bulmuyorum” açıklamalarında bulundu.
 
AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Çanakkale’nin Kirazlı mevkiinde bulunan altın madeni ile ilgili iddialar hakkında açıklamalarda bulundu. Turan, “Öncelikle, Çanakkale cumhuriyetimizin önsözü, özel bir kent, şehitler kenti. Her kentte ısrarcıyızdır ama Çanakkale’de ekstra ısrarcıyızdır yanlış yapılmaması için. Söz konusu maden vesaireyle ilgili bir samimiyet problemi olduğunu düşünüyorum. Bakınız, Troya’dan beri altın madeni konusu o bölgede hep olmuş. Bir değil birden fazla madencilik kolu söz konusu. Bununla ilgili eğer samimi bir yaklaşım olsaydı, her konuyla ilgili gerekli adımlar için talepte bulunulurdu. Bizler vekiller olarak, tüm bürokrasiyi takip ederek, orada çevreye yanlış yapılmadan, ormana yanlış yapılmadan sanayi yatırımı olmasını, madencilik olmasını istiyor ve destekliyoruz. Söz konusu yerde ağaç katliamı olduğu iddiasını doğru bulmuyorum. Orada on sene önce verilen bir ÇED raporu var. Alan genişlemiş değil, ağaç sayısının değişmesi ağacın etrafındaki filizlerin büyümesine bağlı bir yaklaşım. Alan, aynı alan. Dolayısıyla, bir yanlış varsa bu yanlışı beraber takip edip durduralım” dedi.
 
“ ‘SENİN MADENİN’, ‘BENİM MADENİM’ TARZI BİR YAKLAŞIMI DOĞRU BULMUYORUM”
Turan, kimsenin avukatı olmadıklarını söyleyerek, “Çanakkale’de hiç kimsenin yanlış yapmaması bizim görevimiz. Takip edeceğiz, yanlışa izin vermeyeceğiz ama ‘senin madenin’, ‘benim madenim’ tarzı bir yaklaşımı, bazı madenlere göz kırpıp bazılarını görmemeyi doğru bulmuyorum. Çanakkale’de maden varsa bu tüm millet için bir değerdir, uluslararası standartlarda, o şartlarda çıkarılması görevdir, hatta geç kalınmıştır. Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in dünya kadar maden çıkardığı, altın çıkardığı bir dünyada hâlâ biz ithalat aşamasındaysak altınla ilgili bir yanlışımız var. O yüzden, tarımı kollamak baş tacı görevimiz. Kazdağları bizim Kazdağlarımız, görevimiz ama altındaki madeni uluslararası standartlara uygun olarak çıkarmak da başka bir görevimiz. Çanakkale’nin hâlâ -özür dileyerek söylüyorum- lağımı boğaza akıyor. Nerede çevreciler? Birçok yerde diğer ilçelerimizde benzer sıkıntılar, iddialar söz konusu oldu. Nerede bu arkadaşlar? Ama bunu doğru bulmuyorum. Dolayısıyla, Troya’dan beri gündem olan bu meseleyi aklıselimle, soğuk akılla değerlendirmeyi doğru buluyorum. Bir örnek daha vereceğim Sayın Başkan. Biliyorsunuz, köprümüz bir dünya standardı ötesinde yapılıyor, harika bir çalışma, bir proje. Bu köprü yapılırken -bırakın altın madeni tarzı sıkıntıların olup olmaması meselesini- etraf betonlaşmasın diye 7 tane büyük ovayı tarım sit alanı ilan ettirdik. Köprü olsun ama asla tarıma zarar vermesin istiyoruz. Aynı hassasiyeti tüm yatırımlar için gündemde tutuyoruz” şeklinde konuştu.
 
“ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE'DE MADEN KANUNU’NU ÇIKARDIĞINI HATIRLATMAK İSTERİM”
AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu ise konu hakkında fikirlerini beyan etti. İskenderoğlu, “Tüm gelişmiş dünya ülkelerinde yapılan yatırımlar gibi ülkemizde de büyük projelere imza atıyoruz. Dünyayla rekabet edebilen ve büyük projelere hedefleri doğrultusunda ilerleyen bir Türkiye için yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi verimli ve etkin bir biçimde kullanmamız gerekir. Bu durumda da daha çok enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizin enerji kaynaklarını, madenlerini, yerel kaynaklarını millî ekonomimize kazandırmaktan daha doğal bir şey olamaz. Her gelişmiş ülke gibi Türkiye'nin de kendi enerji kaynaklarını çevreye de zarar vermeyecek tedbirler alacak şekilde değerlendirmesi olağan ve zorunludur. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1935 yılında Türkiye'de Maden Kanunu’nu çıkardığını hatırlatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Mart 1922’de söylediği ‘Topraklarımızın altında el değmemiş hâlde duran maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin yararına kullanmalıyız’  sözüyle bu konuya bakışını ortaya koymuş ve madencilikle barışık bir toplumu işaret etmiştir. Yapılan her enerji yatırımında, termik santralde ve madencilik faaliyetlerinde çevresel şartlar, mevzuat, ÇED raporları tek tek yerine getiriliyor. Hiç kimse çevre konusunda, ormanlar konusunda bizden hassas olduğunu iddia etmesin” diye konuştu.
 
“ÇANAKKALE’MİZDE TARİHİ VE DOĞAYI KORUYORUZ”
İskenderoğlu, “Dünya kuraklaşmaya başlarken orman varlıklarımızı 15 milyon dekar arttırarak 223 milyon dekara çıkarttık. Ağaçlandırma ve on altı yılda 207 adet içme suyu tesisimizle 2 milyon vatandaşa kaliteli içme suyunu sağlayan, 4 milyar 39 milyon yeni fidan diken ve 30 milyon dekarlık alanı korumaya alan hükümetimizdir. Söylem üretirken elinizi vicdanınıza koymanızı ve projelerimizi incelemeden lütfen ezbere konuşmamanızı rica ediyorum. En çok dile getirilen altın aramaları konusunda, ÇED süreçlerinde, altın arama ve çıkarma çalışmalarında siyanür kullanılması söz konusu değildir. Arama çalışmaları sırasında kullanılan solüsyon su, bentonit ve baritin karıştırılmasıyla oluşturulmuş doğal bir çamurdur. Çıkarma çalışmalarıysa, diğer maden türlerinde olduğu gibi, patlamalı açık ve kapalı ocak işletmeciliği yöntemiyle yapılmaktadır. Maden arama faaliyetleri ÇED Yönetmeliği’nden muaf tutuluyorken 2009 yılında ÇED Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle kapsam alanına alındı. Altın madenlerinin aranmasının, üretiminin, termik santrallerinin projelendirilmesinin ÇED süreçlerinde 20’ye yakın kurumun değerlendirme ve inceleme komisyonlarının tek tek değerlendirme ve onayları alınıyor. Onay için müracaat edilen kurumlar listesinin çokluğu hassasiyeti göstermektedir. Ayrıca, ÇED olumlu kararına esas projenin faaliyete geçmesiyle nihai ÇED raporunda belirtilen önlemlerin alınmadığı ve taahhütlere uyulmadığının tespiti durumunda Çevre Kanunu’nun 20’nci maddesi gereğince gerekli yaptırımlar uygulanmaktadır. Tüm illerimizde olduğu gibi, destanlar ve şehitler diyarı Çanakkale’mizde tarihi ve doğayı koruyoruz. On yedi yıl önceki Çanakkale ve şimdiki Çanakkale aynı Çanakkale değil. Çanakkale’de faaliyet gösteren termik santrallerin 5 tanesi çevre izin lisansı almış olup Çan ilçesi Yaya köyü sınırları dâhilinde yer alan Çan iki termik santrali geçici faaliyet belgesi almış ve çevre lisans süreci başlatılmıştır. Orman Kanunu’nun 16’ncı maddesinde uygulama yönetmeliği kapsamında verilen ön izleme belgeleri, kesin ağaçlandırma arazi ve izin belgeleri alınmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
İskenderoğlu, “Bugün, Çanakkale’nin çevre sorunlarını konuşacaksak sonuna kadar sözde değil eylemde çevreci olmayı savunmamızın samimiyet olduğunu unutmadan, öncelikle Çanakkale merkezde, 10 kilometre ilerisinde, çocuklarımızın denize girdiği Güzelyalı mevkiinde ne yazıktır ki lağım suyunun Çanakkale’de denize döküldüğünü unutmamak gerekir. Biz, öncelikle iki AK Parti Çanakkale Milletvekili olarak, değerli Çanakkale vekilimize de şunun sözünü verebiliriz, Çanakkale’nin denizinden toprağına, bir tane ağacına kadar… Bizler evlatlarımızı Çanakkale’de yetiştiriyoruz, Çanakkale çocuğu olmakla övünüyoruz, bizler buraya sahibiz ve eğer Çanakkale’nin toprağına zarar gelecek en ufak bir şey varsa biz burada, her zaman mücadeleye hazırız” dedi.
 
Dilvin ALTIKARDEŞ
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.