“Bir yerde deniz kaplumbağası yaşıyorsa, orası sağlıklıdır”  

2000 yılların başında Hatay’da çalıştığı sırada deniz kaplumbağaları ile tanışarak, onları koruma altına almak için çalışmaya başlayan Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, 2010 yılında Çanakkale’ye taşınmasının ardından Çanakkale kıyılarına deniz kaplumbağalarının geldiğini keşfetti.

501
“Bir yerde deniz kaplumbağası yaşıyorsa, orası sağlıklıdır”  

Yaptığı çalışmalar doğrultusunda, ilde bulunan balıkçılar dışında deniz kaplumbağalarının Çanakkale kıyılarına geldiğinin pek bilinmediğini öğrenen Özdilek, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde  (ÇOMÜ) açtığı Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi kapsamında 2010 yılından bu yana yaralı kaplumbağaları iyileştirmek adına çalışmalar gerçekleştiriyor. Ekibi ile beraber, henüz bir kurum binasına sahip olmamalarına rağmen yaralı kaplumbağalarını rehabilite etmek adına seferber olan, daha fazla hayvana yardımcı olabilmek için acilen bir merkeze ihtiyaçlarını olduğunun altını çizdi.
 
Çanakkale’de 2010 yılından beri deniz kaplumbağalarının neslini korumak adına çalışma gerçekleştiren ÇOMÜ Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, Çanakkale’de kıyılara gelen deniz kaplumbağaları ve onlara yardım etmek adına yaptıklarından bahsetti. Öncelikle deniz kaplumbağaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, “Deniz kaplumbağaları, kara kaplumbağaları ile aynı sürüngenler sınıfında. Bu hayvanların karakteristik özellikleri birbirlerine benziyor. Vücudun yapısı da, organları da birbirilerine benziyor fakat kara kaplumbağalarından farkı bariz bir şekilde denizde yaşadıkları için tırnakları yok, yüzgeçleri var. Suyun altında daha fazla nefeslerini tutabiliyorlar ve suyun altında beslenebilme özellikleri var. Denizde yaşamaya adapte olmuşlar. Denizde görmeleri çok daha iyidir. Karaya çıktığı zaman gözleri kurumasın diye ıslatır, sanki ağlıyormuş gibi bir görünür. Boyutları, bir yuvarlak masa kadar olabiliyor. Yaklaşık 70-80 santimetre olabiliyor. 20 kilodan 50 kiloya kadar çıkabiliyorlar. Ortalama 30-40 yıl yaşıyorlar ama fırsatları olursa 100 yıl yaşayabiliyorlar” şeklinde anlattı.
 
“DENİZ KAPLUMBAĞALARI 2010 YILINA KADAR ÇANAKKALE’DE BİLİNMİYORDU”
Çanakkale’de deniz kaplumbağalarının bulunduğunu 2010 yılından önce bilinmediğini söyleyen Özdilek, “Deniz kaplumbağaları, sadece balıkçılar tarafından biliniyordu. İlk 2010 yılında Hatay’dan buraya geldiğimde, Çardak’ta bir deniz kaplumbağası olduğuna dair haber geldi. Ben de burada olduğunu bilmiyordum. Çardak’a gittiğimizde bir tane canlı caretta caretta olduğunu gördük. Orada balıkçılara göre oraya ilk gelişi değilmiş. İlk o sene görünce ertesi yıllarda balıkçılarla görüşmeler yaptık. Gökçeada, Bozcaada dâhil olmak üzere Çanakkale’de çeşitli limanlarda balıkçılarla görüştük ve Çanakkale’de kıyılarına deniz kaplumbağalarının geldiği bilgisini aldık. Bunun arkasından bize kıyıya vurmuş yaralı ve ölü kaplumbağa haberleri gelmeye başladı. Biz bu kaplumbağaların bilgilerini kaydetmeye başladık. Yaralı olan kaplumbağaları iyileştirmeye başladık. Veteriner hekimin ilk müdahalesinin ardından bizler bakmaya başladık” dedi.
 
“REHABİLİTASYON MERKEZİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Deniz kaplumbağalarını iyileştirme sürecinde herhangi bir merkezleri olmadığı için çeşitli yerlerden malzemeleri bir araya getirmeye çalıştıklarını söyleyen Özdilek, bu süreci şu şekilde anlattı: “2012 yılında kış aylarında, derme çatma bir su tankı bulduk. Dardanos’ta bulduğum depoda evlerimizden su ısıtıcıları getirdik yaralı kaplumbağaları sıcak tutabilmek için döktük. Sabaha kadar birçok kişi nöbet tutup, hayvanın vücut ısısını sabit tutabilmek için çaba gösterdik. Burada imkân olmadığı için İstanbul’da olan birkaç akvaryuma göndermek zorunda kaldım. Buraya en yakın rehabilitasyon merkezi Muğla’nın Dalyan ilçesinde bulunan DEKAMER (Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi). Araçla gidilse 8-10 saat. Bir seferinde bulduğumuz yaralı kaplumbağayı göndermek istedi ama yolda maalesef öldü. Bu da bir çözüm değil. Bizim burada bir rehabilitasyon merkezimiz olması gerekiyor.”
 
“48 TANE VAKAMIZ OLDU”
Çanakkale’de, deniz kaplumbağalarını rehabilite etmek adına bir merkez açılması için girişimlerde bulunduklarını belirten Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, “Bakanlık tamam, bir yer yapılacak dedi. Protokoller imzalandı ve şuanda bütçenin açılmasını bekliyoruz. Bize yaralı haberler geldiği zaman Ekim’de başlar Mart ayına kadar devam eder. Bazı yıllarda 4-5 tane yaralı kaplumbağa gelirken, bazen hiç gelmedi. Fakat merkezimiz şuanda bir kurum olmadığı için ve bizi tanımadıkları için o yüzden gelmiyor. Bize hep ölü haberi geliyor. Kişiler, böyle bir yer olduğunu bilse daha ilk gördükleri zaman, yaralıyken getirirler.2010 yılından beri bizim 48 tane vakamız oldu. Bu vaka sayısı gerçek bir sayı değil çünkü bir kurum haline gelsek bir bu kadar daha artacağını söyleyebilirim. Çünkü bizim haberimiz olmuyor. Bir yerde ölüyor, yaralı kalıyor. Özellikle Gökçeada kıyılarında ciddi bir beslenme alanı var” diyerek merkezin kurumlaşması adına çağrıda bulundu.
 
“DİĞER CANLILAR VARSA BİZ VARIZ”
“Özellikle kışın daha çok korkuyoruz yaralı kaplumbağa gelirse diye çünkü yazın en azından su tankını dışarı çıkarabiliriz” diyen Özdilek, “Kışın çok zor oluyor. Daha önceki rektör hoca bize tanklar yaptırdı, elektrik sobası aldı, iptidai koşullarda yapmak zorunda kalıyoruz. Ama maalesef olmuyor. Ciddi bir şekilde yerimiz olursa daha iyi çalışıyoruz. Çanakkaleli kurumlarımızdan merkezimizin kurulması için destek bekliyoruz. Şu bilincimiz olması gerekiyor, insana herkes yatırım yapıyor. Üniversitelerin bölümlerine bile baktığımızda her biri insan üzerine çalışıyor. Bütün herkesin bakış açısı insan üzerine ama doğada sadece biz yokuz ve doğaya ihtiyacımız var. Diğer canlılar varsa biz varız çünkü bütün kaynaklarımız onlardan geliyor. Onlara da bakmamız lazım. Onlara da yatırım yapmamız lazım. Üniversitede kaç tane bölüm var ama içlerinden bir biyoloji bölümü insanın içinde bulunduğu ekosistemi güzelleştirmeyi nasıl yaparız diye düşünüyor ama maalesef buna yatırım yapılmıyor, kaynaklar çok sınırlı. Eğer ekosisteme yatırım yapılmazsa kullandığımız kaynaklar yavaş yavaş gidecek. İnsanlar çevrelerine baktıklarında görecekler ki her şeyin kökeni doğadan geliyor. Bu yüzden doğayı destekleyeceğiz, koruyacağız ki sonraki nesillerimize kalabilsin. Deniz kaplumbağaları bunlardan sadece bir tanesi, bir gösterge. Bize denizlerimizin sağlıklı olduğunu gösteriyor. Bir yerde deniz kaplumbağası yaşıyorsa, orası sağlıklıdır” diye anlattı.
 
“KAPLUMBAĞAYI GÖRÜYORSAK O ZAMAN DİYORUZ Kİ ‘BURASI SAĞLIKLI’ “
Özdilek, “Ormana gittiğimizde, deniz kıyısına gittiğimizde bu bize iç huzur verir. Bu huzuru neden verir, çünkü o yeşilliklerin, suyun sesi, kelebeklerin uçuşu bir ekosistemdir. O ekosistem bize hizmet ediyor. En iyi şekilde hizmet ediyor. Gerçekten kötü bir yer olduğunda, çöplükler olduğunda moralimiz bozuluyor çünkü oradan hasta olacağımızı düşünüyoruz. Eğer denizimize baktığımızda orada kaplumbağayı görüyorsak o zaman diyoruz ki ‘burası sağlıklı’ diye düşünüyoruz. Kaplumbağaların varlığı bize bunu gösteriyoruz. Güzel bir manzara oraların sağlıklı olduğunu gösteriyor. Ama biz bu manzaraları mahvediyoruz” diyerek dikkatleri çekmeye çalıştı.
 
“GECE, KARADA KAPLUMBAĞA GÖRÜRSENİZ HEMEN ÜNİVERSİTEYİ ARAYIN!”
Vatandaşların, denizde ve sahilde gördükleri kaplumbağalar için ne yapmaları hakkında bilgi veren Özdilek, gece ve karada deniz kaplumbağası görürlerse, mutlaka üniversitesi saat kaç olursa olsun aramalarını söyledi. Özdilek, konu hakkında, “Normalde deniz kaplumbağası sağlıklıysa pek görülmez çünkü hayvan denizde yaşar, sadece 20 dakikada bir nefes almak için yukarı çıkar. Onun beslenme alanı var. O beslenme alanında balıkçılar varsa, onlar görebilir. Fakat bir kaplumbağayı görüyorsanız denizde yüzer pozisyonda bir sıkıntısı var demektir. Kaplumbağalar yüzer pozisyonda durmaz. İnsan yaklaşınca hemen dalar. Eğer dalmıyorsa, yaklaştığınız halde dalmıyorsa kesinlikle bir sorunu vardır. İşte öyle gördüğünüzde hemen kaplumbağayı sahil güvenliği arayarak haber verebiliriz. Sahil Güvenlik yetkilileri, dolayı yollardan bize ulaşabiliyor. Yanına yaklaşıp bakabilirler belki bir ağa takılmış olabilir. O ağdan onu kurtarabilirler. Bir de kıyıda gördülerse çok acil bir durumdur. O hayvanın yaşama şansı azalmış oluyor. Kıyıda pek görülmez. Sadece yumurtlarken geceleyin yumurtlama sahasında görülür. Gece eğer kumsalda gördülerse yanına yaklaşmadan hemen bizi arasınlar saat kaç olursa olsun. Çünkü bu çok önemli. Çanakkale’de henüz bu anlamda bir kayıt yok. Üniversitemizin santrali geceleri de açık, onlar bize ulaşırlar. Karada ve gece kaplumbağayı görürlerse gece kaç olursa olsun bizi arasınlar. Yuvalama kaydımız yok ama Gülpınar ve Saros tarafında olabilir” bilgisini verdi.
 
MERKEZ AÇILIRSA DAHA BİRÇOK FAYDA SAĞLANACAK!
Şuanda bir binaya sahip olmadan yürüttükleri çalışmalar hakkında detayları anlatan Özdilek, aynı zamanda bir merkez binasına sahip oldukları takdirde yapabileceklerine de değindi. Deniz kaplumbağalarından yola çıkarak birçok konuda Çanakkale’nin değerini arttıracaklarını belirten Prof. Dr. Özdilek, “Merkezimizde yaptıklarımız bana göre yeterli değil çünkü daha fazla şey yapmak istiyoruz. Saman Dağ’ında her sene izleme çalışmalarımız oluyor. Gönüllü öğrencilerimizi oraya yönlendiriyoruz. Burası çok önemli çünkü burası bilinmediği için gönüllü az kişi oluyor ve bu yüzden de dezavantajlı bir konuma düşüyor. Deniz kaplumbağası yuva alanı Saman Dağ ve bu dezavantajlı yeri kendi haline bırakmıyoruz. Koruma çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz sene Kumluca bölgesinde iki yıl üst üste gözlemleme yaptık. Zaman zaman sempozyumlar, seminerler düzenliyoruz. Uluslararası iletişim kuruyoruz.  Şuanda en ciddi yaptığımız yaralı hayvanların rehabilitasyonlarını yapmak. İyileştirmeye çalışıyoruz, iyileştikten sonra denize salıyoruz. Eğer merkezimiz kurulursa, kendine yetecek bir merkez haline gelirse, o zaman burada teknik eleman yetiştirebiliriz. Staj yapabilme imkanı doğar. İlköğretim, ortaöğretim öğrencilerine duyarlılık çalışmaları yapabiliriz. Deniz kaplumbağalarının tükenmekte olan neslini korumanın yanı sıra biz fen bilimlerini bu canlılar üzerinden öğrenebiliriz. Bir düşüncem, yaşarken öğrenmenin en iyi öğrenme şekli olduğu. Bu merkezimiz olursa paket programlarla bunları uygulayabilir ve eğitime katkı sağlayabiliriz. Merkezimizde daha çok yaralı hayvanlara bakarken, bu şekilde programlar da yapabiliriz. Araştırmalar yapabiliri, akademik çalışmaları uluslararası düzeyde tutabiliriz. Daha geniş faaliyetler var. Çanakkale çok kıyısal alana sahip. Bu kadar çok deniz sahasında başka yaralı hayvanlar geliyor. Onlara da yardım eder, hizmet ederiz” ifadelerinde bulundu.
 
Gizem Tuğçe BAYHAN
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.