Reklam

“Yediğimiz ette, içtiğimiz sütte arının payı var”

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından Gökçeada Arısının (Apis mellifera Anatoliaca) tescil edilmesine yönelik başvuru kabul edilmesinin ardından gözler tekrar arılara çevrildi.

827
“Yediğimiz ette, içtiğimiz sütte arının payı var”

 Çanakkale Arı Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Cahit İleri, arı ve arıcılığın toplumdaki yerini anlattı. Çanakkale Arı Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Cahit İleri, tarihten bu yana yetiştirilen arılar hakkında bilgi verdi. Arıcılığın gelişimi ve getirimi ile ilgili bilgiler de veren Başkan İleri, arıcılıkta önemli olanın kaliteli ürün çıkarımı olduğuna dikkatleri çekti. Arıcılık ve arının özellikleri hakkında bilgi veren İleri, arıcılığın çok güzel bir meslek olduğunu söyledi. İleri, “Arıcılık, özellikle doğayı seven, kahvehanelerden uzak durmak isteyenler için güzel bir meslek. Hem doğa ile baş başa oluyorsunuz hem de üretim gerçekleştiriyorsunuz. Arı canlı bir hayvan, küçük olsa da bir canlı ile baş başasınız. Ona yön veriyorsunuz, onun gelişimini en yakından takip ediyorsunuz. Onun her aşamasında arı ne yapıp, ne yapmamak istediğini söylüyor. Siz de arının gelişimini anlayıp ona karşı gerekli uyarıları yapıyorsunuz, desteğe ihtiyacı varsa destek veriyorsunuz. Hastalanmışsa tedavi ediyorsunuz. Balını toplamışsa alıyor, petek istiyorsa petek veriyorsunuz. Yani sürekli iletişim halindesiniz. Bugün evinde kedisi, köpeği olan nasıl ilişki kuruyorsa, arıcı da arılarla bu şekilde diyalog kuruyor. Arı, beden diliyle ihtiyaçlarını bize anlatıyor, biz de bildiğimiz doğrultuda onunla iletişim kuruyoruz. Bence doğaseverler için sinirden, stresten, kalabalıktan, olumsuz ilişkilerden bunalan insanlar için arıcılık bir terapi” şeklinde konuştu.
 
“ARININ İNSANLA İLİŞİĞİ YOK, SOKMAK GİBİ BİR NİYETİ YOK”
Arı iğnesinden korkmayan herkesin arıcılık yapabileceğini söyleyen İleri, “.Arı zaman zaman ister istemez iğnesini savunma silahı olarak kullanıyor. Bu da bizim hatamızdan kaynaklanıyor. Arının aslında bizi sokmak gibi bir derdi yok. Ama sokaktaki bir kedi köpekle iletişim kurarken, nasıl ki o hayvanın canını yakarsanız size tepki gösteriyorsa arı da onun sevmediği hareketleri yaparsanız iğnesiyle karşılık veriyor. Burada yine arıyla uğraşan kişilerin hatalarından kaynaklanıyor çünkü arı iğnesi girdiği yerde kalıyor, arının arka tarafı kopuyor. Sizi sokan arı ölüyor. Özellikle arı buna mecbur kaldığı için yapıyor. Yoksa arının insanla ilişiği yok, sokmak gibi bir niyeti yok” dedi.
 
“ARI OLMADIĞI ZAMAN 100 MEYVEDEN 62 TANESİ YOK”
Arının özelliklerinden, insanoğlunun her dönemde istifa ettiğin belirten Başkan İleri, “Mesela, çok eski çağlarda daha yazının icat edilmediği zamanlarda bile arı insanların gündeminde. Bal, balmumu ve özellikle propolis kullanılmış. Bugün artık teknoloji ilerledi ve ürünlerin içerisinde ne var, ne faydalı bunlar daha iyi biliniyor ve neden kullanıp, kullanamamamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz. Bizler farkında olmadan zaten arı meyveleri sebzeleri döllemiş, etrafta birçok yediğimiz yiyeceğin oluşmasını sağlamış” diyerek, arının hayatımızdan çıktıktan sonra insanın hayatta çok uzun yıllar kalamayacağını söyledi.  İleri, “Bunla ilgili klasik bir söz var Albert Einstein’ın söylediği; arılar kaybolursa dört yılda insanlık kaybolur. Bu söz insanlara boş bir sözmüş gibi geliyor ama bu söz yerli yerinde ve anlamlı. Bilim insanları arı ile ilgili çalışmalar yapıyor. Arının birinci görevi bal toplamak değil, arının birinci görevi polinasyon dediğimiz çiçekteki tozlaşma yani meyve tutumunu sağlıyor. Çiçekleri tek tek ziyaret ediyor, çiçeklerde erkek ve dişi organlar var. Erkek organ olgunlaştığında tozlar saçılıyor yani polenler oluşuyor. O polenleri arının bacağına yapışarak, dişiciğin tepesine varıyor. Hatta bir kısmını bacağındaki sepetlere topluyor. Çiçek aynı zamanda dişiciğin dibinde nektar dediğimiz tatlı sıvıyı da arı geldiği için onu hazırlıyor. Arı hortumu ile balı midesine çekiyor ve oradan ayrılıyor. Özellikle çiçek döllenmesinde arı çok önemli. Yapılan araştırmada, bitkiye göre fark ediyor ama ortalama olarak, yüzden 62 çiçek özellikle meyve çiçekleri arı tarafından dölleniyor. Yani, arı olmadığı zaman 100 meyveden 62 tanesi yok. Yani dört yıl ileri gittiğimiz zaman Einstein’ın söylediği söze gelmiş oluyorsunuz. Arı, yaratılışın gayesi meyveleri dolaşarak onların meyve tutumunu sağlamak. Yediğimiz ette, içtiğimiz sütte arının payı var. İnekler, koyunlar otları yiyorlar ve süt yapıyorlar ama otların oluşmasında arının özellikle tozlaşma yaparak tohum tutmasını ve gelecek yıl tekrar çimlenmesinde arının büyük payı var. Her canlı kendi neslini bir sonraki zamana devretmek ister. İnsanlar da böyle ama nedir bu kendi neslimizi ileriye taşımak istiyoruz. Bitkiler de bu şekilde; kendi nesillerini geleceğe taşımak istiyorlar. Eğer bu zincir koparsa nesli ileriye taşıyamıyorsunuz. Arı o bitkilerin neslinin devamını sağlıyor. Sebzenin meyvenin devamını sağlıyor, yaşamı güzelleştiriyor” ifadelerinde bulundu.
 
“ARICIYA DÜŞEN İŞ ÇİÇEKLE ARIYI BULUŞTURMAK”
“Arıcılığın yapılmaya devam edilmesi lazım çünkü arı ürünlerinin insan yaşamı için yeri çok önemli” diyen İleri, “Özellikle insanların arıcılığı yapmasında kendi balını yemek, çocuğuna kendi ürettiği baldan yedirmek istiyor. Genellikle arıcılar, sağlıklı gıda yedirmek için başlıyorlar ve zamanla üretimi artıyor. Bu ürettiklerini de komşusuna satacak duruma geliyor. Arıcılık sabah 8 akşam 5 mesaisi istemiyor. Zaman zaman söylüyorum; arıcılık ne dam istiyor, ne saman istiyor, ne çoban istiyor. Arı kendi kovanını kendi işliyor. Sabahları kalkıyor, gidiyor çiçeklerden topluyor kovanına getiriyor. Size düşen zaman zaman bakıp arının ihtiyacını gidermek. Ama o kendi işini görüyor. Halk arasında çok kez arıyı tarif ederken, ‘sahibini tanımayan hayvan’ olarak değerlendiriliyor. İyi ki sahibi tanımıyor. Sahibini tanıyan hayvanlarla biz muhatap olsaydık, çilemiz çok büyüktü. Çünkü biz kendimiz yemeden onlara yedireceğiz, kendimiz içmeden onlara içireceğiz. Dolayısıyla onlara bebek gibi bakacağız. Son derece emek gerektiren bir çile ama arıda öyle değil. 4-5 günde bir siz 1-2 saat kovanların başına gidip, onların çalışmasını görürseniz işinizi yapmış oluyorsunuz. Arıcılık kolay bir iş, dediğim gibi, arı iğnesine tahammül eden rahatlıkla yapar. Arıcıya düşen iş çiçekle arıyı buluşturmak. Eğer kovanın bulunduğu bölgede çiçek bittiyse, çiçekli olan başka bir bölgeye alıp oraya götürmek gerekiyor. Arının oradan istifade etmesi lazım. Ufak tefek eksiklerini tamamlamak kalıyor geriye. Dolayısıyla arıcılık bizim açımızdan son derece kolay ve keyifli bir meslek” açıklamasını yaptı.
 
TARIMCININ ARI ÇİÇEKTEYKEN İLAÇ SIKMASI EN BÜYÜK PROBLEM!
Arıcılığın sorunları hakkında konuşan Başkan İleri, “Biz arı ile iyi anlaşıyoruz ama bizim dışımızdaki olaylar etkiliyor. Özellikle tarımda meyvecilik yapan kişilerin yanlışlarından dolayı arılar ölüyor. Arı meyve çiçeklerine giderek aslında o meyvelerin tutumunu sağlıyor, meyve kalitesini arttırıyor. Tarımcı bunun hesabını yapmadan gidiyor ve meyvelerine ilaç atıyor. Arı da çiçekteyken ilaçtan etkileniyor ve kovanına geri dönemiyor. Bizim gözümüz gibi baktığımız o hayvanlar birinin bilinçsiz tutumu sebebiyle doğada ölüp kalıyor. En çok üzüldüğümüz, bizi yaralayan konu bu. Aslında arı bizden çok meyve sahiplerine faydalı. Meyve sahiplerinin akşam saatlerinde, arı kovanına girdikten sonra ilacını atmış olsa hem arıyı korumuş olacak hem de meyveden istediği gibi ürün elde etmiş olacak. Arının uçuşta olduğunda meyvelere ilaç sıkılması bizim en üzüldüğümüz konu. Meyve sahipleri de, ‘sen arını nasıl düşünüyorsan biz de meyvelerimizi düşünüyoruz’ mazeretine sığınıyorlar ama öyle değil. Eğer meyvelerini düşünecek olsa arıyı koruruz ki arı daha çok meyvelere faydalı. Hala ülkemizde aşamadık. Bir şekilde tarımda meyvecilik yapanların arıyı korumaları gerekiyor. Arının ölümü çok küçük hayvan olduğu için görülmüyor ve insanlar da bunu fark etmiyor. Ama çok kez birileri kedileri, köpekleri zehirliyor ve o hayvanların çektiği ıstırap aynısını arı da yaşıyor. Arıları hep beraber korumamız gerekiyor” diye anlattı.
 
“DEVLET GEREKTİĞİ KADAR DESTEK VERİYOR”
İleri, devletin arıcılığa teşvik kapsamında yaptıkları yardım da bahsetti. “Devlet gerektiği kadar destek veriyor. En büyük desteği, koloni başına düne kadar artarak gidiyor 10 liraydı 15 liraya çıktı, kaç tane kolonisi varsa onlar tespit ediliyor ve devlet koloni başına 15 lira para veriyor” diyen İleri, “Devletin karşılıksız bir hibesiz var. Diğer taraftan da bankaların arıcılık yapanlara karşı düşük faizli kredileri var. Proje yapacaksa arıcılık konusunda TKDK dediğimiz Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yüzde 50 dolaylarında konumuna göre, işletme desteği var. Arı hariç, kovan, motorsuz olan taşıyıcı araçlar, kullanılan alet ekipman, hepsi devlet tarafından projenin içerisindeki kalemler sayesinde yüzde 50 dolaylarında destekliyor. Arıcılık konusunda daha önceden tecrübeniz yoksa ne kadar iyi ekipmana sahip olursanız olun yeterli değil. Arıcılıkta temelinizi hallettikten sonra işletmenizi geliştirmek, büyütmek istiyorsunuz. Bununla ilgili proje hazırlamayarak devlet destekleri ile kurabiliyorsunuz” şeklinde bilgi verdi.
 
“ÇANAKKALE’DE 80 BİN KOVANA YAKLAŞMIŞIZ”
Çanakkale’deki arıcılığı değerlendiren ileri, “Bugün itibaren 80 bin kovana yaklaşmışız. Birliğin kurulduğu zamandan bu yana 38 bin kovan arttı. Bu da Çanakkale’de arıcılığa karşı ilginin olduğunu gösteriyor. Halk Eğitim Kurslarına baktığımızda, her kış düzenlenen Arıcılık kurslarına yoğun bir talep var. Aynı anda üç tane kursun bile açıldığını gördük. Bu da vatandaşın arıcılığa ilgisinin olduğunu gösteriyor. Genellikle emekli olmuş memurlar, bu konuda alt yapısı olan insanlar bu işi sağlıklı bir şekilde yapıyorlar. Biz de günlük olarak yapılmasına destek veriyoruz. Devlet geçtiğimiz sene teşvik amaçlı 5 bin 750 tane arılı kovan küçük arıcılara dağıttı. Yüzde 80 hibe, yüzde 20 faydalanıcı katkısıyla 5 bin 750 arı kovanını birlik olarak aldık ve dağıtımını yaptık. Tarım İl Müdürü projeyi hazırladı, ihtiyaç sahiplerini belirledi. Biz de ihtiyaç sahiplerine kovanlarını dağıtmış olduk ve bu da Çanakkale’de arıcılığı birkaç basamak yukarıya taşımış oldu” diye konuştu.  
 
“AMACIMIZ ARI KOVANININ SAĞLIKLI OLMASI”
Arının sadece balından değil diğer birçok ürünlerinin de olduğunu söyleyen İleri, şu şekilde anlattı: “Dünyada kilometre kareye düşen kovan miktarı yaklaşık 0,5. Türkiye’de ise 8 hatta Çanakkale’de 10 civarında. Siz bu kilometrekareye düşen kovan miktarını arttırırsanız o bölgedeki arı varlığını çoğaltırsınız ama nektarı paylaştırmış olursunuz. Bizim amacımız arı kovanının sağlıklı olması. Arı kovanının fazla olması değil nitelikli olması sağlanması lazım. Sadece bal değil, arı sütü, propolis, polen yeni arı ürünlerinin gündeme gelmesi lazım. Onların katma değeri daha yüksek. İnsanlar bu alanda arıları ile uğraştıkları zaman parasını daha fazla kazanacaklar ve arının diğer ürünlerinden de istifade etmiş olacaklar.”
 
Dilvin ALTIKARDEŞ
 
 
 
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.