ALTIN MADENCİLİĞİNİ ‘DEĞER’LENDİRDİ

Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜMAD Madencilik A.Ş.  Genel Müdürü Hasan Yücel, Türkiye’deki altın rezervleri hakkında bilgi verdi. 

2907
ALTIN MADENCİLİĞİNİ ‘DEĞER’LENDİRDİ

Aynı zamanda Türkiye’de altın madenciliği alanındaki sorunlara da değinen Yücel, “Dünyada yılda 3 bin ton civarında altın üretiliyor ama üretim yerin derinliklerine indikçe de zorlaşıyor.  Bu nedenle de maliyetlerde çok ciddi baskı unsuru oluşturuyor” şeklinde konuştu.

Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜMAD Madencilik A.Ş. Genel Müdürü Hasan Yücel Türkiye’de altın madenciliğinin 1985 yılında değişen yasa ile yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye’de arama yapmasın sonucunda, 2000’li yıllarda gündeme geldiğini söyledi. Yücel, “Medeniyetlerin yaşadığı yerlerde ve Anadolu’da tarihte ilk altın paranın basıldığını biliyoruz. 2000’li yıllarda gündeme gelince bununla beraber çevre hareketleri de gündeme geldi.  Bu aramalar sonucunda da Türkiye’nin çok ciddi bir altın potansiyeli olduğu ortaya çıktı.  Bizim şu anda tespit ettiğimiz 6 Bin ton civarında bir tespitimiz var.  Bu kaynak olarak duruyor. Rezerve daha dönüştürülmedi. Rezerve dönüştürülebilmesi için yılda yaklaşık 200 milyon dolarlık bir araştırma yatırımı yapmamız gerekiyor.  Enerji Bakanlığı da bunun farkında ve yılda 1 milyon metre sondaj hedefi koydu.  Bu potansiyelin üretilir standartlarda raporlanması için de ciddi çalışmaları devam ediyor.  Bu potansiyel, üretim baktığımızda altın ithalat-ihracat dengesi açısından ortalama 7 ila 8 milyar dolarlık altın ithalatımız var. Üretimimiz de 1 milyon dolar civarında ve çok ciddi bir açığımız var. Bu potansiyelin sürdürülebilir yapılabilmesi için aramaların önündeki bütün engellerin kaldırılması gerekir. Türkiye’de şu anda 12 tane altın madeni çalışıyor.  Tabi bunlar da eski madenler. Bunlara yeni yatırımlar yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
“KUYUMCULUK SEKTÖRÜNDE KULLANILAN %41”
Yücel, ”Dünyada finansa aracı olarak kullanılan altınlar Merkez Bankalarının kullandığı altınların toplamı %9’u,Kuyumculuk sektöründe kullanılan %41 düzeyinde” diyerek şu bilgileri verdi: “Türkiye aslında altın üretimi sıralamasında yer almamasına rağmen, altın tüketimi ve kuyumculuk sektöründe ilk 5’e girer. Diğer kulanım alanlarından biri de yatırım aracı olarak kullanılıyor.  Bu alanda kullanım %30. Dünyada yılda 3 bin ton civarında altın üretiliyor.  Ama üretimi yerin derinliklerine indikçe de zorlaşmakta.  Bu nedenle de maliyetlerde çok ciddi baskı unsuru oluşturmakta.  Ülkemizde Altının üretim maliyetleri ilk başladığında yani 2000’li yıllarda 300-400 dolar civarında olurken, şu anda 700-800 dolara çıkmış durumda. Amerika’da, Afrika’daki üretimler çok beğenildiği için yaklaşık 1000-1200 dolarlar civarında maliyetler oluşuyor.  Bu yüksek fiyatların birkaç parametreden etkilendiğini görüyoruz.   Bir çok ülkenin savaş riski, krizler, Merkez Bankalarının rezervlerinin altına yönelik pozisyonlar alması ve bu üretimdeki zorluklar fiyatları etkiliyor.  Ama bunun ile ilgili net bir öngörüde bulunmak çok zor.”
“DÜNYADA SİYANÜR MADENCİLİĞİNDE HAYATINI KAYBETMİŞ BİR TANE MADENCİ YOK”
Altın maden üretiminin siyanürle bağlantısı olması nedeniyle gördüğü tepkiyi değerlendiren Yücel, altın madeninin diğer madenlerden farkı olmadığını söyleyerek, ”Altın aramanın birkaç tane yöntemi ver.  Aslında altının üretimi ile ilgili bir tartışma yok. Aranması ile ilgili tartışma var.  Kast edilen ise siyanür meselesi.  Altının aranmasında diğer madenlerden hiçbir farkı yok.  Altında üretim aşamasında siyanür kullanılmaktadır.  Dünyada yaklaşık 700 tane siyanür ile çalışan maden ocağı var.   Teknoloji ile bu konudaki bütün riskleri minimize edilmiş durumda.  Maalesef Türkiye’de çok suiistimal edilen konuların başında geliyor. 
700 madenden bahsettim. Dünyada siyanür madenciliğinde hayatını kaybetmiş bir tane madenci yok. İşin ilginç tarafı maden endüstrisinin geliştiği ülkeler de dünyanın en çok gelişmiş ülkeleridir.  Türkiye’de yapılan altın madenciliği uluslararası standartların üstünde. Madencilik ciddi bir faaliyet.  Çevre standartlarında projeleri iyi planladığınızda, çevreye olan zararları minimize etmemiz mümkün.  Bu konu altın madenciliğinde çok tartışılamıyor.  Örneğin Türkiye’deki diğer madenleri ile ilgili sıkıntılar var ama bakanlık bunların da farkında. Bunlar ile ilgili yeni düzenlemeler getiriyor” ifadelerinde bulundu.
“BUGÜN İSE HIZLA BİR DÜŞÜŞ YAŞIYORUZ”
Yücel, “Altın ithalatımız yaklaşık 2000’li yıllardan itibaren ürettiği 252 ton altın.  En yüksek üretimimizi de 2013 yılında gerçekleştirdik 33 ton ile.  Bugün ise hızla bir düşüş yaşıyoruz. Bunun iki temel nedeni var. Aslında bu nedenler altın madenciliğinin temel problemleri.  Birincisi, orman mülkiyetlerinde bedellerinde olan yükseklik. Bunun ile ilgili de torba yasada düzenlenmeler oldu ve %50 ye yakın bir düşüş gerçekleşti ama bu yeterli değil. 2012‘ de yayınlanan bir genelge ile bütün izin süreçleri başbakanlık tarafından yürütülmektedir.  Bu da süreyi uzatmakta. Sektöre olan yatırımcıların da maalesef dağıtmakta. Yeni bir düzenlenme daha oldu. 2017’de Merkez Bankası yayınladığı tebliğde Türkiye’de üretilen bütün altınları, öncelikle Merkez Bankası önalım hakkı doğdu.   Eskiden, dünyadaki herhangi bir rafineri aracılığı ile borsalarda satış yaparken, bugün Türkiye’de üretilen bütün altınlar, Merkez Bankasına öneriliyor. Öncelikle alım hakkı Merkez Bankasında. Bunu özellikle derneğimizin yabancı sermayelerin üyelerinden bir tepki oldu ama sonradan yapılan görüşmelerde bunun çok riskli olmadığı ortaya çıktı.  2018 yılı başında da Merkez Bankası bunu uygulamaya alır.  İthalat çok ciddi bir sorun. Ama tabi bunu şöyle algılayan da var. İthal edilen yani alınan her altını vatandaş kullanıyor çünkü bizde krizler, savaş, ekonomi, siyasi politikler vatandaşlarımızın direkt olarak alım yaptığı alanlar altınlar. Ama problem yılda 6 ila 7 milyar dolar cari açığımızı oluşturan bu altınların sistemde olmaması hiçbir katkısı olmaz” şeklinde konuştu.
“17 YILDA CARİ AÇIĞIN TAMAMINI KAPATIRIZ”  
Türkiye’de üretilen altınlar ile 5 yılda %50, 17 yılda ise cari açığın tamamını kapatabileceklerini söyleyen Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel, “Bizim yıllık 150 ton altına ihtiyacımız var.  Son on yılın ortalaması bu. Bizim de üretimimiz 33 tondan 22 tona düştü.  Dolayısı ile üretimi artırmaktan başka şansımız yok.  Üretimin artırması için de potansiyelimiz var. 6 Bin tondan bahsediyorum.  2018 yılında beklentimiz,  Enerji Bakanlığının bu hazırlık sürecinden sonra bütün prosedürleri gevşetmesi ve Türkiye’de açılan madenler ile ilgili yatırımların ve açılıma hazır olan madenlerin açılması.  5 yılda bu cari açığın %50 açığını kapatma şansımız var.  17 Senede de tamamen kapatma şansımız var.  Biz bu boyutunu çok önemsiyoruz.  Çünkü Altın Madenciliğinin yarattığı katma değer, standartlar tartışılmaz. Ekonomiye olan katkısı, sanayiye olan katkısı ve bölgelere olan katkısı çok fazla.  İthal etmek yerine kendimiz üretmeyi çok önemsiyoruz” diye vurguladı.
“TÜRKİYE ULUSLARARASI STANDARTLARDA HİÇ ARANMAMIŞ”
Başkan Yücel, maden aramalarında masrafın aramalarda olduğunu gittiğini, keşif sistemlerinin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. Yücel, “Türkiye’nin jeolojik yapısı bir kuşak üzerinde. Türkiye maalesef uluslararası standartlarda hiç aranmamış.  Yani Türkiye’nin ortalama sondaj derinliği 50 metre.  Bugün Güney Afrika’da 4 bin metrede altın üretilmekte.  Hatta Türkiye arandıkça yeni potansiyeller ortaya çıkmakta.  Çalışan maden kayalarının potansiyeli ortaya çıkmakta.  Yeni teknolojilerle, yeni yaklaşımlar ile bu potansiyellerin resmi çizilmiş durumda. Ama eksik olan konu, bunun üretime dönüştürülmesi, planlanması. Planlama ile ilgili de standartların belirlenmesi.  Finansman ayağı da mutlaka bu standartlara uygun raporların yapılması. Mesela Türkiye’nin bu standartlara uygun üyelik başvurusu daha yeni oldu. Dünyadaki çoğu kuruluşlar, Maden rezerv raporlarını, fizibilite raporlarının finansman ayağında geçerli olabilmesi için buradan bir kod alınması ve raporların bu formata göre düzenlenmesi daha yeni başladı.  Bu potansiyel artık tartışmaz ama nasıl sistem ile nasıl bir planlama ile devreye alacağız onun çalışmalarının çok iyi bilmek ve yönetmek lazım çünkü bu potansiyelin içerisinde yaklaşık 300 tane sahayı tarıyorsunuz,  bir tane altın madeni buluyorsunuz.  Bu da çok sermaye ve zamana ihtiyaç var.  Bu doğrultuda keşif sistemlerinin de desteklenmesi lazım çünkü madencilik diğer teşviklerden yararlanıyor ama temel bir problemi var.  Diğer sanayi yatırımlarında altyapı, yollar, enerji ihtiyacı sağlanıyor ama madencinin kendisi yapıyor” ifadelerinde bulundu.
“YABANCILARIN İŞTAHI KABARIYOR”
Türkiye’de yaptıkları tespitler sonucunda 1 milyon rezerv tespit ettiklerini söyleyen Yücel, bu rezervin yabancı yatırımcıların iştahını kabarttığını vurguladı. Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel, “Bu işin merkezi Enerji Bakanlığı. İşletme ruhsatları oradan alınıyor.  Maalesef sonrasında bunu defalarca Bakan Bey’e de çok kez ifade ettik ama bunun ile ilgili de yaşananları görüyoruz.  18 kurum ile karşı karşıyayız.  Çevre Bakanlığı, Orman Su İşleri Bakanlığı, Kara Yolları vb. kurumlar ile karşı karşıyasınız ve bunları tek tek takip etmemiz gerekiyor.  ÇED sürecini hazırlamanız lazım. Bunun yanında arama ve fizibilite raporlarını hazırlamanız lazım bu da çok bu da çok ciddi bir süre 3 yıldan önce hazırlamanız mümkün değil.  Altın Madenciliğinde güçlüğün sınırı yok ama toplam kaynağınız, uluslararası standartlarda rezervinizin 1 milyon civarında olması yabancı yatırımcıların da iştahını kabartmakta.  Yani 1 milyonluk potansiyele yaklaşık 150-200 milyonluk yatırım yapılması lazım” diye bilgi verdi. Yabancı sermayenin Türkiye’de yaşanan zorlu şartlardan dolayı gelmiyor” diyen Yücel, “Türkiye, Türk Ticaret Kanununa göre her yabancı şirket madencilik sektöründe ticari faaliyette bulunabiliyor.  Bu kamuoyunda son dönemlerde bunlar ile ilgili yeni modeller geliştirelim, yeni yaklaşımlar yapalım mı? kurumlarda, sektörlerde tartışılıyordu ama şu anki mevzuata göre yatırım yapabiliyorlar.  Tabi yabancı sermayeli şirket ülkemize geldikten sonra, bizim prosedür olarak karşılaştığımız zorluklar ile onlar karşılaşınca, hem finansman getirecek hem de o zorluklar nedeni ile gelmek istemiyor.  Tabi bu sadece sektör değil, ülkenin durumu değil diğer parametreler ve politikalar da etkiliyor” dedi.
“SERMAYEYE İHTİYAÇ VAR”
Yücel “Altın, Türkiye’nin birçok n-bölgesinde var.  Biga Yarımadası, Karadeniz, daha da güneye indiğimizde Güneydoğu’da, Bolkar Dağları dediğimiz Adana-Niğde civarında var.  Aslında her yerde var. Kayseri’de bile altın madeni açıldı.  Dünyada bu işi yapan şirketler var. Türkiye’de de faaliyette bulunan altın aramalarında iş yapan şirketlere bakıyorsunuz, Dünyanın üçüncü büyük kromcusu, üçüncü büyük altın şirketi, birinci büyük altın üreticisi gibi. Türkiye’de böyle büyük madencilik ile uğraşan bir şirket yok ama Türkiye’de Madencilik yapan Türk kökenli birkaç şirket var.  Ama çok büyük bir şirket yok” diyerek, birikmiş sermayeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Yücel, altının güvenli liman olmasının şu anda dünyanın hiçbir yerinde stabil olarak görünmediğini söyleyerek, “  Şöyle düşünelim; bir kilo altınımız olsa dünyanın herhangi bir köşesine gidip bu altınlar ile hayatımızı idame ettirebiliriz. Diğer parametrelerden çok etkilenmeden çünkü altın, kaybolmayan bir değer. Dünyanın her yerinde de geçerli bir finansman.  Bu nedenle Ortadoğu ve Türkiye’de altına yönelik yatırımın yerleştiği bir kültür var.  Bundan da hiç vazgeçilmiyor. Ama diğer bölgelerde, Çin, Amerika, Almanya dünyanın sıfır üreticisi ama dünyanın üçüncü büyük stokçusu.  Bu bile tek başına altının ne kadar güvenli bir liman olduğunu gösteriyor.  Altın değerinde olduğu gibi doğada da hiçbir zaman kaybolmaz” şeklinde konuştu.
ALTIN VE GÜMÜŞ BİGA’DA
Altının birçok maden ile aynı anda çıkartılabildiğini söyleyen Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel, “Altın doğada tek başına bulunmuyor. Her maden yatağında farklılık gösterir. Kiminde kurşun, kiminde bakır olur, kiminde de gümüş olur.   Türkiye’de şu anda üretilen bir çok madende altın ve gümüş birlikte.  Altın ve gümüşü birlikte aynı süreçte üretiyoruz.  Rafineriye de altın ve gümüş olarak satıyoruz. Onlar da çok küçük bir operasyon ile onları ayırabiliyor.  Yani ürettiğimiz bonelerin %60’ı altın oluyor %40’ı da gümüş oluyor. Şu anda yüzeye yakın olan madenler işletiliyor. Biga Yarımadasında altın ve gümüş daha çok işleniyor” diye konuştu.
Altın üretiminin daha ekonomik bir hale getirebilmek için yeni teknolojiler ihtiyaç olduğunu söyleyen Yücel, “Türkiye’nin Altın potansiyelinin mutlaka, Türkiye’de üretilmesi için kamunun özel sektörün çok hızlı yol alması gerektiğini düşünüyorum.  Bu konuda da Enerji Bakanlığına, Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne çok iş düşüyor.  Biryandan da MYK’nın bu konuda çok ciddi çalışmaları var.  Halen yabancı sermayeyi bu ülkeden uzak tutacak argümanlara girmemek lazım çünkü halen daha bu konuda yeni yaklaşımlara, yeni teknolojilere ihtiyacımız var çünkü bugün ekonomik olarak öngörmediğimiz bir altın kaynağı bir süre sonra teknoloji ile daha ekonomik olabiliyor” dedi.

Haber:  Gizem Tuğçe BAYHAN
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
FİKRET ANDİÇ421 - 27.5.2018 09:07:50
YAKIŞIR ABİME HELAL OLSUN SEN BİZİM GURURUMUZSUN